26 Eylül 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Ali FERŞADOĞLU

Batı arayış içerisinde


A+ | A-

Batı, “aydınlanma ile sanayi devrimini” 1750-1850 yılları arasında yaşadı. Bunun arkasında yatan birinci saikın, semâvî dinler, peygamberlerin getirdiği mu’cizeler, Kur’ân’ın akla ve düşünceye verdiği önem, Müslüman âlimlerin yapmış olduğu ilmî keşif ve icadlar olduğunu daha önce ifade etmiştik. İkinci olarak, Hıristiyanlığın, daha doğrusu Kilisenin, insan aklı ve vicdanına Ortaçağ boyunca yaptığı müthiş baskı yatmaktaydı.

Kilise, sadece dinî ve sosyal bir organizasyon değil, aynı zamanda ekonomik, siyasal ve sosyo-kültürel bir organizasyon; hattâ bir imparatorluktu.1 O çağda Fransa’da, toprakların yüzde 30’u Kilisenin elindedir. Bir silâh olarak kullandıkları aforoz, günah affı ve cennet parsellemekten de kasalarını doldurmuşlardı. Kur’ân-ı Kerîm’de bu şöyle açıklanmaktadır: “Ey iman edenler! Biliniz ki, hahamlardan ve râhiplerden birçoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler ve insanları Allah yolundan engellerler. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!”2 Para, güç demekti. Kilise ile işbirliği yapan lord senyör ve idâreciler, halkı uzun asırlar sömürüp; toplumu da, bu çerçevede inanmaya, düşünmeye ve yaşamaya zorladılar: “Ecnebilerin cehli ve o zamanda vahşetleri ve dinlerine taassupları... Papazların, rûhânî reislerin riyasetleri ve tahakkümleri (kilise hâkimiyeti) ve ecnebilerin körü körüne onları taklit etmeleri...”3 de buna zemin hazırlar.

Papazlar, ruhânîler, ruhbanlar, araştırma yapmak isteyen, aklını kullanan ve Kiliseye zıt düşünenleri aforoz ediyor, sosyal hayattan men ediyor, haklarını elinden alıyor; Kilisenin Engizisyon mahkemeleri diri diri yakıyor veya giyotine gönderiyordu. İnanç, mezhep ve fikir savaşları ile Batı, dört yüz yıl boyunca çalkalanmıştı. Buna tepki gösteren felsefeciler, Rönesans ve reform hareketiyle, “uhrevî hayat” yerine, “dünyevî, maddî” hayatı ön plâna çıkardılar. Böylece Protestan ve Anglikan mezhepleri doğdu. Devletler ve milletler de Katolik kilisesine karşı istiklâllerini ilân etti. Kilisenin bu akıl almaz baskısından, Engizisyonun tasallut ve zulmünden iki cereyan daha çıkar: Laisizm ve sekülarizm. Biri dini dünya işlerinden ayırır, vicdana hapseder, hayata geçirmez. Öbürü, dine ses çıkarmamakla beraber, hayata hiç karıştırmaz. Hepsi de maddeye, nefse, şehvânî duygulara hizmeti esas alarak mâneviyatı dünyalarından çıkardı. Diğer “izm”lerin de tasallutuyla iş çığırından çıktı.

Ve en sonunda “izm”lerden oluşan Batı felsefesi, insanlığı dehşetli bir uçuruma yuvarlamıştır. Bediüzzaman bunu şu sözleriyle ifade eder: “Sefahet ve dalâlette bozulmuş ve İsevî dininden uzaklaşmış Avrupa, Deccal gibi bir tek gözü taşıyan kör deha ile ruh-u beşere cehennemî bir hâleti hediye etti! Sonra anladı ki, bu öyle ilâçsız bir ilettir ki, insanı a’lay-i illiyyinden [en yüksek mertebeden] esfel-i sâfiline [aşağıların aşağısına] atar; hayvanatın en bedbaht derekesine indirir. Bu illete karşı bulduğu ilâç, muvakkaten iptal-i his [duyguları iptal] hizmeti gören cazibedar oyuncakları ve uyuşturucu hevesat ve fantaziyeleridir. Senin bu ilâcın senin başını yesin ve yiyecek!” 4

Dipnotlar:

1- Doç. Dr. Bünyamin Duran, Sekülerleşme Krizi, s. 62. 2- Kur’an, Tevbe Sûresi, 34.

3- Tarihçe-i Hayat, Yeni Asya Neşriyat, s. 80-81.

4- Lem’alar, 90-107.

26.09.2010

E-Posta: [email protected] [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (26.09.2010) - Batı arayış içerisinde

  (23.09.2010) - Hudeybiye Muahedesindeki dersler

  (22.09.2010) - İman hayata yansımalı

  (21.09.2010) - Önce dînimizi öğrenelim!

  (20.09.2010) - Kouchner: “Avrupayı ahlâken siz kurtaracaksınız”

  (19.09.2010) - Batı aile hayatı bize örnek olamaz

  (17.09.2010) - Aile hayatının mutluluğu için bazı ölçüler

  (16.09.2010) - “300 altın Hacca gitmeye yetmeyebilir!”

  (15.09.2010) - Sebeplerin, tabiatın yapması veya kendi kendine olması aklen imkânsız

  (14.09.2010) - Topkapı Sarayı’nda bir marifet dersi


Son Dakika Haberleri

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Abdullah ŞAHİN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet BATTAL

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Banu YAŞAR

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H.İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Hakan YILMAZ

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehmet YAŞAR

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Saliha FERŞADOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.