22 Mart 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR Mobil İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Faruk ÇAKIR

Yanlışı savunmaya devam mı?


A+ | A-

Özür dilerim, hukukçu olmadığım ve —ayıp değil— bilmediğim için soruyorum: Herhangi bir kişi hakkında düzenlenen ‘iddianame’yi kimler inceleyebilir? Daha doğrusu kimler, incelediği iddianame sonrası ‘hüküm’ verebilir ve suçlanan kişilerin suçsuz olduğunu dünya aleme ilân edebilir?

Bilebildiğimiz kadarıyla hazırlanan iddianameler sonrası onu incelemek, sonrasında da hüküm ve karar vermek mahkemelere, hakimlere aittir. Başka herhangi bir ‘yetkili’nin bu konularda karar vermesi mümkün değil. Es kaza böyle bir hüküm ve karar verilmiş olsa bile bu hiç kimseyi bağlamaz. Ancak ve ancak mahkemeler ve hakimlerin verdiği kararlar bağlayıcı olur.

Ergenekon tartışmaları sonrasında bu kurala pek de uyulmadığı görülüyor. Gerek siyasetçiler ve gerekse bazı silâhlı bürokratlar itham edilen kişilere en başta sahip çıkıp “Biz onlara kefiliz, onlar böyle şeyler yapmaz” diyor.

İddiaların doğruluğuna ya da yanlışlığına ‘amir’ler ve ‘yöneticiler’ değil, hakimler ve mahkemeler karar vermeli. Suçlanan kişiler mahkemeye çıkmadan onları ‘suçsuz’ ilân etmek, bu konuda karar verecek olanları töhmet altına bırakmak anlamına da gelmez mi? Rütbeli kişilerin sözleri aynı zamanda ‘adil’ olması gereken yargıyı etkilemez mi?

Bağışlayın, bir noktayı daha anlayamıyoruz: Eskiden beri gazetelerde rastladığımız ve Erzincan dâvâsıyla ilgili olarak yeniden gündeme gelen “TSK’nın köylere, muhtaçlara, fakirlere yardım yapması” meselesi var. “TSK şu kadar yadım etti, bu kadar yiyecek-giyecek dağıttı” türündeki haberler normal midir?

Bilindiği gibi fakir fukaraya yardım etmek için devletin kurduğu özel vakıflar ve dernekler var. Meselâ, kısaca Fak-Fuk-Fon olarak bilinen “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı” hemen her yerde kaymakam ve valiliklere bağlı olarak muhtaçlara her türlü yardımı ulaştırıyor. Daha doğrusu yıllar önce kurulan bu vakfın görevi, devletin imkânlarını muhtaç olanlara ulaştırmak. Anlamadığımız şey, ‘devlet’in Fak-Fuk-Fon aracılığıyla yaptığı yardımların askerler tarafından muhtaçlara ulaştırılması değil. Tamamen ‘kendi imkânlarıyla yardım yapması’yla ilgili haberleri doğrusu anlayamıyoruz. Netice itibarıyla TSK bir ticarî kuruluş olmadığına göre ‘kendi imkânlarıyla’ yardım yapabilir mi? Bilebildiğimiz kadarıyla TSK, ‘dış düşman’ı def etmek haricinde ‘sel ve afet’ gibi konularda devreye girer ve vatandaşa yardım eder. Yoksa un, tuz, şeker gibi yardım yapmasına pek şahit olunmaz. Bunca yaşımıza rağmen ne kendi köyümüze ne de komşu köylere bu şekilde bir yardım yapıldığını hiç görmediğimiz gibi, babalarımızdan da duymadık...

Vatan’da yer alan uzun bir röportajda Genelkurmay Başkanı “TSK’da hiç kimse cami bombalayacak kadar alçalamaz” demiş. (Vatan g., 21 Mart 2010) Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz günlerde ortaya çıkarılan “Balyoz darbe planı”na göre bazı camilerin bombalanması ve bu şekilde darbeye zemin hazırlanmasının planlandığı iddia edilmişti. Bu iddiların da doğru ya da yalan olduğuna yine mahkemeler karar verecek ve vermeli. Elbette değil TSK’dan hiç kimsenin, hiçbir kurumdan hiç kimsenin cami bombalayacak kadar alçalması beklenemez ve beklenmemeli. Ancak aynı şekilde hiç kimsenin “pimi çekilen bombayı askerin eline vermesi” de beklenmez ve beklenemezdi. Maalesef dünya şahittir ki “beklenmeyecek” olan “pimi çekilen bombayı askerin eline verme” hadisesi gerçekleşti!

İnşaallah, gerçekleşmemesi gereken hadiselerin tekraren gerçekleşmesine şahit olmayız!




Gündemin nabzını tutmak için tıklayın!
www.sentezhaber.com

22.03.2010

E-Posta: cakir@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Geri


Önceki Yazıları

  (21.03.2010) - İhtilâl ürünü kanunları da görelim

  (20.03.2010) - İyi ihtilâlci, kötü ihtilâlci

  (19.03.2010) - Namaza çağrı

  (18.03.2010) - ‘Hiç’ olduğumuzu bilelim

  (17.03.2010) - Medya üzerinden darbe

  (16.03.2010) - Herkes işini yapsın

  (15.03.2010) - İsrail’e ‘dur’ de!

  (14.03.2010) - Devletin özür borcu

  (13.03.2010) - Bari köstek olmayın

  (12.03.2010) - Ya ölümü öldür, ya da sus!

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Abdullah ŞAHİN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Banu YAŞAR

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H.İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu

Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.
Kurumsal Linkler: Risale-i Nur Kongresi - Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Demokrasi100 - Yeni Asya Gazetesi - YASEM - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat - Yeni Asya Takvim oktay usta yemek tarifleri Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım - Yeni Asya 40. Yıl