10 Şubat 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR Mobil İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Ahmet ÖZDEMİR

Vefatının 92. yılında Sultan II. Abdülhamid


A+ | A-

Sultan II. Abdülhamid 21 Eylül 1842 tarihinde İstanbul’da doğdu. Çok hoşgörülü bir ortamda büyüdü. Kültür derslerinin yanında musikî dersleri de aldı. Sultan Abdülhamid, yıkılmak üzere olan Osmanlı Devletini 33 yıl ayakta tutmayı başarmış bir padişahtır. Dindar bir insan olan Sultan Abdülhamid ibadetlerini hiç aksatmazdı. Onun dindarlığı Fatih Sultan Mehmet’ten, Bayezid-i Veli’den daha geri değildir. Vahdettin’in, saray kadrosundan Fuad Türkgeldi’ye söylediği şu söz dikkate değer:

“Benim sülâlemde, akıllı, dahi, aptal, mecnun, idareli, tutumlu, sefih, müsrif, her tip mevcuttur. Fakat bir tane bile dinsiz yoktur.”

Bu son derece doğru teşhis ve tesbitin en tipik örneği Abdülhamid denilebilir. Hayırsever ve cömert bir insan olan Sultan Abdülhamid, sıradan bir vatandaş gibi yaşardı. Yunan seferi sırasında, kendisine hazinede yeterli para bulunmadığı söylenince, atalarından kalma şahsî servetinden masrafları karşılamış, devletten beş kuruş almamıştı.

O, boş vakitlerini marangozhanede geçirir, harika eşyalar yapar, bunları sattırır ve parasını fakire fukaraya dağıttırırdı. Son derece şefkatli bir insan olan Sultan Abdülhamid’in kendisini öldürmek isteyenleri, suikast düzenleyenleri bağışlaması, dünya siyaset tarihinde görülmemiş bir olaydır. Korkaklığı hakkında yapılmadık edebiyat bırakılmayan, gerçekte tarihin en cesur adamlarından biri olan Abdülhamid, patlayan bomba karşısında insanlar her tarafa savrulup kaçarken, o asla telâş eseri göstermemiş, dimdik ayakta durup Şeyhülislâma endişe etmemesini söyleyerek şimşek gibi dışarı çıkmış, rastladığı saray arabalarından birinin arabacı yerine atlamış; atların dizginlerini toplayıp dört nala saray yönünde olay yerinden uzaklaşmıştır.

Sultan Abdülhamid, kültüre büyük önem vermiş ve eğitim konusunda hizmet verecek birçok müessese yaptırmıştır. Üniversiteler, Güzel Sanatlar Akademisi, Ticaret ve Ziraat Okulları kuran Sultan Abdülhamid, ilk ve orta dereceli okullar, dilsiz ve kör okulları, aşiret mektepleri, kız meslek okulları da yaptırmıştır. Vilâyetlere liseler, kazalara ortaokullar kurmakla beraber, ilkokulları köylere kadar ulaştırmıştır.

İstanbul’da Şişli Etfal Hastahanesi’ni ve Darülaceze’yi kendi şahsî parasıyla yaptırdı. Hamidiye adı verilen nefis içme suyunu borularla İstanbul’a getirtti. Karayollarını Anadolu içlerine kadar uzatan Sultan Abdülhamid, Bağdat’a ve Medine’ye kadar da demiryolları döşetmiştir. Ayrıca büyük şehirlere atlı tramvay hatları döşetmiştir.

Sultan Abdülhamid’in emriyle İstanbul’daki dilenciler, sokaklarda başıboş gezen sahipsiz çocuklar, cami avlusunda yatan kimsesiz hastalar bir araya toplanıp ıslâh edilerek san'at sahibi yapmak, kimsesiz hastaların ömürlerinin sonunu huzur içinde geçirtmek maksadıyla Darülaceze yaptırılmıştır. Padişah Darülaceze’nin kuruluş masraflarını karşılamak üzere 7.000 altın lira kıymetindeki özel eşyasını hediye ederek ayrıca 10.000 altın lira da bağışta bulunmuştur. Halil Rıfat Paşa da evindeki bazı kıymetli eşyayı satarak kuruluşa katılmıştır. Böylelikle toplanan 72 000 liralık inşaat parası ile 6 Ekim 1892 tarihinde 21 koyun kesilerek Darülaceze’nin temeli atılmış ve resmî açılışı 2 Şubat 1896 tarihinde yapılmıştır.

114 yıldır yüzbinlerce kişiye Şefkat Yuvası olan Darülaceze; din, dil, ırk, cinsiyet ve mezhep farkı gözetmeksizin cami, kilise ve havrasıyla dünyada eşi benzeri olmayan bir hayır kurumu olma özelliğini taşımaktadır. 27.000 m2’lik bir alan üzerinde kurulan Darülaceze bünyesinde 7 aceze (düşkünler) servisi, bir poliklinik, bir çocuk kreşi, içinde kütüphanesi bulunan rehabilitasyon merkezi, fırın, 3000 kişiye yemek yapabilecek kapasitede modern bir mutfak, kesimhane, kurban etlerini 1 yıl süre ile muhafaza edebilecek buzhane, çamaşırhane ve kurumun ihtiyaçlarına cevap verecek ölçüde terzihane, matbaa, marangozhane, ayakkabı tamir atölyesi, demirhane mevcuttur. İçişleri Bakanlığına bağlı ve kendine özel bir yönetmelik ile yönetilmektedir.

Bağışçıları, gönüllüleri, çalışanları ve acezeleri ile büyük bir aile olan Darülaceze darda ve sıkıntıda kalındığında sığınılacak bir kucak, varlıklı olunduğunda da desteklenecek bir kurumdur. Darülaceze, Osmanlı’dan günümüze uzanan sosyal yardımlaşma köprülerinden biridir.

Sultan Abdülhamid’ın dünya politikası, İngiltere karşısına Almanya’yı, Rusya önüne İngiltere’yi dikmek, fazla bir emel sahibi görünmeyen Fransa’ya tarafsız bir tutum muhafaza ettirmek, İtalya’yı olduğu yerde bırakmak, Avusturya’yı da bazen Rusya’yla çatıştırarak, bazen Almanların peşine düşürerek Balkanlarda tek ve faal bir politika gütmekten alıkoymak; böylece, Batılı büyük devletleri birbirlerine karşı rekabetleri ve tezadları içinden kavrayıp Osmanlı Devleti’ni zararlı olmaktan çıkarmaktır. Almanya imparatorunun, “Ben politikayı Abdülhamid’den öğrendim” sözü bunun yabancılar tarafından tasdikidir.

Özetle söylemek gerekirse Abdülhamid’in dış politikası, Batılıları kendi konusunda rekabete sürüklemek, tezada boğmak, birbirine düşürmek, iç ve dış meseleleriyle zayıf taraflarından yakalayıp akamete uğratmaktan ve böylece hasta döşeğindeki Osmanlı Devletine rahat bir nefes aldırmaktır.

Selânik’ten İstanbul’a gelen hareket ordusu 31 Mart olayını bastırdı. Sultan Abdülhamid, Ayan ve Mebusan Meclisi’nin ortak toplantısında alınan kararla (Mebusan Meclisinin yarıdan fazlası Müslüman olmayan milletvekilleri idi.) tahttan indirilerek yerine, Sultan V. Mehmed (Reşat) padişahlığa getirildi. Sultan II. Abdülhamid Selanik’e sürgüne gönderildi ve Yıldız Sarayı yağmalandı. Meclisin tahttan indirilme kararını bildirmek için heyette Selanik Milletvekili ve Selanik Mason Locası Başkanı Yahudi Emanuel Karosso, Ermeni Aram, Arnavut Esad Toptani Paşa ve Gürcü Arif Hikmet Paşa yer aldılar. Bu isimlerin, ileride azınlıkları kışkırtarak devletin parçalanmasında büyük ihanetleri olacaktır. Ülke yönetimi bir süre sonra tamamen İttihat ve Terakki Partisi ile onun liderlerinden Enver, Talat ve Cemal Paşaların eline geçti.

Bediüzzaman Said Nursî, nutuklarıyla 31 Mart Olayı’nda isyan eden sekiz taburu isyandan vazgeçirmiş; böylece daha vahim olayların önüne geçilerek, kardeşkanı dökülmesi engellenmiş ve fitnenin durdurulması sağlanmıştır. Sultan II. Abdülhamid, tahttan indirileceğini gördüğü halde buna engel olmak isteyen İstanbul’daki 1. Orduyu kardeş kanı dökmemek için izin vermemiştir. Birçok tarihçi 31 Mart Olayı’nın Sultan II. Abdülhamid’in tahttan indirilmek için hazırlanmış bir plan olduğunu ifade ederler. Padişahın bu isyanla en ufak bir ilgisi olmadığını İttihatçıların liderlerinden olan Talat Paşa da ifade etmiştir. Bazı kaynaklar ise Yahudi parmağı üzerinde dururlar.

Sultan Abdülhamid, 31 Mart (1909) olayından sonra tahttan indirilmiş, ömrünün kalan kısmını sürgün ve göz hapsinde geçirmiştir. 10 Şubat 1918 tarihinde vefat etmiştir. Onun cenazesi arkasında yürüyen İttihadçılar gözyaşı dökmüşlerdir.

Abdülhamid’e isnat edilen zulüm, istibdat, korkaklık, vehim, israf, ihanet, gerçekte merhamet, adalet, cesaret, zekâ, tasarruf ve sadakatın tâ kendisidir. Bazı tarihçiler bu istibdat yönetimini şöyle izah ederler: Sultan II. Abdülhamid’in mecbur olduğu bu zayıf istibdatın arkasında İttihat ve Terakki hükümetlerinin baskı ve zulümleri vardır.

10.02.2010

E-Posta: ahmed@ahmedozdemir.com


 
Sayfa Başı  Geri


Önceki Yazıları

  (01.02.2010) - Musafaha

  (21.01.2010) - Yaratılışla ilgili soru(n)lar

  (18.01.2010) - Şeytanlar niçin yaratıldı?

  (14.12.2009) - Bir harf kâtipsiz olamadığına göre...

  (07.12.2009) - İnsan, şu kâinat kitabını okuyor (mu?)

  (30.11.2009) - Gökyüzünde bayram mı var?

  (25.11.2009) - Kurban da şeâr-i İslâmiyedendir

  (23.11.2009) - Hastalıklarımızı ne kadar tanıyoruz?

  (14.11.2009) - Dinsiz bir millet yaşayamaz

  (04.11.2009) - İnsanın yaratılışı üzerine tartışmalar

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu

Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.
Kurumsal Linkler: Risale-i Nur Kongresi - Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Demokrasi100 - Yeni Asya Gazetesi - YASEM - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat - Yeni Asya Takvim oktay usta yemek tarifleri Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım - Yeni Asya 40. Yıl