"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İran’a kimler nasıl bakıyor? - (Âl-i Beyt muhabbeti esastır-1)

M. Latif SALİHOĞLU
23 Mart 2026, Pazartesi
Savaş, maddî-manevî bir belâdır; istenilmez. Zira, savaşın kazananı, kâr edeni olmaz. Çarpışan taraflardan biri zafer kazansa bile, yine de kayıplar vermekten kurtulamaz.

Yani, harp vakasına hangi açıdan bakılırsa bakılsın, gerek maddî ve gerekse insanî yönden kayıplar vermenin kaçınılmaz olduğu görülecektir. Sadece tarafların kayıpları ve uğradıkları zararın oranı-miktarı farklıdır, o kadar.

*

ABD destekli İsrail’in İran’a taarruzu ile başlayan kanlı çatışma, bölge ve dünya ülkelerini etkiliyor. Bu durum, sınır komşusu olan Türkiye ve Ortadoğu’daki Müslüman toplulukları daha ziyade etkiliyor. 

Maddî ve iktisadî yönden yaşanan sıkıntının yanı sıra, bir diğer sıkıntı da meselenin fikrî ve manevî yönüyle bağlantılı olarak yaşanıyor. Zira, İran hakkında Müslümanlar arasında bir fikir ve görüş birliği yok, maalesef. 

Umumî manzaraya bakınca, İran ile ilgili olarak muhtelif kesimlere ait farklı fikirlerin dillendirildiğini görüyoruz. Bunları ana hatlarıyla özetlemeye çalışalım.

Meselâ, bir kesim şunu söylüyor: 

Bu savaşta, biz zalim ve saldırgan İsrail’in karşısında, dolayısıyla İran’ın tarafındayız. Siyonist Yahudiler, din, millet, mezhep ayrımı yapmaksızın her yere, bölgedeki her ülkeye saldırıyor: Filistin, Lübnan, Suriye ve İran’dan sonra hedeflerinde Türkiye var. Onun için, İran’a taraf bir politikanın izlenmesi lâzım geliyor.

Bir başka kesimin görüşü şöyle:

Biz devletimizin yanındayız. Ulu’l-emre itaat etmek durumundayız. Hikmet-i hükûmet nasıl iktiza ederse, biz de ona göre pozisyon almalıyız. Fakat dinî, itikadî, mezhebî yönden İran’ın tarafında olamayız. Bu cihette, onlarla ciddi ihtilâflarımız var. Ehl-i Sünnete karşı hasmâne bir tavır içindeler. Onlarla asla uyum sağlayamaz ve tarih boyunca yapıp söylediklerini hoş göremeyiz.

Daha başka bir kesimin görüşü özetle şöyledir:

Büyük ve köklü bir ülke olan İran’a daha objektif bir nazarla bakmalıyız. Nüfusun eskeriyeti millet olarak Farisîdir, dinî-mezhebî yönden Şiî ve Câferidir. Devletin resmî ideolojisi de bu yöndedir. Fakat, İran’da Azerî-Türk nüfusu da azımsanmayacak ölçüde var. Keza, doğusunda-batısında daha başka etnisiteler de mevcut. Dolayısıyla, meseleye sadece dinî-millî cihetten değil, esas olarak insanî perspektiften bakarak değerlendirme yapmalı. Buna göre, ABD destekli İsrail, insanlık dışı bir saldırıda bulunmuştur. Uluslararası hukuku çiğnemiştir. Saldırı, temel insan hak ve hürriyetlerine aykırıdır.

Bu tesbitlerden sonra, 66. vefat yıldönümünde rahmetle andığımız Bediüzzaman Said Nursî’nin dünden bugüne İran’a ve Ehl-i Şiâya nasıl baktığına, bölge ve dünya barışı noktasından muhtemel gelişmeleri nasıl değerlendirdiğine dair görüşlerini aktarmaya çalışalım.

*

Öncelikle ifade edelim ki, Said Nursî’nin iç ve dış gelişmelerle ilgili görüşleri gayet açık ve nettir. Meselâ, dahilde emniyet ve asayişe kuvvet veren “müsbet hareket metodu”nu eserlerinde defaatle vurguladığı gibi, hariçte ve geniş dairelerdeki gelişmeler hakkında da “Harp belâsı istenilmez” diyerek, zuhur eden krizlerin asayişle ve diplomasi ile halledilmesini ister. Kezâ, harp belâsının hizmet-i Kur’âniyeye mühim bir zarar olduğunu bilhassa nazara verir. 1 

Evet, Said Nursî’nin bölge ve dünya barışı noktasında kullanmış olduğu “sulh-u umumiyi temin” tabiri, onun hem Müslümanlar, hem de insanlık âlemi için kansız ve savaşsız bir dünyayı, yani saadetli bir hayatı hedeflediğini anlıyoruz. 

İran’dan ve Ehl-i Şiâ’dan söz ettiğinde de, onlarla daha çok ortak yönlerimizi nazara vermeye çalışır: “Âl-i Beyt muhabbeti”nin mesleğimizde ve onlarda bir esas olduğunu vurgulaması gibi. 2 (Devamı var)

Dipnotlar:

1- Lemâlar, 16. Lemâ; 2- Lemâlar, 4. Lemâ.

Okunma Sayısı: 247
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı