Bediüzzaman Said Nursî’nin dar-ı bekaya irtihalinin sene-i devriyesinde, onun fidan misali büyüttüğü Nur talebelerinin ve sarsılmaz iman hakikatlerinin izindeyiz.
Bir fidanlığın kalbinden yükselen bu ses, toprağın bereketiyle ruhun asaletini birleştiriyor. Bediüzzaman, bir toplumu ihya etmenin yolunun, gençleri birer manevî fidan gibi özenle büyütmekten geçtiğini bizlere bizzat hayatıyla göstermiştir.
Bediüzzaman’ın, “Eski Said”den “Yeni Said”e uzanan yolculuğu, aslında her insanın kendi iç dünyasında vermesi gereken büyük mücadelenin özetidir. Gençliğe dair sunduğu perspektif, gençleri dünyanın geçici heveslerinden kurtarıp, ebedî bir saadete yönlendirmeyi amaçlar. Bugünün dünyasında savrulan gençlik için Risale-i Nur, sığınılacak bir liman, kök salınacak muhkem bir topraktır.
Fidanlığımızda toprakla buluşan her fidan, aslında Bediüzzaman’ın hayalindeki “vatan evlâdı” idealinin bir sembolüdür. Üretken, faydalı, dik duran ve rüzgâra boyun eğmeyen... Bediüzzaman Hazretleri, hapishaneleri medreseye, sürgünleri birer hicret destanına dönüştürürken, aslında her şartta bir fidanın yeşerebileceğini ispatlamıştır. Altıncı Söz’de denildiği gibi: “Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir.” Tam da bu noktaya istinaden genç fidanların helâl dairede kalmaları keyiflerine kâfi gelecektir. Harama bulaşmadan da yaşamak mümkündür. Bu vesileyle vefat yıldönümünde Bediüzzaman Said Nursî’yi anarken, sadece sözlerini değil, onun sarsılmaz azmini ve gençliğe olan sonsuz güvenini de kuşanıyoruz. Manevî fidanlığımızın en büyük çınarı olan Bediüzzaman’ı rahmet, minnet ve dua ile yâd ediyoruz.
YENİ ASYA FİDANLIK
***
