Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 14 Haziran 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

M. Latif SALİHOĞLU

Kefeni evrak çantasında bir dâvâ adamı



Tarihin Yorumu

14 Haziran 1992: Avukat Bekir Berk'in vefâtı. Hayatını Risâle-i Nur ve Nur Talebelerinin müdafaasına adayan Bekir Berk, bu çerçevede yaklaşık bine yakın mahkemeye katıldı.

1971'de İzmir Sıkıyönetim Mahkemesince hapis cezasına çarptırılan Av. Berk, hapisten çıktıktan bir süre sonra Suudi Arabistan'a hicret etti. Burada Cidde Radyosunun Türkçe yayınlar bölümünde Risâle-i Nurla ilgili programlar hazırladı.

1988'de gırtlak kanserine yakalanan Berk, bir müddet İngiltere'de tedavi gördükten sonra İstanbul'a gelip yerleşti.

Av. Bekir Berk'in cenaze merasimine mahşerî bir kalabalık iştirak etti. Fatih Camiinde kılınan cenaze namazından sonra trafik tamamen durma noktasına geldi. Merhumun naaşı tâ Eyûp Sultan Kabristanına kadar eller üstünde taşındı.

Kefenini çantasında gezdirir

Avukat Bekir Berk'in dostları gibi düşmanları da çoktu. Sık sık ölümle tehdit ediliyordu. Ama o, hiç korkmadan vazifesine bakıyor, dâvâya hizmet adına beldeden beldeye koşturuyordu.

Zaman zaman aynı gün içinde muhtelif beldelerdeki mahkemelere katılmak durumunda kalıyordu.

Katıldığı mahkemelerinse, hemen tamamı beraatle neticeleniyordu.

Bununla beraber, herbir mahkeme safhasında ayrı bir hatıra yaşanıyordu. İşte onlardan biri de Ankara temyiz Mehkemesinde cereyan etti.

Mahkeme huzurunda gerekli müdafaayı yapan Av. Bekir Berk mahkeme savcısı (Esenel) arasında şöyle bir tartışmalı düello yaşanır:

Mağrur savcı kasıntılı bir edâ ile seslendi: "Bekir Bey! Bekir Bey! Sen kime güveniyorsun da böyle pervasızca konuşuyorsun? "

Bekir Bey ise, birden çantasını açarak elini bir hışımla içine daldırdı ve evrakların altından çıkardığı beyaz bir bez sarmalını savcının önüne fırlatarak şöyle gürledi: "Ben buna güveniyorum sayın savcı!"

Bekir Beyin savcının önüne fırlatıp attığı şey, yanında gezdirmiş olduğu kendi kefeniydi. Ortalık adeta buz kesti. Savcı mosmor oldu. Elleri, dudakları titremeye başladı. Masasının üzerindeki kefene bakarak adeta dona kaldı. O beyaz bez sarmalına dokunamadığı gibi, oturmayı bile unutmuş vaziyette ayakta kala kalmıştı.

Oradakilerin şaşkın bakışları arasında ağır ağır kefenini masanın üzerinden alan Av. Berk, usûlce katladı ve tekrar çantasına koyarak yerine yerleştirdi.

On dört yıl aradan sonra

12 Mart 1971 Muhtırasından sonra sıkıyönetim ilân edildi. Bu dönemde birçok Nur Talebesi gibi, Av. Bekir Berk de yapılan bir baskın sonucu yakalandı ve mahkemeye sevk edildi.

14 yıl boyunca mazlûmların avukatlığını yaptığı halde, şimdi ise mazlûmlarla aynı safta ve aynı muameleye tabi bulunuyordu.

Bekir Berk, mazlûmlarla birlikte çıkarılmış olduğu mahkemede şu savunmayı yaptı: "Muhterem Başkan, muhterem hakimler! 14 yıl evvel girdiğim Risâle-i Nur’la ilgili bir dâvânın müdafaasında ceza talebine karşı müdafaama şu cümle ile başlamıştım: ‘Bu dâvâ, başlangıçta iddia edildiği gibi dinin istismarı dâvâsı değildir. Aynı zamanda bu dâvâ, karşımızda maznun sandalyesinde oturan bu on kişinin dâvâsı da değildir. Hadd–i zatında onların şahsında bir iman boğulmak istenmekte, bir kitaba karşı savaş açılmış bulunmaktadır. Bu savaş iki zihniyetin mücadelesi, bu şahıslar onun vesilesi, bu salon o muharebenin meydanıdır. Ve bu savaşın silâhı kılıç değil, kalemdir. Hedefi beden değil, vicdandır.

"14 yıl önce girdiğim dâvâ, maznunlar vekili olarak bu mevzuda geçirdiğim ilk dâvâ idi. Şu anda ise son girdiğim dâvâmın müdafaasındayım. Fakat o dâvâ ile bu dâvâ, o zaman ile bugün arasında farklı bazı noktalar var. 14 yıl önce maznunlar vekili olarak müdafaa kürsüsünde bulunuyordum. Bugün ise maznunlar sırasındayım.

"Evet, o gün müdafaasını bana terk edenlerin müdafaasını yapıyordum. Şimdi ise bizzat kendimi müdafaa etmek durumundayım. O zaman iddia makamından müvekkillerime yönelen itham oklarına göğsümü siper etmiştim. Bugün ise muhtelif yerlerden üstüme fırlatılan taarruz vasıtalarını defetmek mevkiindeyim."

Devran

İçerden saldırı

Yukarıdaki ana yazıda ifade edildiği üzere, bugün Av. Bekir Berk zamanındaki gibi bir durumla karşı karşıya değiliz.

Günümüz Türkiye'sinde ne o tarzda yapılan takip ve saldırılar var, ne de ona mukabil yapılan mahkeme müdafaaları.

Konjonktürel şartlar büyük çapta değişmiş durumda.

Şimdiki saldırılar ekseriyetle içerden geliyor ki, esasen bu çok daha zor ve çok daha komplike bir durum arzediyor.

Hani "Kurt gövdenin içine girdi; mukavemet şimdi güçleşti" misâli gibi...

* * *

İslâm toplumunu hedef alan tehlikeli saldırılar ne kadar dış merkezli, yahut dış cepheli ise, mukavemet de o nisbette kolaydır.

Bu cihetten bakıldığında, meselâ Haçlı Seferlerine karşı koymanın ve o tehlikeyi bertaraf etmenin rahatı, huzuru ve kolaylığı bir derece anlaşılıyor. (Buradan, yapılan cihadın küçümsendiği anlamı çıkarılmamalı.)

Öte yandan, içerde din düşmanlığı yapanların Kur'ân şakirdleri olan Nur Talebelerini devlet birimlerine ihbar ederek onları mahkemelere, hapishanelere sevk edenlerin durumu daha zor, daha çetin bir tehlikeyi işaretliyor.

Şüphesiz, bugün için bundan da büyük bir tehlike var. O ise, dindar görünen kişi ve grupların Risâle–i Nur'a ve Nur Talebelerine karşı olan saldırgan, hasmane tutum ve davranışlarıdır.

Arkasında gizli münafıkların durduğu bu kesim, olmadık yalanlarla, duyulmadık iftiralarla bir karalama, saptırma ve saldırganlık hali içindeler.

Diğerlerine nisbeten daha içerden oldukları için, şüphesiz bu taarruz şekli çok daha büyük bir tehlike arzediyor.

Cenâb–ı Hak, ihlâslı Kur'ân hizmetkârlarını bilumum tehlikeden mahfuz tutsun, muhafaza eylesin. Amin.

14.06.2006

E-Posta: latif@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (13.06.2006) - Sınav maratonu

  (12.06.2006) - Tek parti rejimi 'dörtlü takrir'le sarsıldı

  (10.06.2006) - Cumhur, başkanını seçmeli

  (09.06.2006) - SONAR'ın doğruladığı siyasî tahlil

  (05.06.2006) - Okuma seferberliği

  (02.06.2006) - Ankara cinayetinin perde arkası

  (01.06.2006) - Piyasalardaki dalgalanma

  (31.05.2006) - İşte size 'çılgın' nesil

  (30.05.2006) - Birlik görüntüsü

  (29.05.2006) - Gündem konuları

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahaddin YAŞAR

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004