Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 19 Ocak 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

M. Latif SALİHOĞLU

Çaprazlama saldırılar



Dünkü yazımızda-kaynağını da belirterek-Said Nursî ve talebelerine kasten saldıran ve bile bile kara çalmaya kalkışan şahıs ve çevrelerden söz ettik.

Hemen herkes biliyor ki, bu kimseler uzun zamandır "ulusalcı" diye geçiniyorlar.

"Ulusalcı" diye bilinen kesim, özellikle 28 Şubat sürecinden bu yana, Said Nursî'ye, talebelerine ve o zâtın telifatı olan Nur Külliyatına ayrı bir cepheden hasmâne bir tavırla saldırıp duruyor.

Biliyorsunuz, bu kimseler Üstad Bediüzzaman'ın dinsizlik ve ahlâksızlık tehlikesi karşısında Hıristiyanlar ve bilhassa "dindar İsevîler" hakkında sarf ettiği müsbet mânâdaki sözlerini serrişte ederek, epeyce bir yaygara kopardılar.

Dahası, niyetleri hâlis olmadığı için, Risâlelerdeki orijinal sözlere bakmak yerine, kasten tahrifat ile büsbütün çarpıtılmış başka iktibasları esas aldılar ve karalayıcı iddialarına delil gösterdiler.

Onlara göre, Said Nursî bütün Hıristiyanlara rahmet okuyor, onları bizimle yaptıkları savaşta bile koruyup kollamaya çalışıyor, hatta onların Cennetlik olduğunu bile söylüyormuş...

Ne gariptir ki, artniyetli oldukları artık tescillenmiş bulunan bu aynı saldırgan kesim, şimdilerde ise yüzlerine daha başka bir maskeyi geçirmiş bulunuyorlar.

Meselâ, diyorlar ki: Türkiye'de son bir-iki yıl içinde Hıristiyanları öldüren katiller Nurcularla irtibat kurmuşlar, Nur evlerine gitmişler, Nur Risâlelerini okumuşlar, vesaire...

Şimdi daha iyi anlaşılıyor ki, bunların yedekte duran birbirinden farklı maskeleri de var.

Bu maskelerden birini takıp saldırıya geçerler. O eskidiğinde ise, yüzlerine bir başka maskeyi geçirip, bu kez ayrı bir cepheden çaprazlama ateş açmaya yönelirler.

Bütün işleri güçleri bu...

Ama, şükürler olsun ki, şimdiye kadar muvaffak olamadılar.

Zira, bir Nur ki Mevlâ yaka, o üflemekle sönmez; bir dâvâ ki Hak inayet ede, o saldırmakla kırılmaz, yıkılmaz, tükenmez...

GÜNÜN TARİHİ 19 Ocak 1920

İşgalcilerden Meclis'e müdahale

İstanbul'daki İşgal Kuvvetleri Yüksek Komiserliği tarafından, son Osmanlı Meclis'inin yeni kurulan son kabinesini tehdit eden mağrurâne bir açıklama yayınlandı.

Bu açıklamada, yeni kurulan kabinede yer alan Harbiye Nazırı Cemal Paşanın yanı sıra Genelkurmay Başkanı Cevdet Paşanın da istifası isteniyordu.

Ne yazık ki, adı geçen paşaların istifası hemen ertesi gün götürülüp Yüksek Komiserliğe bildirildi.

* * *

Son derece kritik ve bir o kadar da gergin geçen bu dönemdeki gelişmelerin seyri kısaca şöyledir:

* 3 Ekim 1919'da Damat Ferit Paşanın istifası üzerine, yeni kabineyi kurmakla Ali Rıza Paşa görevlendirildi. Yeni Sadrâzam, kurmuş olduğu yeni kabineyi Anadolu'daki Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin taleplerini de dikkate alarak şekillendirdi.

* Ali Rıza Paşa kabinesi kurulur kurulmaz, 9 Ekim 1919'da yayınlanan bir kararname ile Meclis-i Mebusan seçimlerinin en kısa zamanda yapılacağı açıklandı.

* Yeni mebuslar, Anadolu'nun her tarafında bulunan Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin isteği doğrultusunda belirlendi. Zira, ortada fevkalâde (işgal, istilâ, savaş...) bir hâl vardı ve tam anlamıyla demokratik bir seçim yapılamıyordu.

* Seçimlerin ardından yeniden açılan Meclis-i Mebusan, 252 mebusla ilk toplantısını 12 Ocak 1920'de yaptı.

* 19 Ocak'ta ise, yine Ali Rıza Paşanın sadâretinde son Osmanlı hükümeti kuruldu. İşgalciler ise, yeni Meclis'i beğenmedikleri gibi, yeni kabineyi de kabullenmediler ve sert bir nota ile müdahale ettiler. Ama ne yazık ki, onlara bir ölçüde boyun eğilmiş oldu.

* 28 Ocak'ta yeni bir toplantı yapan son Meclis-i Mebusan, esasları Anadolu'daki Millî Kuvvetler tarafından belirlenmiş olan "Misak-ı Millî"yi bir "ahd-i millî" ile kabul etti.

* Meclis'in bu tavrı ve alınan kararın 17 Şubat'ta bütün dünyaya ilân edilmesi, işgal kuvvetlerini şiddetle rahatsız etti, onları âdeta çileden çıkarttı. Bu sebeple, fiilî müdahale için fırsat kollamaya başladılar.

* 16 Mart'ta kanlı bir baskın ile İstanbul'u fiilen işgal eden ecnebi kuvvetleri, Meclis'i, Sadâreti, Saray'ı, Matbuat ile Postahane'ye varıncaya kadar devletin bütün kurum ve kuruluşlarını zalimane bir baskı ile abluka ve denetim altına aldı.

Bu arada yakalanan bazı mebuslar tutuklanıp Malta'ya sürgün edilirken, canlarını kurtarabilenler ise, Heyet-i Temsiliyenin faaliyette olduğu Ankara'nın yolunu tuttular.

* Ankara'da 23 Nisan 1920'te teşkil olunan ve Cuma namazından sonra açılışı yapılan yeni Meclis'teki mebus sayısı 115'tir. Bu sayı peyderpey yükselerek fiilen 200'leri buldu.

19.01.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (18.01.2008) - Nur'a kara çalmak

  (17.01.2008) - Buz ve ateş arasında

  (16.01.2008) - Port Arthur'da Japon-Rus savaşı

  (15.01.2008) - Sarıkamış gerçeği

  (14.01.2008) - AB rehaveti

  (11.01.2008) - Suçlunun savunma refleksi

  (10.01.2008) - Şiddet ve muhalefet

  (09.01.2008) - Halkın enflasyonu

  (08.01.2008) - Sigara çok tüketi(li)yor

  (07.01.2008) - Organize saldırılar

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri