"Gerçekten" haber verir 05 Mayıs 2009
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formuİletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Fatma Nur ZENGİN

Akrepsiz, yelkovansız ülke



Yazımı yazmak için bir word belgesi açtığımda, o bom boş duran beyaz sayfa çok farklı hislere sürüklüyor beni. Yazacağım şeyler klavyeme dolanıyor; nefesim tutuluyor bazen; aklıma birden çok şey geliyor, büyük bir coşkuya kapılıyorum; hepsini yazmalıyım diyorum. Heyecandan ellerim titriyor bazen ve bazen de uyuyakalıyorum düşüncelere dalarak klavyemin başında.

Yer Kahire, ülke haliyle Mısır. Hava sıcaklığı dayanılmaz oldu şu dakikalarda, saat sabahın üçünü de geçmiş. Üç gün önce üşüdüğüm ülkemden, daha asıl yaz başlamadan cayır cayır yandığımız bir diğer ülkeye geldim. İlk günden itibaren, sanki ilk defa gelmişim gibi, herşeyi sil baştan gözlemler gibi buldum kendimi. Havaalanından eve gelirken, camdan elimi dışarı çıkarıp, trafikte bilinçsiz ve kuralsızca giden arabaları durdurmak istedim, tavanlarından kaldırıp, olmaları gereken şeritlere koymak istedim onları. Ama olmadı tabiî ki. Tıpkı gelişimden birkaç saat sonra okula doğru giderken aniden kapısı açılan taksiye tepki veremediğim gibi. Düşmekten değil de, ödevimin uçmasından daha çok korkmuştum; uçmadı, düşmedim de. Ama “maliş*” de demedim Mısırlılar gibi.

Bir arkadaşım, en mutlu insanların Mısır’da yaşadığını söylemişti geçenlerde. Günlerdir bunu düşünür dururum. Bunu düşünüp durmamın bir nedeni, en mutsuz insanların da Türkiye’de yaşadığını söylemiş olmasıydı arkadaşımın. Uzun uzun düşündüm. Mısır’a geldim, ilk dakikadan itibaren baktım etrafa bir kez daha. Uçaktan alana girer girmez, gözüme ilk çarpanın, “Mısır’a emniyet içinde giriniz” âyeti olduğunu yeniden fark ettim. Bu, hiç şüphesiz, büyük bir güven veriyor insana. Mısır’da mutlu olmayı öğütlüyor gizliden gizliye. “Sizi koruyacak bir güç var hiç şüphesiz” diyor bir yandan da, omuzlarınızdan ağır bir yük kalkıyor, tebessüm etmemek imkânsız kalıyor o noktada. Kahire’nin beni gülümseten şehir olduğu ortaya çıkıveriyor, Bursa’nın ağlatan şehir olmadığı gerçekliğinin yanında.

İnsanlar neden mutlular diye düşündüm yine. Önce acaba cidden bu insanlar en mutlu insanlar mı diye de düşündüm. Yiyecek ekmeği olmasa da, gecekondusunun çatısında uydu anteni olanların, başlarını sokacak evleri olmasa da, ilk fırsatta araba almayı hayal edenlerin, “Seni çok özledim” denildiğinde gözleri dolan insanların memleketiydi burası. Burada insanlar, beklentilerini az tutup, ellerindekiyle yetinmeyi, (ah tabiî yeri geldiğinde de ağlamayı, sızlanmayı, bahşiş istemeyi, ama bu kısmı atlayacağım bu sefer) , küçük mutlulukları büyük sevinçlere dönüştürebilmeyi, büyük dertleri en az elem duyarak atlatmayı doğuştan başarabilen insanlar. Onlara öyle öğretilmiş gibi. Eli kesilen çocuk hiçbir şey olmamışçasına koşup oynuyor tekrar. Annesine “Bak, elim” demeden. Belki de gurbet bu yüzden bizi daha çok acıtıyor.

Düşüncelere dalınca gurbete geliyor laf dönüp dolaşıp. Yok, gurbeti yazmayacağım bu sefer. Mısır’a uzun bir aradan sonra geldiyseniz yahut ilk gelişinizse, uyku düzeniniz, düzene gireceğini tahmin edilenin aksine, iyice düzensizleşiyor. Sizi geceleri sıcak hava uyutmazken, gündüzleri limoncu, mangocu, karpuzcu yahut elleri kornadan ayrılmayan araç sürücüleri uyutmuyor. Bir gün, iki gün sonra bir bakmışsınız, alışmışsınız. Babamın Türkiye’de “geceleri uyumayan” kızı, Mısır’da da “geceleri uyumuyor” bazen. İşte o bazenler, ilk gelinen zamanlar oluyor hep. Yoksa sabah 8’de yetişilmesi gereken dersler, bitirilmesi gereken ödevler, hızı yakalanamayan bir hayat var Mısır’da, beden illâ ki yorgun düşüyor, uyku illâ ki saatini arıyor.

Hava bu denli sıcakken, kum fırtınasının yaklaştığı hissediliyor. “En kötüsü de ağzında kum tadıyla yahut havada kum kokusuyla uyanmak “ dedi kardeşim bugün kum fırtınası ihtimalinden konuşurken. Beş dakika önce tozu alınan sehpanın, beş dakika içince tekrar tozlanması kadar korkutucu aslında bu. Halbuki ilk geldiğimde Mısır’a, nasıl da hoşuma gitmişti çölün ortasından evime taşıdığım kum tanecikleri. Kitaplarımın sayfalarından, ayakkabılarımın içinden aniden dökülüvermeleri. Kum ile Mısır özdeşleştiklerindeydi, çöl ile Mısır, gece ile Mısır, Nil ile Mısır gibi.

Anıları, fotoğraf kareleri, yüzlerce yazıya konu olacak, sayfalarca yazı yazılacak gizli saklı hikâyeleri, ruhunda taşıdığı bilinmezlikleri Mısır’ı şaşırtıcı, beklenmeyen, gülümseyen bir ülke yapıveriyor ya birden bire, insan buna şaşırıyor çok. Zaman mefhumunun olmayışı, buna en çok Türklerin sinirlenişi, Amerikalıların bundan müthiş bir zevk alışı (yıllardır özlenen şey belki de bir yerlere tam vaktinde yetişmek zorunda olmamak), Avrupalıların oryantalizm özlemi içerisinde kendilerini Mısır’a bırakışı, İslâm ve Arapça öğrenmek için buraya gelen sınırsız sayıda gayr-i Müslimin oluşu, zamansız zamanlarda en çok onların keyif alması ve Mısır’ın tadını çıkarması da şaşırtıcı oluyor zaman zaman. Bu akrepsiz yelkovansız ülkede insanı şaşırtan birşey de, zamanını şaşmayan çöp toplama araçları. Her gece, herkesin uykusunu aynı saatte bölmek üzere programlanmış (kim bilir, belki de sabah ezanıyla namaz için uyanamayanlara farklı bir uyandırma yöntemi de olabilir), yıllardır vaktini hiç şaşmayan ve yaz saati- kış saati uygulamalarına göre bir saat ileri, bir saat geri kayan çöp arabaları. Mısır’da sadece belediye işçilerinin kolunda saat olduğu hissini veriyor bazen insana.

Bu gizli planlı, gizli düzenli, gizli disiplinli ülkenin en çok geldiğim günlerini ve ülkemdeyken çok özlediğim hayallerini seviyorum. Nil-i mübarek’in suyundan bir içenin, yolunun Mısır’a ömrünün sonuna dek düşeceği gerçeği, çok rahatlatıyor beni. En sevmediğim zamanlarda kolayca kaçışım, en özlediğim zamanlarda sığınacak limanım oluveriyor. Gitmeyi sevdiğim kadar, geri dönmeyi de sevdiğim bu ülke, her hüznümü tebessüme dönüştürüveriyor. Teşekkürler Mısır…

*“Üzülme, boş ver, aldırma, birşey olmaz” gibi mânâlara gelebilen ve Mısırlıların her cümlede ve durumda, çoğu zaman yabancıları sinirlendirecek sıklıkta kullandıkları bir kelime.

05.05.2009

E-Posta: nurzengin@gmail.com


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (28.04.2009) - Festivallerin içinden...

  (14.04.2009) - İstanbul’u sevmezse gönül, aşkı ne anlar?

  (07.04.2009) - Sigaranın dumanı

  (31.03.2009) - Alkol almadan da sosyalleşebilmek...

  (17.03.2009) - iki farklı sergi

  (10.03.2009) - “Norveç’te bu kadar çok dağ olduğunu daha önce fark etmemiştim!”

  (03.03.2009) - Slovenya düşleri

  (24.02.2009) - Kahire, metin ol...

  (17.02.2009) - Kahire’de huzur dolu anlar

  (10.02.2009) - Ümmü’d-dünya

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır

Kurumsal Linkler:
Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Demokrasi100 - Yeni Asya Gazetesi - YASEM - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat - Yeni Asya Takvim - Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım - Yeni Asya 40. Yıl

Reklam Linkleri:
Risale Yorum- Risale Çocuk- Oktay Usta - Euro Nur - Fıkıh İnfo- Ahmet Maranki- Cevşen - Yeni Asya Barla - Makdis