09 Ekim 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Kazım GÜLEÇYÜZ

Açılım derken


A+ | A-

Hükümetin demokratik açılımı gündeme getirmesinden sonra, bu süreci sabote etme amaçlı olduğu düşünülen gelişmelerin ilki, bir kez daha şehit cenazelerindeki tırmanış oldu. Ama Başbakan, “Askerimize sıkılan kurşunlar bizi açılım sürecine kararlılıkla devam etmekten asla alıkoyamayacak” diyerek, zihinlerde bu yönde oluşan kaygıları gidermeye çalıştı.

Anayasa değişikliği ve af gibi maddelerin açılım kapsamında yer almadığı, operasyonların aralıksız süreceği yönündeki açıklamaların etkisi, CHP-MHP ikilisinin açılım karşıtı kampanyayı şiddetlendirerek devam ettirmeleri ve zamanın akışı içinde başka gündemlerin öne çıkmasına bağlı olarak açılım gündeminin tavsamaya yüz tuttuğu izlenimi de, özellikle Başbakan tarafından yapılan çıkışlarla silinmeye gayret edildi.

Özellikle Said Nursî’den söz edildiği için farklı bir rüzgâr estiren son kongre konuşması, bu anlamdaki çıkışların en dikkat çekici örneği oldu.

Cumhurbaşkanı Gül’ün “açılıma destek” şeklinde algılanan ve CHP-MHP ikilisinin sert tepkisine hedef olan Meclis konuşması da bu bağlamda, yine süreci canlı tutup tavsamasına meydan vermeme çabasının ürünü olarak görüldü.

Buna karşılık, Meclisin yeni yasama dönemindeki ilk iş olarak sınırötesi operasyon tezkeresini görüşüp kabul etmesi, tıpkı içerideki operasyonlar gibi, açılımın esprisiyle pek örtüşmeyen ve bağdaştırılamayan bir gelişme olarak görüldü.

Her ne kadar Dışişleri Bakanı “Tezkerenin uzatılması açılım çabalarımızı destekleyecek” dese de, “Hem aylardır demokratik açılımdan söz ettiğiniz halde bu yönde kayda değer hiçbir yeni adım atmayacak, hem de bu sorunun sadece askerî yöntemlerle çözülemeyeceğine dair giderek daha yaygın şekilde dile getirilen kanaate rağmen iç ve dış operasyonlara hız kesmeden devam edeceksiniz; bu bir çelişki değil mi?” sualinin mantıklı ve tutarlı bir cevap beklediği ortada.

Açılımı gölgeleyen bir başka gelişme de, bütün dünyanın gözlerinin IMF ve Dünya Bankası toplantıları sebebiyle İstanbul’a çevrildiği bir ortamda yaşanan “eylemci-polis çatışması” görüntüleri.

Bunlar, hem “Bakın, İstanbul’da bile terör hâlâ diri” diyen “Her hal ve şartta önce güvenlik” mantığına yeni bir soluk veriyor, hem de polisin eylemcileri tahribattan alıkoyamazken daha ziyade halkı bîzar eden uygulamalarıyla, bu alandaki olumsuz sicilimize yeni kayıtlar düşürüyor.

Hükümetin açılımı takdim biçiminden “etnik çatışma” senaryolarının üretildiği bir konjonktürde, bu uydurma senaryolara gerçeklik kazandırma planıyla irtibatlı olduğu şüphesi uyandıran tehlikeli provokasyonlar da tezgâhlanıyor.

Bursaspor-Diyarbakır maçı esnasında tribünlerde açılan “Ne mutlu Türküm diyene” pankartının, bilâhare, kurtuluş günü gerekçesiyle İstanbul’un tarihî selâtin camilerine mahya olarak asılması, bunların en fazla dikkat çekici olanları.

Güneydoğu’da dağa taşa yazılıp da yıllardır kaldırılması istenen bir sloganın, şimdi de batının en merkezî şehirlerinde ve hiç olmadık yerlerde boy göstermesi iyiniyetle bağdaşabilir mi?

Sonra “Ordumuza şükran borçluyuz” ve “Millî birlik esastır” gibi, şu konjonktürde kritik tartışmalara konu olacak sözlerin mahyalarda işi ne?

28 Şubat’ta Çevik Bir’in 1. Ordu Komutanlığı döneminde bazı kışlaların kapısına yazılan “Orduya sadakat şerefimizdir” ifadeleri ne kadar tartışılmıştı... Ama o zaman bir “post müdahale” dönemiydi, o yazı da kışlanın girişinde yazılıydı.

Şimdi ise görünüşte 28 Şubat’ı on iki yıl geride bırakmış, ülkenin 22 Temmuz’da halktan aldığı yüzde 47 oyla işbaşına gelen büyük Meclis çoğunluğuna sahip bir iktidar tarafından yönetildiği, AB sürecinde ciddî mesafeler almış ve askerin iyice kışlasına çekildiği bir ülkede yaşıyoruz.

Ama gelinen noktada askerî ve ideolojik sloganlar kışla girişlerinden mahyalara taşınıyor.

Açılım diye diye, askerî cumhuriyet olma yolunda daha ileri noktalara mı sürükleniyoruz?

09.10.2009

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (08.10.2009) - Said Nursî ve AKP

  (07.10.2009) - Bediüzzaman’ın farkı

  (06.10.2009) - Said Nursî açılımı

  (04.10.2009) - Ağalık nasıl aşılır?

  (03.10.2009) - Tavsama ve duraksama

  (02.10.2009) - Tıkanmanın arka planı

  (01.10.2009) - Açılım nereye?

  (30.09.2009) - Yine asker ve siyaset

  (29.09.2009) - Açılım mı, seçim paketi mi?

  (20.09.2009) - Bayramınız mübarek olsun

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.