Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 10 Nisan 2007
Mehmet Fırıncı ve Mehmet Kutlular ; Mehmet Emin Birinci'yi anlattı...indirmek ve dinlemek için tıklayınız

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Mustafa ÖZCAN

İsrail borazanı



Neoconlar, ulusalcılar ve ayrılıkçılar arasında veya eski deyimle mabeyninde birbirini besleyen ve destekleyen bir damar var. Bunu daha önce bendeniz yazmıştım. Takvim gazetesinde Nazlı Ilıcak da yazmış. Özellikle de neoconlarla ulusalcılar arasında görünmez ve derin bağlar var. Çünkü her iki kesimin dünya olaylarına ve Türkiye’ye bakışı aynı. Elbette ulusalcıların ayrılıkçılara bakışı farklı, ama genel vizyon aynı. Son sıralarda maalesef Irak’ta Hekiym grubuyla birlikte Şuubiye hareketinin yeni mümessili ve ayrılıkçı çizgiyi temsil eden Barzani grubu Türkiye’ye karşı kışkırtıcı hareketlerde bulunuyor. Sözgelimi henüz Irak komşuları toplantısının yeri tayin edilmeden İstanbul yerine Kahire’yi öne çıkarmışlar ve komşuların mutabakatını almadan Zebari bunu ilân etti.

El Ahram gazetesi gibi gazetelerinin yazdığı gibi Mısır da bu teklifi havada kaptı. Bence bu çelişki çıkarma ve bundan yararlanma, ucuz bir siyaset olması bir tarafa evvelemirde Iraklıların kendisine zarar verir. İşgalden başka meşruiyetleri olmayan bu gruplar güya bölgesel çelişkileri birbirine karşı kullanarak bu boşluktan doğan manevra alanında siyaset yapmak istiyorlar. Bu komşu ülkeleri birbirine karşı kullanmak çözümü değil, çözümsüzlüğü besler ve uzatır. Sonra İstanbul’u bypass etme gerekçesi olarak Türkiye’nin Irak üzerindeki çıkarları ve menfaatleri gösteriliyor. Bunun için önce Kuveyt, ardından da Mısır’ın adları tedavüle sokuldu. Burada iki çelişki birden var. Birincisi, İran gibi ülkelerin de Irak üzerinde çıkarları yok mu? İşgal çıkar için yapılmadı mı ve şu anki mevcut Irak yöneticileri bu çıkar politikalarının salgıladığı rüzgâr üzerinde bulundukları makama gelmediler mi? İstanbul. Bu çıkar nedeniyle evsahipliği yapamıyorsa aynı çıkar yaklaşımından yola çıkarak çıkar politikaları olan Türkiye gibi ülkeler neden komşu ülkeler toplantısına katılsınlar kı ? Birbirinden çıkarı olmayan ülke mi olur? Bu noktada Iraklı Şiiler, Kürtler ve İran hazımsızlıklarını gösteriyorlar. Bu hazımsız gruplar aslında işgalden kâr sağlayan grupların ta kendisi. Bu hazımsızlıkları Türkiye’ye zarar vermez sadece politikalarının rotasını tayinde yardımcı olur. Dost düşman saflaşmasında yardımcı olur. Daha doğrusu Türkiye’nin işini kolaylaştırır.

***

Bu hazımsızlığın temel nedeni işgalin körüklediği Kürt devleti projesine Türkiye’nin karşı çıktığına inanmalarıdır. İkincisi, işgalin gölgesinde yeni konumlarını hazmetmeden Kerkük’e göz dikmeleri ve o meseleyi tek yanlı olarak halletmeye kalkışmalarıdır. Ama işgalin gölgesinde Iraklılar diye bir mefhum yoktur ve bunun yerine fırsatçılar ve durumdan vazife çıkartan ve işgalden yararlanma siyaseti güden zümreler vardır. Kerkük meselesi elbette Irak içinde ve Iraklılar tarafından çözümlenmelidir. Ama asıl mesele de Iraklıların iki yakalarını biraraya getirememeleri ve buna ilâveten aralarından birilerinin işgalcilerle işbirliği üzerinden avantaj sağlama ve bu yolla statükoyu bozma girişimleridir. Fiilî durum oluşturmaktır ve bu durumda Türkiye’nin geriden geriye bu değişen dengeleri seyretmesi isteniyor. Bu eşyanın tabiatına zıttır. Kuzey Iraklı Kürtlerin bilmesi gereken temel bir doğru var. Kürt devletinin önünde bazı temel engeller vardır ve bu engeller yüzünden böyle bir devletin kurulması ya hayal ya da kurulsa bile yaşama şansı sınırlı ve geçicidir. Temel engellerden birisi coğrafi konumudur. Denize açık olmaması en temel engellerden birisidir. İkinci olarak deniz vazifesi görecek bir koridora sahip durumda olmamalarıdır. Petrolleri tartışmalı bir bölgededir ve bu bölgeye sahip olduklarını düşünsek bile sevkedecek bir koridorları bulunmuyor. Bunu aşmak için de komşuyu ülkelerle uyum içinde olmaları gerekir. Sınırı aşan etnik temele dayalı bir devlet iddiası öncelikli olarak Kürtlere zarar verir.

