Hani, bizim milletimizin arasında bir tabir vardır ya.... " iki bayram arasında nikâh kıyılmaz!" diye. Bunu da ekseriyet, Ramazan ve Kurban Bayramı arasını zanneder.
Hâlbuki, o zan yanlıştır. O iki dinî bayramın arasında da, iki ayı aşan bir müddet vardır. Bu kadar uzun bir zaman diliminde, niye nikâh kıyılmasın ki?
İşte, bu yanlış bilinenin doğrusu şudur; Müslümanların haftalık bayramı olan Cum'a günü ile senelik iki bayramdan birinin aynı güne denk gelmesi için söylenmiştir bu söz.
Çünkü, aynı gün içerisinde, sabahleyin bayram, öğleyin de Cum'a namaz kılındığı için, çok kısa bir zamanda nikâh kıyılması zordur.
Bu sene de işte, Ramazan Bayramı Cum'a gününe denk geldiğinden, bugün iki bayramı birden yaşıyoruz. Ramazan Bayramı, oruç tutmamızın şükrü olarak, Rabbimiz tarafından bize bahşedilen sevinçli bir gündür.
Her Ramazan başladığında, bazı insanlar, "Nasıl geçecek bu otuz gün?" diye meraka da düşüyor. Ama Ramazan ile alâkalı Bakara Sûresinin 184. âyetinde bu günlerin "sayılı günler" olduğu ifade ediliyor.
Evet, "sayılı günler" çabuk geçer ve geçti. Rabbimiz, bir dahaki Ramazan’a, Ramazan Bayramına, hepimizi kavuştursun inşâallah! Mazeretsiz yere, hele de, Ramazan’a hürmet etmeyecek şekilde oruç tutmayanlar ne kazandı, tutanlar ne kaybetti?
Tutanlar; hayır, nur, güzellik, sevab kazandı. Tutmayanlar, bunları kaybettikleri gibi; günah, şer, kötülükler kazandı. (yanlış anlaşılmasın, tutmayabilir, o kendi mes'elesi. Ama açıkta, milletin gözü önünde bunu gösterenleredir sözümüz)
Neyse, şükür bir Ramazan ayını daha Rabbimizin emrine tâbi olarak bitirdik ve bayrama kavuştuk. Allah, zalim kâfirlerin tasallutu altına bulunup, Ramazan ve bayramları bîhakkın idrak edemeyen kardeşlerimize yardım etsin. Bir an evvel onlara sulh ve sûkunet nâsib olsun! O zalimleri de Kahhar ismiyle kahretsin!
Hepimizin bayramı mübarek olsun!