21 Temmuz 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

Fatma Nur ZENGİN

Yo no busco, encuentro…*


A+ | A-

Yazılarıma sadece sınav dönemimde ara vereceğimi düşünürken, şimdi neredeyse iki aylık bir ara vermiş olduğumu gördüm. Mısır’daki sıcak günler, yoğun iş ve sınav temposu, toplanma ve kısmen taşınma telâşesi gibi yorucu nedenler, üç haftalık sınav dönemimde neredeyse iki aylık ara vermeme neden oldu. Ama bir şekilde yakalayıp devam etmek gerekiyor.

Kahire’de birbirinden yoğun günler geçirirken, sanki benim gidecek olduğumu herkes anlamış ve giderken üzülmememi isterlermiş gibi, elbirliği yapmışçasına birçok Kahireli ve Mısırlı beni çok üzerek hayal kırıklığına uğrattı. Hatta uçağa binerken, “Fırsat olsa da, kaydımı başka ülkeye alsam” diye derin düşüncelere bile daldım. Ama zaman herşeye iyi geliyor… Zor anlar gitti şimdi, benim de küskünlüğüm, kırgınlığım bir nebze hafifledi. Yine de, hava sıcaklığının 50 dereceleri bulduğu bu günlerde, Mısır’da olmayı pek istemem sanırım.

Mısır’a ilk gittiğim yılın yaz tatilinde Türkiye’ye geldiğimde, komşuların ve seyyar satıcıların sesi olmadan, “Türkçe” bir kahvaltı edebilmeyi umarak balkona çıktığımda, komşuların Arapça konuştuğunu duyunca hayrete düşmüştüm. Sadece kulak alışkanlığı olduğunu düşündüm, ama cidden komşular Arapça konuşuyordu. O sırada kardeşim, üst komşumuzun evini körfez ülkelerinden gelen Araplara kiraya verdiğini belirtti. Sanki bir ısrarla, nereye gitsem beni takip ediyorlardı.

Dün de bir mağazada kıyafet denemek için kabin sırası beklerken, sırada karşılaştığım ve kısaca sohbet ettiğim Kuveytli genç kızı görünce bu olay aklıma geldi. Bir şekilde, beni tüm yabancılar çekiyordu yahut ben onları çekiyordum. Nerede konuşulacak, yardım edilecek bir ortam var yahut nerede elinde haritayla gideceği yeri arayan bir turist var, beni buluyordu. Ben de artık bundan şikâyet etmeden, sosyolojik incelemeleri de sevdiğimden, kısa kısa röportaj halinde sohbetler gerçekleştirmeye başladım. Dün konuştuğum genç kız, Mısır’a ve Türkiye’ye sayısız kere geldiğini, fakat benim mutlaka Kuveyt’i ziyaret etmem ve kesinlikle Kuveyt’i Mısır ile mukayese etme gafletine düşmemem gerektiğini söyledi. “Kuveyt, çok daha temiz, modern ve gelişmiş bir ülkedir” dedi. Eh, nüfusun az olmasının bunda gözardı edilemeyecek bir etkisi olduğunu söylesek haksız sayılmayız.

Bu kısa konuşmanın ardından, alışveriş merkezinin hemen hemen her katında çok sayıda Arap turistle karşılaştım. Bu yaz için çok olağandışı bir durum değil, ama Arap turist sayısında fark edilir bir artış olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Artık İstanbul’u ve hatta Bursa’yı benden daha iyi bilen Mısırlılarla konuştuğumda pek şaşırmıyorum. “Şurada mutlaka şunu ye” yahut “Şu caddede şöyle bir mağaza var” gibi öneriler, benim de aslında gittiğim ülkelerde bazı şeyleri o ülke insanından daha iyi bildiğim gerçeğini hatırlatıyor bana.

Mısır’dan geldikten hemen sonra Türkiye’de girdiğim yoğun tempo ve ilk haftaları yabancı misafirlerle geçirmiş olmam, beni Türkiye’de olduğum gerçeğinden biraz uzak tutarken; hemen ardından, Türkiye gerçeğiyle yüz yüze geldiğim Erzurum’da, kendimi tüm uzak kalışlarımdan arınmış buldum. İlk gittiğim günlerde “Burada da çok Türk var” gibi yorumlara uzanan gurbetçi psikolojisinden kurtulup, Erzurum’un daha önce görmediğim yerlerinden başlayıp, doğduğum eve uzanan ziyaretler serisi gerçekleştirdim. Tertemiz ve oldukça serin dağ havası, çok kalabalık olmayan nüfusu ve özlenmiş Anadolu misafirperverliğiyle bizi kucaklayan Erzurum’da, Kahire’de neredeyse hiç göremediğim masmavi bulutları gördüm. Görebilmek için çöle gitmek zorunda kaldığım yıldızları izledim. Her gün, insanların “O kadar yol yürünür mü” yorumları arasında şehir merkezine, gidilecek yerlere yürüdüm. Kahire’nin 45 derece kavurucu güneşinin ve upuzun köprülerinin, 24 milyon insanının, yürünemez sokaklarının ardından, Erzurum’da yürünemeyecek yer olmadığını fark ettim. Halbuki ne garip, küçükken o mesafelerin hepsi bana çok uzun gelirdi. Bir yere gidebilmek için saatlerce bir akrabanın gelip arabayla götürmesini beklerdim. Ama artık, Kahire sonrası Erzurum’da her yere yürünebildiğini öğrendim.

Şimdi, yine bir Slovenya seyahati öncesindeyim. Artık Mısır mektubu değil, dünya mektubu yazıyor olacağım. Ve inşallah aramadığım, ama karşılaştığım insanları, ülkeleri, şehirleri, olayları, gerçekleri ve dostlukları burada yazmaya devam edeceğim…

*”Ben aramıyorum, karşılaşıyorum”Picasso.

21.07.2009

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (26.05.2009) - Fişavi’nin fıstıkçılarına ve Kahire’ye dair….

  (12.05.2009) - Annem ve yeşil erik

  (05.05.2009) - Akrepsiz, yelkovansız ülke

  (28.04.2009) - Festivallerin içinden...

  (14.04.2009) - İstanbul’u sevmezse gönül, aşkı ne anlar?

  (07.04.2009) - Sigaranın dumanı

  (31.03.2009) - Alkol almadan da sosyalleşebilmek...

  (17.03.2009) - iki farklı sergi

  (10.03.2009) - “Norveç’te bu kadar çok dağ olduğunu daha önce fark etmemiştim!”

  (03.03.2009) - Slovenya düşleri

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.