Komşu ülkelerle didişmek devlet olma imkânını veya kuvveden fiile çıkarma imkanını zayıflatır. En iyi ihtimalle, Amerikalılara bağlı ve onların bekasına bağlı bir devlet haline gelir. Sonu da Mehabad Cumhuriyeti gibi olur yabancı uful edince ona bağlı olarak kaim olan devlet de sona erer. Kürt devletinin önündeki ikinci bir engel Talabani gibilerin de itiraf ettikleri gibi menfez meselesedir. Denize menfezi bulunmamasıdır. Bu anlamda Rusya Federasyonu altında Tataristan’ın durumuyla Kuzey Irak’ın durumu birbirine benzer. Üçüncüsü İsrail lobisi yüzyıllara dayanan bir geçmişi olan bir arkaları da yoktur. Kaldı ki bölgeye entegre olamayan ve bölge tarafından dışlanan İsrail devletinin de uzun vade bir tarafa orta vadede bile varolma şansı yoktur. Bu durumda ya federasyon çatısı altında Irakla birlikte olacaklar ya da Irak yerine başka bir ülkeyi tercih edecekler. Holbrooke İran ve Suriye’ye nazaran ABD ile ittifak nedeniyle bu ilişkinin Türkiye üzerinden yürütülmesi taraftarıdır. Ancak Kuzey Irak’taki defacto yönetim komşulara güven vermek bir tarafa aksine bir takım kuşkuları kaşıyor ve dolayısıyla varolma zeminini baltalıyor. Kısaca bağımsızlıkları önündeki ikinci engel de taşıdıkları hazımsızlık ukdesi nedeniyle komşu ülkelerle didişmeleridir. Sözgelimi Barzani 30 milyon Türkiyeli Kürt’ten bahsediyor! Bu rakamı nasıl tespit etmiş.

***

İsrail’le birlikte neoconlar bölgesel çelişkileri artırmak için Kürt kartını kullansalar bile, neticede Kürt devleti bir İsrail değildir. İkinci bir Andrew Mango olan İngiliz BBC eski temsilcisi ve el’an Sabancı Üniversitesi’nde dersler veren William Hale’in tesbiti bu yöndedir. İki kelime ile şunları söylüyor: “İsrail benzeri bir Kürt devleti kurulamaz. Çünkü İsrail’in gücü ABD’deki lobilerden geliyor. Böyle bir şey Kürtler için söz konusu olamaz...” Onların nezdinde Kürtlerin veya başkalarının değeri piyonluktan ibarettir. 1974 bunu göstermiştir. ‘Türkiye’nin sorunu PKK değil Kürt sorunudur’ demesi doğruluğu yanlışlığı bir tarafa kışkırtmaktır. Güç oyunu bozar ve Barzani’nin ne gücü var? Oyunu da Amerikan gücünü bağlı. O’nun da ipi kısadır ve güvenenlerini yüzüstü bırakır. Zana’yı Iraklı Kürtler, Barzani’yi de Türkiyeli Kürtler ilgilendirmez. Türkiye 1 Mart’ta fırsatçılık yapsaydı şimdi Barzani borusunu öttürüyor olmayacaktı. Bunu hatırlayarak konuşsun.

10.04.2007

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (09.04.2007) - Suret-i haktan görünmek

  (08.04.2007) - Bir İranlı asker 15 İngiliz’e karşı

  (06.04.2007) - Tilkiler yarışı

  (05.04.2007) - Milliyetçiliğin ürettiği uluslar

  (04.04.2007) - Dördüncü Babil

  (03.04.2007) - Yaz savaşı

  (02.04.2007) - Medinetü'z Zehra'nın akibeti

  (01.04.2007) - İdeolog ve dai't duat

  (30.03.2007) - Cüce liderlerin dünyasında

  (29.03.2007) - Münzir ile Nasır

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004