26 Ocak 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR Mobil İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Muzaffer KARAHİSAR

Bolvadin seyahatinden kalanlar


A+ | A-

17 Ocak 2010, arkadaşlarla Bolvadin’e gitmek için buluştuk. Sabahın erken saatlerinde yağmurlu bir havada yolculuğumuz başladı. Aynı düşünceleri, aynı ideali taşıyan insanlar bir araya geldiklerinde, insanların yüzünden neşe, sürûr, huzur hemen fark ediliyor. Bu seyahat, Peygamber Efendimizin, “Sıhhat bulmak için” insanlara tavsiye ettiği, Allah’ın rızasına ve sünnet-i seniyyeye uygun olmasını temenni, niyaz ve niyet ettiğimiz bir yolculuk. Yolculukta sohbetler, muhabbet, tefekkür olur. Bir ara böyle seyahat ve ziyaretlere katılan, ehl-i hizmet, ihlaslı çalışmalara devam ederken vefat etmiş olan merhum Çetin Aktaş kardeşimizin ismi geçince, sonradan aramıza katılan ve Çetin Beyi bilmeyen birisi; “Çetin Bey kimdir?” diye sordu. Yanımda oturan Ersan Bey’e dönerek, “Bir zaman gelecek ve ‘Muzaffer kimdi?’ diye soracaklar. Yeni insanlar, yeni simalar, yeni hizmet erleri bu ziyaretleri üstlenecekler… Bizler de kabrimizde, onların bizlere gönderecekleri yaptıkları hizmetlerden, ibadetlerden, zikirlerden, tefekkürlerden, dualardan kazandıkları sevaplardan ‘iştirak-ı âmel-i uhreviye’ (Ahiret hizmetlerindeki ortaklık) sırrıyla bizlere de hisseler gelecek inşallah” diye ümit, temenni ve dua ettik.

Yolculuk sohbet ve muhabbetle devam ederken herkes hayatta gördüğü, duyduğu farklı olayları anlatmaya başladılar. Bunların içersinde çok ibretli ve farklı olanı Abdurrahman Göktaş Ağabey’in anlattığı yaşanmış bir olaydı: Bu olayı bizzat yaşayan kişi Abdurrahman Ağabeyin babasının çok yakın ve samimi dostu olduğu için başından geçeni kendisi anlatmış.

“Adıyaman’ın Samsat ilçesinin Uzuntepe (Selik) köyünde Ramazan Yıldırım ismindeki bir vatandaşın beş-altı yaşlarında, annesi ölmüş, öksüz bir çocuğu varmış. Bu çocuk oynarken başının üstüne kuyuya düşmüş. Çocuğu kurtarıp, çıkarmışlar ve Adıyaman Devlet Hastanesine yetiştirmişler. Çocuğun başı yarılıp, beyni hasar gördüğü için acilen Ankara’ya sevk edilmiş. Ancak çocuğun babası çok yoksul ve muhtaç bir insan olduğu için, Ankara’ya götürmesi mümkün değildir. Köyde herkes seferber olmuş, aralarında para toplayıp, tedarik edip çocuğun babasını Ankara’ya gitmek üzere yola çıkarmışlar. Ömründe ilk defa Ankara’ya giden Ramazan Bey şaşkın, ürkek ve çekingen, tahsili olmayan bir insandır. Çocuğunu kucağına almış ve sevk edilen hastanenin yoluna düşer. Hastaneye güç-belâ varmış ve çocuğunu muayene ettirmiş, o hastane de başka bir hastaneye sevk edince Ramazan Efendi iyiden iyiye şaşkınlaşmış.

Onun durumunu sezen birisi ona yakınlık göstermiş, yardımcı olabileceğini, kendisinin de aynı hastaneye gideceğini söylemiş. Birlikte taksiye binmişler, samimiyet, sohbet, muhabbet iyice artmış. O kişi Ramazan Beye, bu yerlerin tekin olmadığını, kendisine başkasının yaklaşıp da şöyle cebine elini uzatırsa, dikkatli ol, diyor. Bir taraftan da uygulamalı o hareketi tarif edip göstermiş. O şahıs, yolda ‘Ben inmem lazım’ diyerek inmiş. Hastaneye varınca taksiciye para vermek için cebindeki cüzdana el attığında bakar ki cebi bomboş. Kucağında hasta ve öksüz çocukla kalakalan Ramazan Bey’in dünyası yıkılır, üzülür ve ne yapacağını bilemez. Bir süre düşünür ve ümit dünyası, belki o şahsı indiği yerlerde arayayım, bulmaya çalışayım, başka da şansım yok, diye kucağındaki çocukla geldiği istikamete doğru yaya yürümeye, koşmaya başlar. Gerçekten de aradığı şahsı uzaktan görür, kaçırmamak için gözlerini üzerinden hiç ayırmadan, hemen yanına koşarak gider. O şahıs elinde cüzdanla heykel gibi, hareketsiz, donmuş, durmuş ve öylece kala kalmış. Ramazan Bey hızlıca varıp hareketsiz duran şahsın elindeki cüzdanı çekerek almış! Daha sonra şoktan kurtulan o şahıs hızlıca, kaçarak oradan uzaklaşmış. Böylece masum, öksüz ve hasta bir çocuğun tedavisi için temin edilen para, tekrar sahibine geri dönmüş. Bu olay Ramazan Beyin köyünde ve çevre köylerde dilden dile anlatılarak meşhur olmuş. Köyde, şehirde nerede olursa olsun Ramazan beyi gören herkes o olayı sorup başından geçenleri anlattırmış.”

Bolvadin’e vardığımızda bizi muhabbetle karşıladılar. Bolvadin’de iman, Kur’ân hizmeti ile ilgili sohbetler oldu. Bolvadin’de Üstad’a “Bediüzzaman Dede” diye, yoluna koşuşan, elini öpen çocukların hatıralarını çok okuduk. O çocuklar şimdi kendileri, “dede” olmuş durumdalar. O sohbet esnasında Üstadı gören ve elini öpen kişilerin sayısının çok olduğunu oradaki herkes bahsetti. Mehmet Ünlü Ağabey de bu bahtiyarlardan biri. O Üstadı gören birçok insanı tanıdığı gibi, hatıralarını da biliyor. Onlardan birisi çocukken Üstad’ın arabasını görünce koşmuş, açık olan arabanın camından kendini içeri atmış ve üstadın elini öpmüş. Bu duruma oradaki ağabeyler kızmak isteseler de Üstad onların kızmalarına müsaade etmemiş.

Yine bir gün insanlar, Bolvadin’de şehir merkezinde Çarşı Camii yanında Üstadın etrafını çevirmiş, tazimle onun elini öperlerken bir terzi çırağı sırada iken en arkada kalmış ve öylece beklemiş. Kendisinde guslü icap ettiren bir durumu olduğu için tereddüt etmiş ve el öpmeye gelmemiş. Üstad onu yanına çağırmış ve elini öpmesine izin vermiş ve kulağına “Kardeşim Müslüman kirli olmaz” demiş.

Üstad Emirdağ tarafından gelirken yol boyunca çapa yapan her tarladaki tüm kadınlar yola koşarak, uzaktan ondan dua isterlermiş. Uzaktaki bir tarlanın yanında durdurulan Üstadın arabasını fark eden komşu tarladaki çapa yapan kadınlar da üstadı görmek, selam vermek ve dua istemek üzere yola koşuşurlarmış. Bolvadin halkında Bediüzzaman sevgisi, saygısı, hürmet ve coşkusu hâlâ eksilmeden devam ediyor.

Geçtiğimiz sonbaharda, 10 Ekim günü Üstadın talebelerinden Hacı Hafız Mehmet Taktak vefat etmişti. Bolvadin Merkez Çarşı Camii’nde kıldığımız cenaze namazına Üstadın talebelerinden Mustafa Sungur ve Mehmet Fırıncı Ağabeyler ve hizmet ehli birçok insan katılmıştı. Ondört yaşında Üstadı ziyaret edip, duasını alan Hacı Hafız Mehmet Taktak Ağabey, 77 yaşına kadar iman Kur’ân hizmetinde sadakatle, sebatla devam etmiştir. Kabirde cenazenin defin esnasında Kur’ân-ı Kerim okunurken üstümüzde bir yığın martıya benzeyen kuşlar belirdi ve tavaf eder gibi süzülerek gökyüzünde, kabrin üstünde dönmeye başladılar. Bu durumu orada bulunan herkes gördü. Dost tv kameramanı da o kalabalık kuşları ve dönüşlerini görüp çekmeye başladı. Herkesin nazarı oraya doğru yönelince o kuşlar da kabrin üzerinden kıble istikametine doğru yavaşça uzaklaştılar ve gözden kayboldular.

Hayatın seyri içersinde insanlar çok şeyleri görüp geçiriyor. Her hadisede alabileceğimiz ibretler ve dersler vardır. Kâinatta hiçbir şey tesadüfen ve rastgele olmamıştır. En büyükten en küçüğüne kadar her şeyde Kudret ve Kuvvet Sahibi Allah’ın takdirini, tasarrufunu unutmamak gerekiyor.

Bir günlük Bolvadin gezimizde; tatlı dilli güler yüzlü ve misafirperver olan Bolvadinlilerin gönlümüze serpilen manevi ziyafetlerini alarak ve önümüze serilen envaî çeşit maddî ikramlarını tadarak, vedalaşıp ayrıldığımızda vakit hayli ilerlemiş, sağanak halde yağan yağmur devam ediyordu.

26.01.2010

E-Posta: erol530@hotmail.com


 
Sayfa Başı  Geri


Önceki Yazıları

  (19.01.2010) - Hastaneden kabre giden yol

  (15.12.2009) - Ömür çizgisi

  (12.12.2009) - O AĞAÇ

  (08.12.2009) - Bir Mehmet Amca vardı

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu

Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.
Kurumsal Linkler: Risale-i Nur Kongresi - Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Demokrasi100 - Yeni Asya Gazetesi - YASEM - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat - Yeni Asya Takvim oktay usta yemek tarifleri Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım - Yeni Asya 40. Yıl