Asr-ı Saadetle başlayan insan nevinin hürriyetini yaşaması için Peygamberimizin (aleyhissalatü vesselâm) yaşantısıyla öğrendiğimiz İlâhî programı, bizlere ve bütün dünyaya tekrar hatırlatan Bediüzzaman Said Nursî’yi vefatının 66. yılında rahmetle anıyoruz ve Allah'ın emrettiği hürriyetin yaşanması uğrunda günümüze kadar mücadele etmiş, hak yolda ter akıtmış dava erlerini de minnetle yad ediyoruz.
Bin yıl süren saltanatın İslâm'ın terakkisine mani olduğunu bizlere hatırlatan Bediüzzaman Said Nursî, insanın vicdanında var olan hür olma arzusunun bütün insanlığa da yayılması için mücadele etmiştir. "Kur'ân'ın sönmez ve söndürülmez manevî bir güneş hükmünde olduğunu, ben dünyaya isbat edeceğim ve göstereceğim!" ilânını, bir asır evvel yapmış olan Üstadımızın bırakmış olduğu emaneti yaşatmaya çalışıyoruz ve onun iman ve Kur’ân hakikatlerine dayanan fikirlerini yaymaya gayret ediyoruz.
Hadis-i Şerif'te buyuruluyor ki, "Bir kötülük gördüğünüzde elinizle düzeltin, yapamıyorsanız dilinizle düzeltin, onu da yapamıyorsanız kalbinizle buğz edin. Ama unutmayın ki bu imanın en zayıf halidir." Bizler de, bu Ne-bevî fermana uyma niyetiyle, Üstadımızdan öğrendiğimiz hakkın yanında olma tavrını sürdürdük ve meşrutiyet/hürriyet mücadelesinde hep hürriyeti, vicdanı, umumî sulhu savunduk.
Bütün dünyaya, okunması için neşrettiğimiz Risale-i Nurların yanında, yine gazete diliyle, Yeni Asya olarak bu hakikatleri yayınlamaya devam ediyoruz. Allah'a binler şükür ki bugüne kadar yaptığımız yayını tekzip eden bir tek hal vücuda gelmedi. Yeni Asya, Risale-i Nurların matbuattaki dili olmaya devam ediyor.
Maalesef hem İslâm âleminde, hem de dünyada insanların kâmil manada hürriyeti yaşadığını söyleyemeyiz. Özellikle devletlerin nasıl idare edilmesi gerektiği ile ilgili sorumluluktan uzaklaşan, hürriyetçi yaklaşımları terk eden anlayışlar, devletlerin başına despot, sorumsuz, şahsî arzularını tatmin eden idarecilerin gelmesine sebep oldu. İslâm dünyası ise Kur'ân hakikatlerine uzak durarak ve "Emrühüm şûra beynehüm" ayetini adeta duymazdan gelerek Allah'ın emri olan meşvereti terk etti maalesef.
Kur’ân’ın meşveret emrine ve Üstadımızın bu asırdaki uyarılarına rağmen tek adam idarelerine yöneldi. Bu durum dünya üzerinde insanlığın her alanda büyük problemler yaşamasına sebep oldu. Bu gün dünyada yaşanan son olayların da kaynağında aynı temel problem yatmaktadır. Meşveretsizlik, tek adamlık, hürriyetlere sahip çıkmamak… Dünyadaki insanların duyarsızlığı Müslümanlar arasında da kuvvet buldu. Vicdanın harekete geçmediği bir dünyada insanların huzur bulmasının mümkün olmadığını hep beraber izliyoruz.
İnsanlığın geleceğini tehlikeye atan bu sıkıntılı durumdan kurtulmak için İslâm âlemini ve dünyayı meşverete, şûrâya, ortak akla davet ediyoruz. Zira başka çıkış yolu yok.