"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hakikat arayışı ve zansız bir hayat

Abdurrahman TAN
25 Ağustos 2026, Salı
İnsanoğlu sürekli hakkı bulmak ve hakikate ulaşmak için araştırma yapmalıdır. Gerek ayet-i kerîmelerde ve hadis-i şeriflerde gerekse Kur’ân’ın bu asırdaki manevî tefsiri olan Risale-i Nur’da araştırmaya ve gerçeği aramaya güçlü bir teşvik vardır.

Aksi takdirde, araştırılmadan ve hakkında kesin bilgi sahibi olunmadan kabul edilen haberler, insanı ağır bir sorumluluk altına sokar. Aynı zamanda hakkı ve hakikati bulamayan kimse, fuzulî ve malayanî işlerle meşgul olur; bu da insanın yaratılış gayesine aykırıdır.

İsrâ suresi 36. ayette şöyle buyrulur: “Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan sorumludur.” İnsanın akıl ve bilgi süzgecinden geçirmediği her malumat, onu hem dünyevi hem de uhrevi bir vebal altına sokar; ömrünü fuzulî işlerle zayi etmesine neden olur. Hakikati aramamak, insanın yaratılış gayesinden uzaklaşarak enerjisini boşlukta harcaması demektir.

“Zandan sakınınız. Zannın bir kısmı haksızlık ve yalandır. Birbirinizin gizli hâllerini araştırmayın, kusur görmeye çalışmayın, rekabet etmeyin, haset etmeyin...” (Buharî, Edeb, 57). Bu hadis-i şerif; mesnetsiz iddiaların ve delilsiz hükümlerin peşinden koşmayı yasakladığı gibi, bu tür davranışların haksızlık ve yalan olduğunu da ihtar etmektedir. İnsanın kesin delillere dayanmayan ön yargılarla (zan) hareket etmesi, hem bireyin adalet duygusunu zedeler hem de toplumsal güveni sarsar. Hadis; dedikodu, tecessüs (gizli hâlleri araştırma) ve haset gibi kötü huyların aslında temelsiz kabullerin birer ürünü olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Sağlıklı bir toplum, zanna dayalı fitnelerle değil, hakikate dayanan adalet ve sevgiyle inşa edilir.

Bediüzzaman Said Nursî’nin Muhakemat adlı eserinde dile getirdiği, “Lübbü bulmayan, kışır ile meşgul olur. Hakikati tanımayan, hayalâta sapar. Sırat-ı müstakîmi göremeyen, ifrat ve tefrite düşer. Muvazenesiz ve mizansız olan çok aldanır, aldatır.” ikazı dikkate alınması gereken ciddî bir uyarıdır. Bu ifade; insanın hakikate ulaşamaması durumunda düşeceği zihnî ve manevî sapmalar ile iç dünyasında ve hayatında dengesini kaybetme sebeplerini ve sonuçlarını açıkça özetler.

Hayatta ve olaylarda esas olanı, yani mahiyeti, hakikati ve manayı kavrayamayan insan; meselelerin sadece dış kabuğuyla, şekliyle ve yüzeysel detaylarıyla vakit kaybeder. Hayatın ve kâinatın gerçek gayesini, varoluşun hakikatini kavramayan bir zihin boşlukta kalır. Bu boşluk; asılsız hayallerle, bâtıl kabullerle ve vehimlerle dolmaya mahkûmdur. Hakikati pusula edinmeyen insan, yanılgıların peşinde ömür tüketir.

Hayatın her alanında dengeli ve doğru yolu, yani itidali yakalayamayan insan sürekli iki uç arasında savrulur: Ya işi aşırılığa götürür ya da tamamen ihmal edip yetersiz bırakır. Gerçek adalet ve ölçü olan sırat-ı müstakîm kaybedildiğinde istikrar da ortadan kalkar. Hayatını sağlam bir ölçüye ve dengeli bir bakış açısına oturtamamış kimse; olayları doğru tartamaz, kıyaslayamaz ve değerlendiremez. Bu durum, onun hem kendi nefsinde yanlış kararlar alarak aldanmasına hem de farkında olarak veya olmayarak başkalarını aldatmasına sebebiyet verir.

Zandan ve yanılgılardan arınmış bir kalp, hakikatin en berrak aynasıdır.

Dipnot:

1- Muhakemat, s. 58.

Okunma Sayısı: 118
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı