"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fitne ve fesat, seçmen iradesini zedeleniyor

29 Kasım 2019, Cuma 00:49
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Vekili Ali Koç, "Bugünün Türkiye’sinde fitne ve fesat, demokrasinin özü olan seçmen iradesini zedelemektedir" dedi.

Haber-Foto: Süreyya Nur İşler
sureyyanurisler@yeniasya.com.tr

Türkiye Kalite Derneği (KalDer) ve Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) iş birliğiyle İstanbul’da “Çözüm Özünde” temasıyla 28. Kalite Kongresi gerçekleştirildi. Kongrenin açılış konuşmasını Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç, Dünyaca ünlü ekonomist Nouriel Roubini ve Türkiye Kalite Derneği (KalDer) Yönetim Kurulu Başkanı Görgün Özdemir yaptı. 

Hukukun üstünlüğü olmadan refah olmaz

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç, konuşmasında demokrasi analizi yaptı. Koç, demokrasi kurum ve kurallarıyla yerleşmeden, hukukun üstünlüğü esas alınmadan sürdürülebilir büyümenin ve refahın sağlanmasının çok zor olduğunu belirterek, “Hür, müstakil, kudretli, lider ve rekabetçi bir ülke için üreten olmamız lazım. Ekonomik anlamda kalkınmışlık olmazsa olmaz. Sağlıklı işleyen bir demokrasinin varlığı yakın gelecekte büyük yatırımlar açısından belki de en önemli karar unsuru haline gelecek. Düzenleme çerçevesinin rasyonel temeller üzerine bina edildiği, karar mekanizmaları şeffaf olan, hesap verebilirliğin ilke kabul edildiği, hak aramanın kurumsal sigortaları bulunan ülkeler uluslararası sermayenin yatırımlarında ön plana çıkıyor” dedi.

Lider gençlerin rehberliğine ihtiyaç duyulacak

Koç, “Farklı bakış açılarının tolere ve hatta teşvik edildiği demokratik toplumların, eğitim sistemleri de sorgulayan, itiraz edebilen ama uzlaşı da arayan, değişimle barışık, lider özellikli genç nesiller yetiştirebiliyorlar. Yarının bilinmezliklerine yol alırken, iddia ve vizyon sahibi tüm ülkeler ve şirketler böylesi gençlerin rehberliğine ihtiyaç duyacaktır. Yani iyi işleyen bir demokrasi, bir ülkenin insan sermayesi açısından da olmazsa olmazıdır” ifadelerini kullandı.

Çözüm demokrasinin özünde

Koç, “Daha iyi, daha müreffeh, daha rekabetçi, daha istikrarlı, lider, daha mutlu, kısacası potansiyelini aşan bir Türkiye için hepimizin sorumlulukları var. Bu yolculukta, toplumun tüm kesimleri ve elbette bizlerin iş dünyasında, odağına insanı koyan çözümlerin arayışında üzerimize düşenleri yerine getirmeliyiz. Zira demokrasinin özünde insan var. O zaman çözüm de insandır. Çözüm biziz. Hepimiz.” değerlendirmesinde bulundu. Koç, Brexit kararının bilinmeyenlerle devam ettiğini aktararak, şunları söyledi: “Dünya artık yalnız kalmak için çok küçük. Başkalarının sandığımız meseleler, gelip bizleri etkileyebiliyor. Hem dünyayı hem Avrupa’yı etkiliyor ama özellikle ülkemizi çok çok etkiliyor. İngiltere ile çok büyük ticaret hacmimiz var. Biz hala alternatif senaryoları planlayamaz durumdayız, nasıl sonuçlanacak bilmiyoruz. Suriye’deki insanlık krizi hem ülkemizi hem de Avrupa’yı ciddi anlamda etkiliyor. Bunlar gibi pek çok sorun sayabiliriz. İnsanoğlu da çok önemli bir dönüşüm içerisinde. Değişim her zaman var ancak bu kadar hızlısını insanoğlunun hiçbir zaman yaşamadı."

Resesyon tehlikesine dikkat 

Koç, küresel ölçekte demokrasinin geleceğini tehlikeye atan ciddi sosyal sorunlarla iç içe olunduğunu ifade ederek, “Dünyanın her kıtasında pek çok ülkede öfkeli şekilde insanlar sokaklarda. Sebepler farklı ama mevcut ekonomik ve siyasi düzenden memnuniyetsizlik hepsinin ortak paydası. Tarih boyunca insan sınırlarını aşma eğiliminde olmuştur. Büyük düşünürlerin çoğu hak ve özgürlüklerin yurdu olan demokrasiye ulaştığımızda arayışın son bulacağını inanıyorlardı. Ekonomist Nouriel Roubini, resesyon tehlikesine işaret ediyor. Daha evvel de etti tahminleri gerçekleşti. Küresel ekonomi resesyona girecek mi? Bilmiyoruz, ama pek çok akademisyen ve uzman insanlığın demokrasi yolundaki ilerleyişinde şimdilik mola verdiğini, küresel demokrasinin bir süredir resesyonda olduğunu söylüyor. Farklı kuruluşların yaptığı araştırmalar aynı olumsuz gidişata da işaret ediyor. Dünya genelinde son 10 yılı aşkın süredir insan hakları ve siyasi özgürlükler konusunda kesintisiz gerileme yaşanıyor. Demokrasi nicelikten ziyade niteliğiyle anlamlı. Kim ne kadar demokrat ölçmek zor, rakamlarla ifade etmesi imkânsız. Zira özgürlük anlayışı temelinde demokrasinin standartları da zamanla değişiyor ve gelişiyor.”

Bilgi çağında demokrasi gelişiyor

Bilgi çağında bilgiye ulaşmanın kolaylaşacağı ve böylece demokrasinin gelişmesine yardım edeceği ve demokrasinin gelişeceği öngörüldüğünü anlatan Koç, “Teknoloji demokrasi açısından sakıncalı girişimlerin de aracı oldu. İnsanların tercihlerine dolayısıyla seçim sonuçlarına sosyal medya ve yapay zeka vasıtasıyla etki edilebilmesi gelecek açısından son derece endişe verici. Mesela ülkemizde de zaman zaman görüyoruz, sosyal medya üzerinden toplumsal kaygıları hedef alan, manipüle eden kitlesel dezenformasyon veya bugünün Türkiye’sinde fitne ve fesat, demokrasinin özü olan seçmen iradesini zedelemektedir” şeklinde konuştu.  

Birçok sorun insanlıktan çözüm bekliyor 

Türkiye Kalite Derneği (KalDer) Yönetim Kurulu Başkanı Görgün Özdemir açılış konuşmasında dünyanın baş döndürücü bir hızla geliştiğini ve değiştiğini belirterek, "Dünya baş döndürücü bir hızla gelişiyor ve değişiyor. Yapay zeka, sürücüsüz araçlar, blockchain, dijitalleşme, nesnelerin interneti, birbiri ile konuşan makineler ve benzeri gelişmeler hayatımızı şekillendiriyor. Ancak bu değişim ve dönüşüm pek çok sorunla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Küresel ısınma, açlık ve yoksulluk, gelir dağılımındaki eşitsizlik, göçler, çarpık şehirleşme, cinsiyetler arası eşitsizlik, kadının iş yaşamına katılımı, eğitime erişim ve fırsat eşitliği, hala elektriğin ulaşmadığı ve sağlık hizmetinden mahrum milyonlarca kişi, kısıtlı doğal kaynakların verimsiz kullanımı ve sıralayabileceğimiz daha birçok sorun insanlıktan çözüm bekliyor. Hiç şüphesiz, geriye dönüp sorunların ortaya çıkış sebeplerini bulabilirsek çözüme ulaşmada önemli bir adım atmış olacağız. İşte bu düşünceyle kongre ana temamızı 'Çözüm Özünde' olarak belirledik" ifadelerini kullandı.

“Çözüm odaklı” tutum bir sorumluluk 

TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Bahadır Kaleağası ise “Çağımızın gün geçtikçe yumaklaşan sorunlarına karşı “çözüm odaklı” bir tutum sergilemek saf bir iyimserlik değil; gelecek nesillere karşı olan sorumluluğumuz. Bu sorumluluğumuzu yerine getirmenin en geçerli yolu yine insanlık tarihinden öğrendiğimiz gibi ortak yaklaşım, ortak söylem, ortak eylem olabilir” dedi.

Ekonomide korumacı politikalar büyük risk 

Dünyaca ünlü ekonomist Nouriel Roubini konuşmasında, küresel ekonomide büyüme pozitif olsa da yüzde 90 oranında yavaşlama olduğunu söyledi. Roubini, dünya ekonomisinde en büyük riskin korumacılık politikaları olduğunu vurgulayarak, ticaret, iş ve sermayede kısıtlamalar olduğunu, mevcut teknoloji savaşlarının diğer ülkeleri de etkilediğini söyledi.  Roubini, "Eğer korumacılık politikaları artarak devam edecekse milyar dolarlık fabrikalar kurmak mantıklı değil. Bunun yerine beklemek daha mantıklı. Bundan dolayı kurumsal sermaye harcamalarında, üretimde bir gerileme söz konusu. Sermayede ve ihracatta bir gerileme var" dedi.

Jeopolitik riskler endişe verici

Nouriel Roubini, dünyanın son 40 yıldan bu yana küreselleşme süreci içerisinde olduğunu, şimdi ise küreselleşmeme sürecine girdiğini belirterek, şunları kaydetti: "ABD'nin, Çin hükumetinin 5G teknolojisi ile ABD vatandaşlarını takip edeceği konusunda endişesi var. 5G ağları cep telefonlarımızı yönlendiriyor. 5G teknolojisi ve ağları yakın gelecekte bütün alanlara yayılabilir. Çok kapsamlı ticaret savaşları yaşanabilir. Bütün dünyayı bölecek bir durum ortaya çıkacaktır. ABD ve Çin arasında 5G, yapay zeka alanlarında rekabet devam edecektir. Küreselleşmeme aslında bir tehdit, küresel tedarik zincirini yıkacak gibi görünüyor, daha düşük bir küresel büyümeye sebep olacaktır. Şuanda ekonomik aktivite yumuşak ve endüstri kısıtlanmış durumda. AB’nin Birleşik Krallık'a yapmış olduğu ticari kısıtlamaları görüyoruz. Ve AB içinde bir resesyon beklenebilmekte. Piyasaların endişe duyduğu bir risk unsuru da jeopolitik risk unsurudur. Özellikle Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler ve ABD-İran arasındaki gerilim endişe verici bir şey.  Piyasaların beklentisi "büyümenin yavaşlayacağı, resesyonla birlikte talebin azalacağı, petrol fiyatlarının düşeceği" yönünde” dedi. 

“2020’de küresel resesyondan kaçınılacak”

Roubini dünya üzerinden ekonomik verileri şöyle değerlendirdi: “2020 yılında küresel ekonomik büyüme devam edecek, gelecek yıl küresel resesyondan kaçınılacak, küresel ekonomide büyük bir büyüme beklemiyorum, Çin ekonomisi yavaşlayacak. Avrupa ekonomisi durağan seyredecek, gelişen ekonomiler biraz iyileşecek. Avrupa ekonomisindeki sıkıntılar Brexit ile sınırlı değil, Avrupa'nın daha derin ve temel sorunları var. Avrupa’da tam bir siyasi birlikten bahsedemeyiz. Gelişen ekonomilerde gelecek yıl için yüzde 4-5 büyüme bekleniyor, bu durum küresel ekonomiler için itici güç olacak, daha dinamik gelişen piyasalar görülecek.”

“Türkiye'nin yapısal reformlara ihtiyacı var”

Ekonomist Roubini, "Türkiye'de son 20 yıldır ekonomik büyüme çok kuvvetliydi, ekonomik çeşitlenme başladı. Finansal hizmetlerde ve endüstriyel açıdan gayet başarılıydı. Türkiye'nin hem Batı hem de Doğu ile iş yapabilmesi çok avantaj sağlıyor. Türkiye'nin nüfus artışı, doğru eğitim ve beceri kullanımıyla önemli bir ekonomi kaynağı olabilir. Türkiye ekonomisinde son dönemlerde kırılganlıkların başladığını görüyoruz. 2015 yılından bu yana reform yapma süreci yavaşladı. Kredi politikası ve gevşek politika sebebiyle enflasyonda artış oldu. Türkiye ekonomisinde makroekonomik kırılganlığın yanı sıra jeopolitik kırılganlıklar da etkili oldu. Para birimi değeri kayba uğradı. Bu durumdan hem bankacılık hem de özel sektör etkilendi. Daha sonra ekonomik faaliyetler  bu yıl itibarıyla yükselişe geçti. Ekonomik resesyonla birlikte cari açığın azaldığını görüyoruz. Türkiye ekonomisi daha istikrarlı hale geldi. Ekonomi iyileşmeye başladı ama bu iyileşme kırılgan ve suni. Türkiye'de parasal politikaların daha sıkı olması gerekiyor. Makroekonomik stabilizasyon anlamında bakacak olursak potansiyel bir büyüme için Türkiye'nin yapısal reformlara ihtiyacı var. Türkiye'de genç nüfusun istihdama katılması daha yüksek büyümesine katkı verecektir" dedi.

Okunma Sayısı: 768
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı