10 Şubat 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR Mobil İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Sami CEBECİ

Şekerci Han’ın inanılmaz cazibesi


A+ | A-

Şark yaylalarından, güneşin doğduğu yerden İstanbul’a gelen ve Bediüzzaman lâkabıyla anılan Said Nursî, çok büyük idealler ve hedeflerin peşindeydi.

Zamanımızdan yüz sene evvel, 1910 yılında ilkbahardan sonbahara Doğu Anadolu’yu baştan sona gezmiş, halkın problemlerini yerinde görüp hastalığı teşhis etmiş ve çarelerini de bulmuştu.

“Azametli Bahtsız bir kıt’anın, şanlı tali’siz bir devletin, değerli sahipsiz bir kavmin reçetesi veyahut Bediüzzaman’ın münâzarâtı" adıyla o çareleri kitap haline getirmiştir. “Bizim düşmanımız; cehâlet, zaruret ve ihtilâftır. Bu üç düşmana karşı san'at, marifet ve ittifak silâhıyla cihad edeceğiz” diyordu. Doğunun cehâleti, fakirliği ve ihtilâf hastalığı onu çok incitiyordu. Mutlaka İstanbul’a gidilmeli ve padişaha bu durum arz edilerek devletçe çözüm üretilmeliydi.

1907 yılında İstanbul’a ulaştı. O zaman otuz yaşlarında gencecik bir adamdı. Sıradan bir yerde ev kiralamak yerine, o günün şartlarında popüler bir yer olan ve mebusların, sefirlerin, şairlerin ve ilim adamlarının konakladığı Şekerci Hanı tercih etti. Kiraladığı odanın kapısına “Burada her suâle cevap verilir, her müşkül halledilir, fakat bizden suâl olmaz” diye garip bir levha astı. Olacak şey değildi. Hiçbir sınır koymadan hem dinî hem fennî ilimlerde kim ne isterse sorsun demek akıl ve havsalanın olacağı bir şey olamazdı. Bu iddiâlı meydan okumaya, İstanbul’un en derin âlimleri tek başına veya gruplar halinde gelip istediği soruları soruyor, cevabını alıp çıkan “Böylesi şimdiye kadar görülmemiştir” diyorlardı. Bediüzzaman hem onların sorularını cevaplıyor, hem de Doğunun cehâlet ve fakirliğini gidermek için mektep ve medreseler açılması noktasında görüşlerini söyleyip kamuoyu oluşturuyordu. En önemli ısrarı ise din ilimleriyle fen ilimlerinin birlikte okutulacağı Medresetü’z-Zehrâ projesiydi. Padişah ll. Abdulhamid’e ulaşmayı çok denedi, fakat muvaffak olamadı. Bu yüzden tımarhaneye kadar düştü. Doktor “Bediüzzaman deliyse, dünyada hiç akıllı adam kalmamıştır” diye rapor vererek taburcu etti.

31 Mart Ayaklanmasıyla hiç alâkası olmadığı, hatta onun nutukları ve makaleleriyle sekiz avcı taburu isyandan vazgeçtiği halde, onu da askerî mahkemeye verdiler. Yaptığı şahane müdafaasıyla kendisi berat ettiği gibi, kırk elli masumun da idamdan kurtulmasına vesile oldu. Kendisini haksız olarak muhakeme edenlere teşekkür etmeyerek, arkasında kalabalık bir halk kitlesi olduğu halde Beyazıt Meydanına doğru yürürken “Zalimler için yaşasın Cehennem! Zalimler için yaşasın Cehennem!“ diye haykırdı.

İstanbul’daki medenilerin entrikalarına, hile ve ayak oyunlarına tahammül edemeyen Bediüzzaman, şarkın yalçın dağlarını ve mert insanlarını tercih ederek İstanbul’dan ayrıldı. Hürriyet ve meşrûtiyet ile ilgili fikirlerini ve İslâmiyet’le örtüşen yönlerini, dağ ve sahraları, medrese ve tekkeleri birer irşat kürsüsü kabul ederek anlattı, halkı meşrûtiyet lehinde şuurlandırdı.

Üç sene kaldığı İstanbul’a, 1. Cihan Savaşı’nda esir olarak götürüldüğü Rusya’dan firar ettikten sonra tekrar geldi. Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiye’de vazife yaptığı dört yıl boyunca çok büyük maddî ve manevî hizmetlere imza attı.

İstanbul Şekerci Han’a ilk geldiği zamanın üzerinden yüz sene kadar bir süre geçti. Şimdi, âhirzaman müceddidinin kahraman talebeleri yine Şekerci Han’ı mesken ittihaz ettiler. Hanla bitişik nizam inşâ edilen yeni bir binayı hizmet merkezi yaptılar. İman hakikatleri cihetinde her türlü suâle cevap veren Nur Risâleleriyle, toplumun taklidi olan imanlarını kuvvetlendirmeye, tahkiki imanı umuma ders vermeye çalışıyorlar. Bu olay tesadüf olamaz. Ancak bir sevk-i İlâhidir. İnşallah mülkiyetini de alırlar.

İki defadır o mekânda derse katılmak nasip oldu. Şekerci Han olarak isimlendirilen bu geniş mekân, âdetâ İstanbul hizmetlerinin kalbi gibi olmuş. Külliye gibi hizmet veriyor. Anadolu ve Avrupa yakasından gelen kahraman Nur Talebeleri bu mekânı şenlendiriyorlar. Geniş salon, ihlâs, samimî kardeşlik ve tesanüt atmosferi içinde inanılmaz bir cazibe oluşturuyor. Hizmet ehlinin koşarak geldiği Şekerci Han, geleceğe dair büyük umutlar beslememize vesile oluyor. İşte, bizim görmek istediğimiz tablo buydu. Ne mutlu İstanbul’un iman fedailerine. Onları yürekten kutluyor ve ihlâs dairesindeki hizmetlerini ayakta alkışlıyoruz. Yolları açık olsun ve Allah onların hepsinden râzı olsun, binler âmin…

10.02.2010

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Geri


Önceki Yazıları

  (03.02.2010) - İstanbul’un beyaz geceleri

  (30.01.2010) - İstanbul’un işgal yıllarında Bediüzzaman’ın hizmetleri

  (20.01.2010) - İstanbul’un mânevî fethi

  (16.12.2009) - Serhat şehri kahramanları

  (09.12.2009) - Musîbetlerin dili

  (25.11.2009) - Dicle Kent bir başka güzeldi

  (18.11.2009) - İrtibattaki lezzet

  (11.11.2009) - “Nasıl yaşarsanız...”

  (04.11.2009) - Antakya ve Adana hattı

  (14.10.2009) - Bediüzzaman’a göre vatan ve millet birliği

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu

Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.
Kurumsal Linkler: Risale-i Nur Kongresi - Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Demokrasi100 - Yeni Asya Gazetesi - YASEM - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat - Yeni Asya Takvim oktay usta yemek tarifleri Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım - Yeni Asya 40. Yıl