Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 29 Mart 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Şaban DÖĞEN

Yüz sene önce savunulan değerler



Osmanlının yıkılış dönemlerinde kurtuluş için Meşrutiyete geçiş yapılmış, yürütülememiş, sekteye uğramış, yıllar sonra ikinci defa yine ona dönülmüştü.

Ülke barış ve kalkınmasını isteyenler Meşrutiyete dört elle sarıldılar. Bunlardan biri de Bediüzzaman Said Nursî’ydi.

Meşrutiyetin topluma, özellikle Doğu halkına mal olması için elinden gelen her türlü gayreti göstermişti.

Ancak Meşrutiyetin de doğru anlaşılması ve uygulanması lâzımdı. Oyun, kurallarına göre oynanmalıydı. Diyordu ki: “Meşrutiyeti meşrûiyet ünvanı ile telakki ediniz. Ta yeni ve gizli ve dinsiz bir istibdat, pis eliyle o mübareği ağrazına [garazlarına] siper etmekle lekedar etmesin.”1

Meşrutiyet o günün demokrasisiydi. Esasını adalet, meşveret ve kuvveti kanunda topmak teşkil ediyordu.2

Meşrutiyet milletin, çoğunluğun hakimiyeti demekti. Hükümet efendi değil, hizmetkâr olacaktı. Meşrûtiyet, şu önemli hususları da hakim hâle getirecekti:

1. İttihad-ı kulûb: Kalbler bütünleşecek, birlik ve beraberlik içinde tekyürek hâlinde çarpacaktı.

2. Muhabbet-i milliye: Millî sevgi oluşacak; fertler birbirlerini seveceklerdi.

3. Maarif: Eğitim ve öğretime gerekli ağırlık verilecekti.

4. Sa’y-i insanî: Gerekli sahalarda gerekli çalışmalar yapılacaktı.

5. Terk-i sefahet: Maddî ve manevî hayatı mahveden zevk ve eğlencelerden uzak kalınacaktı.6

6. Meşveret-i şer’iye: Meşveret meşrû ve kurallarına uygun tarzda yapılacaktı.

7. Fikir hürriyeti: Düşünce hürriyeti de vazgeçilmezlerdendi.7 Çünkü fikir hürriyeti olmazsa doğruları bulma, yakalama imkânı azalır, hür düşünce körelirdi.

Bunları Bediüzzaman Said Nursî yüz sene önce Meşrutiyet yıllarında savunmuştu. Cumhuriyet döneminde de, demokrasiye geçildiğinde de bu doğrularında sebat etti.

Demek tek adam değil, millet hükmeder; kuvvet şahısta değil, kanunda olur; adalet ve meşveret ön plana geçerse yukardaki güzelliklere de ulaşılacaktır.

Gönül arzu ederdi ki hâlâ demokratik esaslar üzerinde tartışma yerine “Ülkenin kalkınması, halkın refah ve mutluluğu için neler yapabiliriz?” yol ve yöntemleri üzerinde tartışma yapabiliyor olsaydık!

Dipnotlar: 1- Divan-ı Harb-i Örfî, s. 24-25. 2- Hutbe-i Şâmiye, s. s. 93. 6- Divân-ı Harb-i Örfî, s. 75. 7- Devlet Felsefesi, s. 260.

29.03.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (28.03.2008) - Avrupa, Müslüman mı oluyor?

  (27.03.2008) - Mutluluk ve demokrasi

  (26.03.2008) - Neyi seviyoruz?

  (25.03.2008) - İki meleğin duâsını biliyor musunuz?

  (24.03.2008) - Büyüklerin ibadetleri de farklı

  (23.03.2008) - Bir sevgi ve şefkat kahramanı

  (22.03.2008) - Öldükten sonra da yaşamak

  (21.03.2008) - Kıskançlıktan kurtulmak

  (20.03.2008) - Kıskançlığın kıskacı

  (19.03.2008) - Mevlidle yeniden doğarken

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri