"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cehalet düşmanına karşı...

Faruk ÇAKIR
23 Mart 2026, Pazartesi
İslâm dünyası yine ve yeniden değişik sıkıntılarla iç içe. Bir yanda devam eden savaşlar, öte yanda ekonomik ve siyasî krizler İslâm dünyasının huzurunu kaçırmış durumda. Bu tablo mecburen çare arayışlarını da beraberinde getiriyor.

Müslümanların çoğunlukla yaşadığı ülkelerin sürekli krizlerden krizlere yuvarlanmasının esas sebebi “cehalet düşmanı”nın farkına varmamak olsa gerek. Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin “cehalet”i en büyük düşmanlar arasında saymasının tesadüf olmadığını yaşadığımız hadiseler sebebiyle bir defa daha anlamış oluyoruz.

Hatırlanacağı üzere Bediüzzaman şöyle der: “Bizim düşmanımız cehalet, zarûret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz.” (Tarihçe-i Hayat, s. 57.)

İslâm dünyası ve ülkemiz, bu üç büyük düşmana karşı tavsiye edilen “silâhlar”a ne ölçüde sahip? Cehaleti mağlup etmenin sadece okul açmakla mümkün olmadığını her halde herkes idrak etti. Ülkemizdeki mevcut eğitim sisteminin cehaleti mağlup ettiğini kim söyleyebilir?

Her kriz döneminde “birlik ve beraber-lik”ten bahseden idareciler hadiseye bu pencereden baksa ve krizler öncesinde “sanat, marifet, ittifak” konusuna gerekli ehemmiyet verilse çok daha iyi olmaz mıydı? Risale-i Nur eserlerindeki bu mesele bile tek başına krizleri aşmada çare sunduğuna göre bu tavsiyelere kulak vermemek kabul edilebilir mi?

Esasında Risale-i Nur eserlerinin kıymetini bilmemek, onu takdir etmemek de bir başka cehalet yansıması olarak görülmeli. İnsanların kalplerini fetheden, ebedî hayatlarının kurtulmasına vesile olan bu eserler çok daha fazla sahip çıkılmayı hak etmiyor mu?

Tabiî ki bu eserleri takdir eden ve istifade eden milyonlar var. Ancak cehaletleri sebebiyle bu Kur’ân tefsirini yeteri kadar tanımayanlar da bulunuyor. Bir adım daha ileri gidip bu eserlerden rahatsızlık duyan insafsızlar da var. Bütün bunlara rağmen şükürler olsun ki Risale-i Nur insanların imanının kurtulmasına mühim bir vesile olmuş durumda. 23 Mart vefat yıldönümü vesilesiyle bir defa daha rahmetle yad ettiğimiz Üstad Bediüzzaman Hazretleri “Risale-i Nur’u anlamıyorlar. Yahut anlamak istemiyorlar” der ve şöyle devam eder: “Beni, skolastik bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. Ben, bütün müsbet ilimlerle, asr-ı hazır fen ve felsefesiyle meşgul oldum. Bu hususta en derin meseleleri hallettim. (...) Ben, cemiyetin iç hayatını, mânevî varlığını, vicdan ve imanını terennüm ediyorum. Yalnız Kur’ân’ın tesis ettiği tevhid ve iman esası üzerinde işliyorum ki, İslâm cemiyetinin ana direği budur. Bu sarsıldığı gün, cemiyet yoktur.” (Tarihçe-i Hayat, s. 959.)

İşte Risale-i Nur, cehalete savaş açarak İslâm cemiyetinin ana direğini tahkim etmiş ve ediyor inşallah.

Okunma Sayısı: 176
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı