Bir inci düştü toprağın can ocağına… Kovanını yerde bıraktı canlar Canına yüceldi… Ruhunu Rahman’a teslim eyleyen bahtiyarlara Birinci de eklendi… Hayatını hizmete teslim eden Emin, emaneti sahibine aynı eminlikle teslim etti, geride ehemmiyetli hizmet dersler bıraktı…
Seksenli yılların başında Nurtaşı dershanesinde karşılaştım kendisiyle… Misafirlere güzel bir ders okudu, tatlı bir muhabbet, ulvî bir nuraniyet kapladı ortama, sineler sekine soludu… Sonucu şöyle bağladı: “Biz önceden dershanede ders okur, konuşmalarımız da o dersin müzakeresiyle geçerdi, başka dünya kelâmı etmezdik.”
Medrese-i Nuriye’de yetişen emin bir Nur Talebesine yakışır bir incelikle kulağımıza küpe taktı: Kelâmlarınıza dikkat, hele dershanede daha da dikkat! Dünyevîleşmiş dünyayı sokmayın oraya; Esmaya ve ahirete bakan yüzüne buyur edin gelsin. Siz de dışarıya çıktığınızda o yüzle çıkın, yüzünüzü, yüreğinizi ve yönünüzü kirletmeyin… Kendisiyle yüzleşmek, yolunu yıllarını yeniden yormak; bugün gecikmeden, geçiştirmeden yapmamız gerekli birinci bir ödev…
Hastalık esnasında ve ölüm anında verdiği ders ise, ölümsüz bir dersti; kâinatta en büyük hakikat iman, ondan sonra gelen birinci eylem namaz… Zamanı geldiğinde onu en birinci vazife bilmek ve her şartta yerine getirmeğe çalışmak… Kendisiyle de sınırlı kalmamak, etrafındakileri de aynı duyarlılığa davet etmek… İmanın sağlıklı olduğunun göstergesi.
Mânâ büyükleri, bir kimseyi değerlendirirken, yaşarken yaptığı iyilik ve kötülüklerden ziyade son anlarına bakarlar, hükümlerini ona göre verirlermiş. Son hal, sonuç hali ve hayat ne hal üzere bitmişse, dirilme de o hal üzere olacak çünkü…
Ölüm anı, hayatı nasıl bir imanî bir eminlikle geçirdiğinin göstergesi; sekerat anlarında abdest alır gibi yapması ve namaz vakti geldiğinde namaz hareketlerinde bulunması… Bir ömrün ölüme biriktirdikleri… Ölümün örtemediği hakiki güzellik… Gizlilikler perdesininse bize açılan küçük bir açılımı…
Nazarlarımıza sunulan son dersi hayatımızda birincilikle yapmamız gerekeni hatırlatması bakımından manidardır… İmanî uyanıklık ve duyarlılığın ifadesi namazı huşû ve haşyetle kılabiliyorsak, dünya bizi işgal etmemiştir… İç dinamiklerin ve dirençlerin sağlığı üzerine bina edilen azam ibadet hayatı ubudiyetle kuşatıyorsa, ölümün kucağında bile bizimle beraberdir ve biz onunla haşrolacağız demektir. İkinci diriliş ölümün öldüğü sonsuzluk dirilişi… Namaz gibi bir şefaatçin varsa kurtulanlardan olacaksın inşaallah.
Nurtaşı’ndaki nurânî ders, kulakta küpe değil, boyunda gerdanlık gibi asılacak bir ders… Dünyanın çirkin yüzüne yüz vermemek, yüzünü esmaya ve ukbaya çevirerek azam ibadet namazı hayatına bir inci gibi asabilmek; hayatımızda her daim yüceltmemiz gereken bir hakikat.
Mehmet Emin Birinci… Geride inci hizmetler bırakan incelikli insan… Berzah âlemlerinin kapısını namazla açan Nur yolcusu… Yıldızlarda yapılan ders müzakerelerinin yeni müdavimi…
Biz de incik boncukla uğraşmaktan vazgeçip imanı, namazı, hizmeti hayata inci gibi dizersek Emin Birinci oluruz.
10.04.2007
E-Posta:
[email protected]
|