"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Felsefe ve insan...

Orhan Ali YILMAZ
25 Eylül 2021, Cumartesi
Düşünce, insanla birlikte vardı.

Düşünmek ise düşünenle beraber..

“Salt Felsefe” Eski Yunan’la başlamıştı.

Öncesi ise; Eski Mısır, Mezopotamya, Sümer, Hint ve Çin ve İran

Pek hesaba katılmamıştı..

Dinî ve Dinî Olmayan diye ikiye ayrılmıştı..

Salt Felsefe ise; “Akıl”dan kaynamış; taşmıştı..

Eski Yunan, Putperest idi; Semâvî- İlâhî bir dinle bağlı değildi.

Yalnız, Ticaret Yolları üzerinde idi; Refah Düzeyi yüksekti..

Hep düşünmüş, merak etmişimdir:

“Neden, sanat, hem de felsefe, hep refah düzeyi yüksek toplumlarda gelişmiş?” diye.

Eski Yunan, her halde bunun en güzel cevabıydı..

Öyle Ya!

Ekonomiden, para kazanmaktan, geçim derdinden başka bir şeyi düşünemeyen bir toplum, felsefe-sanat üretemezdi..

Olsa olsa “Homoeconomicus”ları üretirdi..

Günümüzdeki örnekleri gibi…

***

Felsefe’nin bir amacı vardı.

Onun için de bazı bölümlere ayrılmıştı:

Varlık Bilimi (Ontoloji), Bilgi Bilimi (Epistomoloji), Etik (Ahlâk) ve Estetik (Güzellik) diye.

Felsefe, kâinatı ve varlığı (kozmosu) “bir bütün olarak” kavrama ve açıklama peşindeydi.

“Sınırlı Bir Varlık”; Akıl ile, “Sınırsız Bir Varlığı” kavrama, açıklama çabası…

***

Her insan, “farklı” yaratılmıştı..

Kâbiliyetleri, meyilleri, arzuları, beklentileri, kaygıları, korkuları, sevdikleri, nefret ettikleri..

Hepsi “farklı”ydı..

Onun için de “ayrı” bir dünyası vardı.

***

“İnsanlar adedince” dünyalar..

Dünyalar sayısınca, “Varlığı” algılama, hem de anlama biçimleri..

İşte, Felsefî Akımların çıkış noktası..

İdealizm, Materyalizm, Realizm, Rasyonalizm, Septisizm, Spiritüalizm, Entüisyonizm (Sezgicilik) Kritisizm, Sansüalizm, Ampirizm, Pozitivizm, Analitik Felsefe, Egzistansiyalizm, Fenomenoloji ve diğerleri..

Ve, Filozoflar sayısınca, “Varlığı” kavrama, anlama ve de anlatma biçimleri..

Sanki, “Beşerin zihni bin parça” edilmişti..

Hep, -e göreler; sana, bana, şuna, buna, ona göreler..

“Mutlak Hakikat”in anlaşılmazlığı…

***

Neyin var olduğuna; hangi şeyin bilinebileceğine ve ne kadar bilinebileceğine; iyi ile kötünün, ahlâkî olanla olmayanın; güzel ile çirkinin “ayrım”ına kim karar verecekti?...

Bir fikir kargaşası, bir düşünce kaosu..

“Değerler” anarşisi…

***

Her Filozof, sistemini, diğerinin “yokluğu” üzerine kuruyor, “Kardeş’inden kaçıp, aleyhinde dâvâ açıyor”du…

“Ortak” bir “Değer”de, bir “anlayış”ta ve de “anlatış”ta birleşmek; pek mümkün olmuyordu..

Yoksa, “zevkler ve renkler tartışılmaz; sonra, vardır her yiğidin bir yoğurt yiyişi” gibisinden bir “kolaycılık”la işin içinden çıkılabilir miydi!?...

***

Hâlbuki; insan, “Sosyal” bir varlıktı; diğer insanlarla “birlikteliği” vardı..

Yalnız yaşayamazdı..

Bir “Toplum Düzeni” olacaktı…

***

“Akl”a dayalı Felsefe, kulağını vahye, semâvî olana ve Kur’ân’a kapamıştı.”

Her şeye “çâre” olacağını sanmıştı..

Yanılmıştı; yanıltmıştı…

***

Onu, bu yola, bu “yanlış”a sevk eden; “Ene”nin takıntısı, “Ego”nun beğentisi, belki de bir “zevkin” buluntusu, Şeytan’ın fısıltısı, Hevâ’nın görüntüsü..

Ya da nefsinin sıkıntısı, rûhun da boğuntusu, meşgûliyet dürtüsü..

Her halde; bir çıkış, bir kurtuluş umudu; “kul” olmaktan, “kulluk”tan..

Bir “kaçış” belirtisi; “abd” olmaktan, “abdiyet”ten, “Mâbûd”tan…

***

Ve, Felsefe, insanlığın önüne, “cevaplar”dan çok “sorular” bırakmıştı..

“Nasıl”lardan ziyade “Niçin”ler, “Neden”ler…

***

Bir de, “insan”lığın önünde, en az, “varlığın” problemi kadar, “yokluğun” o müthiş şiddetli sancısı, rûhun “ebed” arzusu, sonsuzluk sıkıntısı, vazgeçilmez tutkusu…

***

“Ölüm” neydi; ve sonrası?!...

Felsefe, bir “çâre”, bir “çözüm” koymamıştı..

Sadece “sorular” bırakmıştı..

Öyle ya!

Cevabını vermeseniz, bilmeseniz de “soru sormak” asıldı…

Okunma Sayısı: 1530
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali Hakkoymaz

    25.9.2021 18:33:07

    Bir kitabın ipuçları... Suçlarını yüzlerine vurmadan adamların kalbine indirmişsin. İyi etmişsin. Son zamanlarda okuduğum keyifli denemelerden biri. Beş suları uyanıp okuduğumda yazı bitecek diye korkuyordum; bitmedi. Çünkü arkası gelecek [ümidim var.] Ve bana şiir de yazdırdı. O da sana ithaf ile... Kitabın adı yukarıda: Felsefe ve İnsan. Seneye bugüne hazır olur duâsıyla...

  • A. AYDIN

    25.9.2021 18:02:39

    İşte ehl-i felsefenin fotoğrafı. Demek akıl, vahiy olmadan hakikati bulmakta kifayetsiz.

  • Okur

    25.9.2021 11:18:35

    ..soru: annen baban var mıdır? cevap: topraktır.. çiçek abd ise mabud topraktır..

  • Ramazan Çalışan

    25.9.2021 11:08:14

    Siyah bir gözlük olan felsefe ile, mahlukata ve olaylara bakılınca nasıl görüleceğinin harika bir resmini çizmişsiniz.Felsefe'nin bu batıl tarafını gören, yüzünü hakka çevirir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı