"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Deprem İlâhî bir ikazdır

29 Eylül 2019, Pazar
Herkese merhabalar çok saygıdeğer Pazarola okurları!

Yazıma başlarken beni İstanbul’dan takip eden bütün seyircilerime bir geçmiş olsun demek istiyorum. Malûmunuz geçtiğimiz Perşembe epey korkutan bir zelzele atlattık... Allah daha beterlerinden muhafaza etsin, insan aklını kaybedecek gibi oluyor. Aranızda 99 depremini yaşayanlar mutlaka vardır, ben o zamanlar bir bebe olduğum için hatırlayamıyorum. Yani uzun yıllar hatırladığımı iddia ettim, ama aile üyelerim beni bu iddiamdan “İmkânı yok hatırlayamazsın, sen bizim anlattıklarımızdan öyle yaşamışsın gibi düşünüyorsundur” diyerek vazcaydırdılar. Halbuki böyle travmatik şeyleri hatırlayabilir insan ne kadar 1 yaşında olsa da. Misal, 1 yaşından da küçükken apartman boşluğuna düşmüştüm, onu da hatırlıyorum. Onu da hatırlayamayacağımı söylüyorlar. Neyse bunları başka bir zaman konuşuruz, şimdi konumuz benim fil hafızam. İşte şey diyecektim, 99 depremini hatırlayanlar yaşadığımız bu son sarsıntıdan daha fazla etkilenmiştir diye düşünüyorum şahsen. Tamamen benim şahsî görüşüm. Bu hayatta en sevdiğim şeylerden birisi insanlara 99 depremi anılarını anlattırmak olduğu için ve ben asla anlatamadığım için hep üzülürdüm. Şimdi artık benim de anlatacak bir anım ve buna çok müsait bir zeminim olduğu için gelin sizlere depreme nasıl yakalandığımı anlatayım. 

Teşekkürler devletimiz!

Olay 26 Eylül Perşembe günü saat 13:59 sularında gerçekleşiyor. Her şeyden habersiz minik Çedile arkadaşıyla birlikte okulunun arka bahçesinde oturmaktayken ufak bir sallantı hissediyor, ama ne hikmetse bunun bir inşaattan kaynaklandığını falan düşünüyor. Çünkü küçük Çedile’nin okulunun mahallî inşaat yuvası. Belki 99 depreminden sonra bir toplanma alanı haline getirilmiştir ve zaman içinde insanların depremde sokaklara dökülmemesi için bu toplanma alanlarında konut ve avm inşaatına başlanmıştır. Görüyorsunuz devletimiz yine bizleri düşünüyor... Teşekkürler devletimiz. İşte bu ilk sallantıyı çok idrak edemeyip arkadaşımla muhabbet etmeye devam ediyordum. Aslında 4. kattaki dersim 1 dakika sonra başlayacak olmasına rağmen nedense bir türlü kalkıp derse gitmek gelmedi içimden. Hemen ardından çok büyük bir gümbürtüyle beraber bir rivayete göre 5,7 bir rivayete göre 6 şiddetindeki ikinci zelzele oldu. Arada hiçbir engel olmadan direkt yerkürenin üzerinde oturduğumdan mütevellit yaşadığım şoku hâlâ atlatamıyorum. Bir binada falan olsam belki sallanıyor olduğumuzu daha çabuk idrak edebilirdim ama Allah aşkına yer sallanıyor ben bunu nasıl anlayabilirim ki? Sabit bir yerde durabilsem ve etrafımdaki şeyler sallansa bunu anlayabilirim, ama ben de yerde oturuyorum ve ben de sallanıyorum. Etrafımdaki her şeyle aynı anda ahenk içerisinde gidip geliyorum, ama beynim bana sallandığımız sinyallerini veriyor. Bu kafa karışıklığı depremden beş saat sonra bile yürürken başımın dönmesine sebep oldu. 

EN BÜYÜK KORKUM

Öyle bir acziyet, öyle bir korku sarıyor ki insanın yüreğini, bir milisaniye içerisinde insan kaç kişiyi düşünebilir? Aynı anda kaç kişi için endişelenebilir? Kendim zaten halihazırda okulumuzun acil toplanma alanında bulunduğum için canımdan hiç endişe etmedim. Ama o büyüklükte bir sarsıntıdan ve kopan gürültüden sonra aklımda televizyonda izlediğim deprem görüntüleri vardı. Herkesin enkaz altında kaldığını düşünüyordum. Ben burada güvendeyim ve sevdiklerim, arkadaşlarım, ailem bambaşka yerlerdeler. Ne yapıyorlar? Yaşıyorlar mı? Ben şahsen ölmekten hiç korkmam. Sonuçta ölüm bizler için yalnızca bu dünyadan bir terhis teskeresi hükmünde. Ama sevdiklerimin benden önce ölmesinden hep korktum. Ve en büyük korkumu yaşıyordum. Daha sarsıntı bitmeden telefona sarıldım ve tek duyabildiğim telefonun öbür ucundan gelen kendi adımdı. Sonrasında hatlar düştü. Saniyeler içerisinde tüm okul ön ve arka bahçeye boşalıyordu. Çok açık bir şekilde söylüyorum, deprem anında yapılması gerekenlerden sınıfta kaldık. Deprem öncesi yapılması gerekenler dersini zaten hiç alamıyoruz alttan dersimiz kaldığı için. Deprem sonrası yapılması gerekenleri de yapamıyoruz, çünkü imkânlar el vermiyor. 

REZİLLİK

Herkes telefonuna sarılmış, ama kimse kimseye ulaşamıyor. Ağlayanlar, fenalık geçirenler, şoka girenler... Yalnızca bir dakika sonra artık toplanma alanına sığamıyorduk. Artçı sarsıntılardan dolayı bulunduğumuz yeri terk etmek mümkün değildi. Bir süre sonra aradıklarına ulaşamayan insanlar telâşla gitmeye başladı. Ama sokakta adım atmak mümkün değildi. Trafik bir anda kilit olmuştu. Metrobüs üst geçidine giden yollar bile insan trafiğinden kullanılmaz hale gelmişti. Tam bir rezillik içerisinde çaresiz bir şekilde bekliyorduk. Herkesin iyi olduğu haberini alınca yüreğime bir kova su döküldü. Serpmekle falan olacak iş değil, çünkü. İtiraf edeyim annemle konuşurken biraz ağladım. 5,7/6 büyüklüğündeki ve birkaç saniye süren bu depremde yaşadıklarımız “Beklenen Marmara depreminde ne hale geliriz?” sorusunu getiriyor akıllara. Bu korkuyla insanlar günlerdir sokaklarda yatıyor. Bütün bu yaşananlar bir kenara, şunu unutmamalıyız ki Deprem İlâhî bir ikazdır. Ve Allah hepimize saniyeler içinde maddî manevî ne kadar hazırlıksız olduğumuzu gösterdi. Kimileri deprem için “doğal” afet diyor. Ama böyle nisbeten ufak bir depremde bile yaşadığımız bütün bu mağduriyetler hiç tabiî değil... 

Okunma Sayısı: 468
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı