"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şeair içinde en parlak ve muhteşemi: Ramazan-ı Şerif

Risale-i Nur'dan
12 Nisan 2021, Pazartesi
İkinci Risale olan İkinci Kısım

Ramazan-ı Şerife dairdir.

Birinci Kısmın âhirinde şeair-i İslâmiyeden bir nebze bahsedildiğinden, şeairin içinde en parlak ve muhteşem olan Ramazan-ı Şerife dair olan bu İkinci Kısımda, bir kısım hikmetleri zikredilecektir.

Bu İkinci Kısım, Ramazan-ı Şerifin pek çok hikmetlerinden dokuz hikmeti beyan eden Dokuz Nüktedir.

[“O Ramazan ayı ki insanlara doğru yolu gösteren, apaçık delillerini taşıyan ve hak ile bâtılın arasını ayıran Kur’ân, o ayda indirilmiştir.” (Bakara Sûresi: 185.)]

BİRİNCİ NÜKTE

Ramazan-ı Şerifteki savm, İslâmiyetin erkân-ı hamsesinin birincilerindendir. Hem şeair-i İslâmiyenin a’zamlarındandır.

İşte Ramazan-ı Şerifteki orucun çok hikmetleri, hem Cenab-ı Hakkın rububiyetine, hem insanın hayat-ı içtimaiyesine, hem hayat-ı şahsiyesine, hem nefsin terbiyesine, hem niam-ı İlâhiyenin şükrüne bakar hikmetleri var.

Cenab-ı Hakk’ın rububiyeti noktasında orucun çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:

Cenab-ı Hak, zemin yüzünü bir sofra-i nimet suretinde halk ettiği ve bütün envâ-ı nimeti o sofrada, “min haysü lâ yahtesib” [Umulmadık yerlerden. (Talâk Sûresi: 3.)] bir tarzda o sofraya dizdiği cihetle, kemâl-i rububiyetini ve rahmaniyet ve rahîmiyetini o vaziyetle ifade ediyor. İnsanlar, gaflet perdesi altında ve esbab dairesinde, o vaziyetin ifade ettiği hakikati tam göremiyor, bazen unutuyor.

Ramazan-ı Şerifte ise ehl-i iman birden muntazam bir ordu hükmüne geçer. Sultan-ı Ezelî’nin ziyafetine dâvet edilmiş bir surette akşama yakın “Buyurunuz” emrini bekliyorlar gibi bir tavr-ı ubudiyetkârâne göstermeleri, o şefkatli ve haşmetli ve külliyetli rahmaniyete karşı vüs’atli ve azametli ve intizamlı bir ubudiyetle mukabele ediyorlar. Acaba böyle ulvî ubudiyete ve şeref-i keramete iştirak etmeyen insanlar, insan ismine lâyık mıdırlar?

Mektubat, s. 470

LÛ­GAT­ÇE:

a’zam: En büyük.

erkân-ı hamse: Beş esas, şart.

esbab: Sebepler.

halk etmek: Yaratmak.

niam-ı İlâhiye: Cenab-ı Hakk’ın nimetleri.

rububiyet: Cenab-ı Allah’ın her zaman, her mahlûka muhtaç olduğu şeyleri vermesi, terbiye etmesi.

savm: Oruç.

şeair-i İslâmiye: İslâma sembol olmuş iş ve ibadetler.

şeref-i keramet: Bağış ve ikram şerefi.

tavr-ı ubudiyetkârâne: Kulluğa yakışır tavır.

vüs’atli: Geniş, bol.

Okunma Sayısı: 1531
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    13.4.2021 23:36:51

    "Cenab-ı Hak, zemin yüzünü bir sofra-i nimet suretinde halk ettiği ve bütün envâ-ı nimeti o sofrada, “min haysü lâ yahtesib” [Umulmadık yerlerden. (Talâk Sûresi: 3.)] bir tarzda o sofraya dizdiği cihetle, kemâl-i rububiyetini ve rahmaniyet ve rahîmiyetini o vaziyetle ifade ediyor." Risale-i Nurları okumadığımız önceki tanımlarla okudukta sonraki halimiz çok başka oluyor. Sofra da bu örneklerden birisi. Bütün kainatı içine alan ve insanla sınırlı olmayan sofra tanımı ve toprağa yapılan atıf gerçekten çok ufuk açıcı.

  • Said Yüksekdağ

    13.4.2021 13:52:13

    Allah razı olsun Üstadım.. Orucun hikmetlerini ne kadar da güzel izah etmişsin..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı