"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bayram yazısı

Ali BEYKOZ
20 Mart 2026, Cuma
Ramazan ayı ile birlikte mübarek üç ayları bitirmiş oluyoruz.

Ramazan-ı Şerif, fani ömür içinde baki bir hayatı kazandıran bir aydır.

Leyle-i Kadir bin aydan hayırlı olmasının sırrıyla nurlu bir gecedir.

Bu duygu ve düşüncelerle mübarek Ramazan Bayramınızı tebrik ederim.

"Nerede o eski Ramazanlar?" "Nerede o eski bayramlar?" dediğimiz yaşlara geldik. 

Gençken hatta çocukken teravih namazlarını neredeyse kaçırmazdık. Çocukluğumuzda işin açıkçası namaz kılmazdık, fakat teravih namazını kaçırmazdık. Gençliğimizde namazlarımızı da kıldığımız için daha bir nuranî bir hava içinde Ramazan ayı geçerdi.

Bir arkadaşım “Hatıralarını yazmaya başlayınca ihtiyarlamaya başladın demektir” demişti. Ciddi ciddi bir hatıra yazma durumum yok aslında, fakat daha da unutmadan bazı güzel hatıralarımı yazayım istiyorum.

Konya’da üniversitede okuduğum yıllarda dershanede kalıyoruz. Nöbetçi arkadaş uyanmış çay suyunu ocağa koymuş sonra gelip yatağa uzanmış. Uzanış o uzanış... Nasıl olsa nöbetçi uyandırır diye diğer arkadaşlar ve ben de derin uyuduğumuz için bir koku ile uyandık. Güneş de doğmuştu. Suyu biten çaydanlık yanmaya başlamış. Allah'tan ev yanmamış diye şükrettik. Sahursuz oruç tutma hatırası olarak bizim hafızamızda yer eden bir gündü. Gerçi hemen hemen herkesin sahursuz oruç tutma hatırası vardır.

Bir sınıf arkadaşım ile birlikte teravih namazlarına giderdik. Namazlarını kılmazdı, fakat ben onu teravihe teşvik ediyordum. Bir gün nasıl olduysa yalnız başına gitmiş. İkinci gün karşılaştık. “Dün bir camiye gittim, teravih bitmedi bir türlü. Hoca okudukça okudu. Kıldıkça kıldık." Hangi camiydi diye sorunca anladım. Hatimle teravih kıldıran camiye gitmiş. “Caminin yarı yarıya boş olmasından anlamalıydım. Bir daha sensiz teravihe gitmem” diyerek bana bir sorumluluk yüklemişti…

Ev arkadaşlarımdan ikisiyle birlikte nasıl olduysa teravih namazına gecikmiştik. Hoca yatsı namazının farzını kıldırıyordu, cami dolmuş taşmıştı. Namaza duracak bir ortam yoktu. “Gelin ben size teravih namazı evde kıldırırım" diyerek eve geldik. Ben aslında imamlık yapmazdım… Arkadaşlar da bana şaşkın bakıyorlardı...  Hayatımda bir defa teravih namazı kıldırdım onu da yirmi rekat birden kılıp selâm verdim.  Allah kabul etsin.

Çok küçükken annem Ramazan ayında sahurda tereyağlı bulgur pilavı yapardı. Ben ona Ramazan pilavı derdim. 

Bayram sabahları çok erken kalkardık ve abdest alıp yola düşerdik. Sabah namazını camide kılar bayram namazını beklerdik. 

Ramazan Bayramlarında annem mutlaka gül baklavası yapardı. 

Ramazan pilavını da, gül baklavasını da özlüyorum. Güzel günlerdi. 

Çocuklarımıza özlenecek ramazan ayları, bayram sabahları yaşatalım inşallah...

Okunma Sayısı: 171
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı