"Gerçekten" haber verir 20 Eylül 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Habib FİDAN

ZEKÂTA DAİR…



Hep yazılır veyahut anlatılır: Fatih Sultan Mehmet döneminde, bir Müslüman günlerce dolaşıp yıllık zekâtını verebileceği fakir birini arayıp bulamaz ve bunun üzerine zekâtının tutarı olan parayı bir keseye koyarak, Cağaloğlu’ndaki bir ağaca asıp üzerine de, “Müslüman kardeşim, bütün aramalarıma rağmen memleketimizde zekâtımı verecek kimse bulamadım. Eğer muhtaçsan, hiç tereddüt etmeden bunu al” diye yazar. Sonuç mu? Bu kesenin ağzı, üç ay kadar o ağaçta asılı kalır ve en sonunda bir fakir tarafından alınır.

İnsan böylesi bir olayın yaşandığını öğre-nince, elinde olmadan yaşadığı zaman ve mekândan uzaklaşma hevesiyle Yahya Kemal misali “Ben hicret edip zamanımızdan yaşadım” düşüncesiyle sözü edilen zamanı yaşama iştiyakı içinde hissediyor kendini. Hele ki, kimsenin kimseye neredeyse güvenmediği bir zaman diliminde yaşıyorsa ve herhangi bir yardım durumunda, “kardeşini nefsine tercih etme” düşüncesinden yoksun kalabalık, bir sel gibi akıyorsa gözlerinin önünden, insan eski zamanı “kaybolan şehir” hülyası içinde özlemesin de ne yapsın? Biliyorum; geçmişe körü körüne bağlılık gelecek adına faydalı değil, ancak attığımız her adımda bizi ensemizden yakalayıveren o devasa ayak izlerinde kaybolmamızın getirdiği utancın verdiği ıztıraptır bize geçmişin eteklerinden tutturan…

İnsanlığa mutluluk, barış ve dahi iyilik namına ne varsa hepsini getirmeye muktedir olduğunu iddia eden hazır medeniyet, kan ve damarlarına bulaştığı cemiyetin hayat damarlarından her birini gün geçtikçe kopma noktasına getirmekte. Bu damarlardan bir tanesi de Ramazan dolayısıyla dikkati çeken yardımlaşma duygusu ve bunun dinî kurumu olan zekât meselesidir. Evet zekât ve yardımlaşma meselesi, önce kendi hayatımız ve sonra da toplum hayatına, “Temizlenmiş servet bereketi de çeker / Veren el, alan elden üstündür demişler” tadında ayrı bir renk ve güzellik katan bir olgudur Müslümanlar için. Ancak Televizyon ekranlarında gördüğümüz iftar çadırları ve belli başlı yardımlar mutluluk hislerimi dalgalandırsa da, komşusunun ne yiyip ne içtiğini sormayan, geçinip geçinmediğini sormaktan çekinen ve verdiği selâma karşılık kendisinden bir şey isteneceği korkusuyla kaçamak cevap veren anlayışın kol gezdiği toplumda hırs duygusu hemen her köşede sırıtmaya devam ediyor.

Evet, dünya hayatının hırsı o kadar işlemiş ki hayatımıza, yanı başımızda perişan duran gönüllere bakmak bile, artık fuzuliyattan sayılır oldu. Belki de “Dünya hayatı ancak oyun ve oyalanmadan ibarettir” âyetinin kulağımızda çınlattığı hakikatten uzaklaşmanın bir sonucudur yaşadığımız. Yoksa zekât gibi dinî bir yardımlaşma kurumu ilâhî bir emir olarak karşımızda dururken, yükümlülükten kurtulmak için, “Bunlar ihtiyaç, şunlar borç, emanet... / Bunlar daha yeni… Be adam insaf et” gibisinden mısraların belirttiği, bin dereden su getirme çabalarının başka bir açıklaması olabilir mi?

Sahi Allah’ın rızık olarak verdiği ve gerçekte bizim olmayan malı biz kimden kaçırma cüretinde bulunuyoruz? Ramazanın son demlerine yaklaştığımız bugünlerde, zekât konusunda hemen herkesin ciddî bir şekilde durmak lâzım. Zira Müslüman bir toplumun refah ve mutluluk sigortalarından biri de zekâttır. Sâdi’nin dediği gibi: Gönlünü ıztırap zincirinden kurtar. Gönlünün perişan olmasını istemiyorsan, perişan olanları gönülden çıkarma…

20.09.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (13.09.2008) - Ramazanlı Eylül düşünceleri…

  (06.09.2008) - Devamsızlıktan kalanlar

  (30.08.2008) - GÜLDEN KÜLE DÖNEN MEDENİYET

  (23.08.2008) - Hayat bu can!...

  (16.08.2008) - SAVAŞA DAİR

  (02.08.2008) - Yangın var

  (26.07.2008) - Taziye edebiyatı

  (19.07.2008) - Neler oluyor bize?

  (05.07.2008) - Geceye medhiye

  (28.06.2008) - Hayatımız(da) futbol

 
GAZETE 1.SAYFA

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Site yöneticisi | Editör
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır