“Yaratışıyla akılları hayrette bırakan Allah her türlü noksanlıktan uzaktır.” Yerde ve gökte Allah’ın sonsuz kudret, ilim ve hikmetinin eseri ve herbiri bir sanat harikası olan sayısız yaratıkları görüp de onlara hayret etmemek mümkün değil. Zaten hayret, düşünen, anlayan her insanın vazgeçemeyeceği bir özellik değil midir?
Eğer uçakla göklere çıkar, pamuk yığınları gibi bulutların üstünden geçerseniz, binaları toplu iğne başı gibi görmeye başlar, eşyanın rengârenk bir halı gibi yerkürenin tabanına serildiğini görür, hayretinizi tutamazsınız.
Geçtiğimiz Pazar günü Kahramanmaraş’a olan seyahatimizde pilot da heyecanlanmış olacak ki duygularını paylaşmadan duramadı: “Değerli yolcular!” dedi. “Sol tarafınızda Erciyes, sağ tarafınızda Hasan Dağını görkemli halleriyle seyretme fırsatını kaçırmayın” diye anons yapma ihtiyacını hissetti. Bembeyaz elbiseler giymiş bu iki dağ gerçekten bütün ihtişam ve heybetleriyle arz-ı endam ediyorlardı. Bunları seyredip de yer ve gökleri emrimize âmâde eden Allah’a şükretmemek olur mu?
Yolculukta yıllarını Hollanda’da geçiren, yetmiş ülkeyi gezmiş, yan koltukta oturan yolcu komşumuz, hemşehrimiz Nurettin Beyin, “Ben Türkiye kadar güzel bir ülke görmedim” deyişi de gerçekten ne kadar Cennetmisal bir memlekette yaşadığımızı hatırlatıyor. Gözler kamaştıran güzelliklerle dolu bu müstesnâ ülkede yaşama imkânını bahşeden Allah’a tekrar tekrar şükretme ihtiyacını duyuyorsunuz.
Namus meselesinden dolayı Fransız askerine ilk kurşunu sıkıp milleti galeyana getiren Sütçü İmamların, Fransız askerlerinin kaledeki Türk bayrağını indirip yerine Fransız bayrağını asması üzerine, “Bu topraklarda kanlarımız göl olmadıkça gülzar topraklara kavuşamayız” diye özgürlük duygusunu kamçılayan Büyük Cami imamı Rıdvan Hocaların memleketinde, şehrin tam tepesinde yer alan Kahramanmaraş Kalesi’nden şehri kuşbakışı seyrederken ulvî duygularınız kabarıyor ve kanlarıyla sulayarak bu baha biçilmez toprakları bizlere armağan eden şehitleri minnetle anıyorsunuz.
O gün bu kahraman şehrimizde cansiperâne mücadele veren insanların torunlarıyla Necip Fazıl Kültür Merkezinde bir araya geldik. Kahramanmaraşlı arkadaşların tebrike şayan gayretleri ve Adana, Gaziantep, Elbistan ve Göksunlu dostların da katılımlarıyla oluşan o canlı toplulukta toplumsal barışın sağlanmasında sevginin rolü ve önemi üzerinde durduk. Bir nevî yorumlu bir Risâle-i Nur dersi oldu konferansımız. Sütçü İmamların, Rıdvan Hocalarını ruhu pırıl pırıl gözlerinden okunuyordu.
O ruh her yerde her zaman canlı tutulmalı.
10.04.2007
E-Posta:
sdogen99@ttnet.net.tr
|