Elbette en bahtiyar odur ki: Dünya için ahireti unutmasın, ahiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, malayanî şeylerle ömrünü telef etmesin; kendini misafir telakki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin; selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin.1
Bu bilgiye sahip olan hayatın gerçek anlamda sırlarına vâkıf olmuştur denilebilir. Her bir cümlesi defalarca okunup, zihin onlarla yoğrulsa ve yorulsa, dikkatlerimizi ileri derecede yoğunlaştırarak okunsa kalplere, gönüllere, vicdanlara altın harflerle kazınabilse ve anlamına zihnimizde saraylar inşa edilerek misafir edilseydi yine de az gelir.
‘’Akıllı insan gelecekte yaşar ve hesaplarını ona göre yapar diyenler olduğu gibi ‘’ ânı yakala, ânı yaşa mutlu ol’’ şeklinde formül bulduğunu iddia edenler olsa da aramızda mazideki günlerini hatırlayarak hafızalarının derinlerinde mutluluğu arayanlar da az değildir.
Atalarımız ‘’son gülen iyi güler’’ diyerek geçmişi ve ânı yaşarken onlarda bize asıl olanın gelecek olduğunu işaret etmişler anlaşılan. Çünkü Allah’ın izni ve iradesiyle zamanın genişleyerek sonsuzluk kazanacağını söylersek kanaatimce yanlış olmaz
Belki biraz da zamanın bereketini yitirdiğinden olsa gerek zamanın su gibi akıp gittiği bu günlerde, dünyanın fânî yüzü için ahiretimizi feda etmemeyi, boş şeylerle uğraşmadan geçmiş ve şimdiki zamanı içine alarak Misafirhane Sahibi’nin yüce emirleri doğrultusunda geniş zaman da en doğru istikamet üzerine hareket etmemizi hatırlatıyor.
Cuma namazı hutbesinde “Ya Rabbi, hayırlısıyla ömrümüze mübarek bir cuma günü hatime ver”, diyen hocaya “Ama bu Cuma olmasın!..” diyen cemaat ehli gibi değilse de Rabbim cümlemize vedalaşma vaktimiz geldiğinde selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girmeyi nasip eylesin. Bizleri dünya için ahiretini unutmayan en bahtiyar kulları arasına dahil eylesin.
Dipnot:
1- Mektubat, 16. Mektup, s. 108.