"Gerçekten" haber verir 17 Temmuz 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Mustafa ÖZCAN

Travma ve coşku



Köksal Toptan gibi kimileri Dengir Mir Mehmet Fırat’ın inkilapların travma oluşturduğu yönündeki kanaatini şiddetle reddettiler. Bugün geldiğimiz noktayı inkilaplara borçlu olduğumuzu söylüyorlar. Bazıları daha da ileri giderek, “Camiye gidebiliyorsak bunu yine M. Kemal’e borçluyuz” diyebiliyorlar.

İşte bu amiyane yaklaşımlar da Nuray Bezirgan gibi kimilerini başörtüsü mağduriyetinden dolayı İran’a özlem duymaya itiyor. Köksal Toptan’ın izinden giden kimileri inkilaplar sırasında kimsenin kılına halel gelmediğini ve herkesin güle oynaya inkilapları kabul ettiklerini ifade ediyorlar. Hasan Pulur, birkaç hödük varsa bunların da medrese ahalisi veya kaçkınları olduğu ve dolayısıyla sadet ve tadat dışı olduklarını ifade ediyor.

Evet, inkilaplardan sonra büyük travmalar yaşanmıştır. Bunlardan birisi de ‘Cami’deki şair Akif’in medeni ve medeniyet cephesini temsil eden Yahya Kemal Beyatlı inkilaplardan sonhra büyük bir travma geçirmiştir. Üsküp’te doğan ve muhalefet geleneği veya modasıyla göçünü Paris’e atan şair, bilahare Beşir Ayvazoğlu’nun deyimiyle ‘evine dönen adam veya şair’dir. Evine dönmüştür çünkü evinden başka dönelebilecek yer ve vatan yoktur. Lakin 1912 veya 1913’te dönüğü evini bilahare bulamamıştır da denebilir. İnkilaplarla birlikte çoraklaşan manevi iklimde direncini sağlayan tarih hamlesi ve geçmişe ve mazinin zafererine kaçışı olmuştur. Ezan şiirinde Yavuz’u ve onun cihangirliğini övdüğü halde çağdaşı liderleri övmemiştir. Beşir Ayvazoğlu’nun anlattığına göre şair inkilaplar çağında büyük bir manevi buhran geçirmiş ve bu buhranı atlatabilmek için tarihi mekânlara sığınmıştır. Dolayısıyla travmayı inkâr ve reddedenler Akif’in, Yahya Kemal Beyatlı’nın ve Rıza Tevfik gibilerin hissiyatlarına başvurabilirler. Lakin bunu yaparken zinhar Soner Yalçın veya Turgut Özakman gibilerin manipülasyon ve yönlendirmelerinden sakınsınlar.

***

Bu zevat hali-i hazırın kurşuni havasından mazinin asude iklimine sığınmışlardır. Bu hissi yaşayan sadece destan şairimiz Akif değil, bilakis estetik şairimiz Beyatlı’dan eyyamcısı Rıza Tevfik gibilerine kadar hepsi aynı acıyı terennüm etmişlerdir. Sadece o değil başta inkilaplara veya Kurtuluş Savaşına şapka çıkaran Mısır’ın milli şairi Şevki ve Muhammed İkbal gibiler de bilahare Müslümanların siyasi bağı Hilafet’in ilgasına çok üzülmüşler ve bunun üzerine uçarı şair ve yazarlardan veliyyüddin Yeken Şevki’yi saray taraftarı ve dalkavuğu olmakla suçlamış ve Ankara’daki yeni yönetimin halk yanlısı olduğunu ileri sürmüştür. Yani travma geçirenler sadece Anadolu insanı değildiler. İslâm dünyası kendisini öksüz ve yetim hissetmiştir.

***

Yahya Kemal Beyatlı bir nostolji hasret ve harabat şairidir. Ama harabati değildir. Yani Arapların deyimiyle atlal yani harabat şairidir, ama hiçbir zaman harabai değildir yani baykuş gibi şeamet tellalı. Yıllar yılı o büyük devleti kaypbetmenin üzüntüsünün gözyaşlarını çaktırmadan içine akıtmıştır. Hadi Uluengin de Seven Nişanyan’ın konuşmasıyla aynı günlerde çıkan bir yazısında insanlara prestiji esas alan kültten yani insanları aşırı yüceltmekte üzerime olmadığını ve bizimle kimsenin aşık atamayacağını söylemiştir. Nişanyan’ı tespitleri de aşağı yukarı aynı aynı noktada düğümlenmektedir.

Bununla birlikte itiraf etmemiz gerekir ki, herkes travma yaşamamıştır. Mesela Hasan Pulur veya Tansel Çölaşan gibilerin ataları sözkonusu devirde çoşku duymuş ve bayram yapmış olabilirler. Araplar bu bağlamda şöyle söylemişlerdir: esaibu kavmin inde kavmin fevaid. Yani bir kavmin felaketi diğer kavmin saadeti olabilir. Bunu en veciz bir şekilde ifade eden Tansel Çölaşan olmuştur. Adnan Menderes ve arkadaşlarını idamının ülkede coşkuyla karşılandığını ve bayram havası estirdiğini söylemiştir. Bu sözün çoğunluk için doğru olduğunu sanmıyoruz. Bununla birlikte ideolojik bir azınlık Adnan Menderes’in idamından telezzüz etmiş ve berhudar olmuş olabilir.

İnsanlar sınıf sınıf. Dide-i huffaş gibi bazıları karanlıktan hoşlanır. Bazıları da aydınlıktan. Nitekim Ziya Paşa, ‘Erbabı kemali çekemez nâkıs olanlar, Rencide olur didei huffaş ziyadan” demiştir. Türkçe’si; “Cahil, ilim sahibini çekemez. Yarasanın gözleri aydınlıktan rahatsız olur” demektir. Kısaca her iki halin mensupları da eksik değildir dünyadan. Felaketten mükedder olanlar olduğu gibi coşku duyanlar ve telezzüz edenler de vardır. Kutlu Kur’ân bundan dolayı şöyle der: Ye’lemuna kema te’lemun… Sizin elem ve ızdırap duyduğunuz gibi onlar da duyarlar. Bu sevinç ve keder günleri nöbetleşedir. Kur’ân bize bunu anlatmak istemektedir.

Tilke’l eyyamu nüdaviluha beynenasi ayetinde olduğu gibi: Biz hezimet ve zafer günlerini insanlar arasında çevirip dururuz. Ne diyelim:; Hitamı misk kabilinden yine bir ayetle sohbetimizi sona erdirelim: Küllü yevmin huve fi şe’nin…

17.07.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (16.07.2008) - Fetretten çıkış

  (15.07.2008) - CHP’nin rölünü çalan parti

  (14.07.2008) - Rusya’nın takallusu ve ABD’nin büzüşmesi

  (13.07.2008) - Dünya tarihini özetleyen iki siyasî âyet

  (12.07.2008) - Devr-i sabık, tabula rasa ve travma

  (11.07.2008) - 3 bin yıl sonra

  (10.07.2008) - Belle Epoque ve teneffüs devreleri

  (09.07.2008) - Nifak cereyanının sonuna doğru

  (08.07.2008) - Modern Platonik devlet

  (07.07.2008) - Türkiye’nin ruhu üzerine savaş

 
GAZETE 1.SAYFA

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

© Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır | Site yöneticisi | Editör