Şeker rumuzlu okuyucumuz: “Üstad 8. Söz’de kuyu içinde incir ağacını vermesi ve incir ağacında binlerce meyvenin yer alması. Ayrıca Cenab-ı Hakkın incir ve zeytine yemin etmesi. Bir bağlantı var mıdır? Sebebi ve hikmeti ne olabilir?”
Sekizinci Söz
Sekizinci Sözü hatırlayalım: İki kardeş gidiyorlar. Bir yol ayırımına geliyorlar. Sağ yolda kanunlar vardır ve iyi bir yönetim hâkimdir. Sol yolda ise serbestlik ve kanunsuzluk vardır. İyi huylu kardeş sağ yoldan, kötü huylu kardeş ise sol yoldan gidiyor.
Sağ yoldan giden kardeş, ıssız bir çölde, müthiş bir ses işitiyor. Bakıyor ki, dehşetli bir aslan meşelikten çıkıp kendisine saldırıyor. Birden korkuyor.
Fakat bu çölün bir kanunu ve nizamı olduğunu, bu aslanın da bir sahibi olduğunu düşünüyor. Fakat, yine de kaçıyor. Altmış metre derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeliyor ve atlıyor. Kuyunun yarısında, bir ağaca tutunuyor ve ağaçta asılı kalıyor. Kuyunun duvarında büyümüş olan ağacın iki kökü var. Biri beyaz, biri siyah iki fare ağacın iki kökünü kemiriyorlar. Yukarıya bakıyor; aslan kuyunun başında bekliyor. Aşağıya bakıyor; kuyunun dibinde dehşetli bir ejderha, başını kaldırmış, ayağına yaklaşmış. Kuyunun duvarında ısırıcı ve muzır haşereler... Ağacın başında ise cevizden nara kadar binlerce meyve mevcuttur.
Anlıyor ki, bu incir ağacı bir listedir, bir sergidir. Bu yerlerin gizli hâkimi, gizli bahçesindeki ağaçların meyvelerini birer numune olarak bu ağaca takmış, misafirlerine ikram ediyor.
Yarılan Duvar
Dua ediyor: “Ey bu yerlerin Hâkim’i! Senin bahtına düştüm. Sana dehalet ediyorum ve Sana hizmetkârım ve Senin rızanı istiyorum ve Seni arıyorum.”
Bu duadan sonra kuyunun duvarı birden yarılıyor. Güzel bir bahçeye kapı açılıyor. Aslan ve ejderha birer hizmetkâr gibi, birer at gibi, onu o güzel bahçeye davet ediyorlar.
Bu, gerçekle yüzde yüz örtüşen hikâyenin diğer kısımlarını Sekizinci Sözün orijinal sayfalarına bırakalım.
Burada incirden misal verilmesinin bir hikmeti, incirin Kur’ân’da ismi geçen mübarek meyvelerden olması olabilir. Bir meyvede binlerce çekirdeğe sahip olması yönüyle de incir, diğer meyveler içinde farklılık arz ediyor.
İyi huylu kardeşin, bir incir ağacında binlerce meyvenin örneğine rastlaması, Allah’ın kudretine işarettir. Çünkü bir tek şeyden her şeyi yapmak, yani bir topraktan bütün bitkileri ve meyveleri yaratmak, hem bir tek sudan bütün hayvanları yaratmak, hem basit bir yemekten vücudun bütün azalarını yaratmak ancak Allah’a mahsustur.
Diğer yandan, her şeyi bir tek şey yapmak, yani canlıların yediği envai çeşit yiyeceklerden bir tek et ve kemik yaratmak, basit bir cild dokumak, yine Cenab-ı Allah’a mahsus bir mühürdür.
Rahmet Lütuflarını Görüp Okumalıyız
Cenab-ı Allah’ın bütün dikkatleri incir ve zeytin üzerine çekmeyi murad etmesi, incirin ve zeytinin bir tefekkür abidesi olarak yaratılması, keza incirin ve zeytinin insanlık için birçok faydayı barındırması olabilir.
Ne var ki Kur’ân’da sadece incir ve zeytin değil; başka meyvelerin ve hayvan cinslerinin de adları geçiyor. Diğer yandan, bütün meyvelerin insanlık için birden fazla hikmeti ve faydası elbette vardır. Öyleyse, diğer bütün meyveleri temsilen incir ve zeytin birer örnek olarak seçilmiş ve insanlığın ortak aklı tüm meyveler üzerine çekilmiş olduğu düşünülebilir.
Esas olan bütün meyveleri Allah’ın yarattığını düşünmek, zikri, fikri ve şükrü asla ihmal etmemektir. Allah’ın Kur’ân’da adıyla bahsettiği meyveleri birer tefekkür vesilesi yaparak, bütün meyvelerdeki harika rahmet lütuflarını görüp okumak ve Allah’ın büyüklüğünü teslim etmektir. Ona (cc) olan kulluğumuzu unutmamaktır.