"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AİHM’in Türkiye’ye âyetle itirazı

Ahmet BATTAL
20 Nisan 2019, Cumartesi
“Yabancı hâkim istetmeyin” başlıklı son yazımızda, AİHM’in, Anayasa Mahkemesi eski üyesi Alparslan Altan’ın -ve dolayısıyla diğer üye Erdal Tercan’ın- 15 Temmuz sonrası yargılanması sürecinde insan hakları ihlâlleri yapıldığını tesbit ettiğini yazdık.

Aynı gün, 15 Temmuz sonrasında TBMM tarafından, her ne anlama geliyorsa “Nurculuk uzmanı” olarak dinlenmiş olan iki rektörden biri olan hukukçu bir profesörün Cumhurbaşkanına yazdığı ve sosyal medyadan da yayınladığı bir açık mektuba muttali olduk. 

Mektup ilginç. Bir yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bu asrın siyasî müceddidi olarak gördüğünü söylüyor. Öbür taraftan da bu dönemin diğer yanlışlarından ve bilhassa adlî sistemdeki hatalardan ve kasıtlı hak ihlâllerinden bahsediyor. Ve bunlardan cumhurbaşkanını da sorumlu tutarak durumu düzeltecek adımlar atmasını istiyor. 

Sonunda da, her halde ümidini kaybetmeye başlamış olacak ki, A’raf Sûresi’nin 164. âyetini hatırlatarak ikazlarını bitiriyor. 

Âyet mealini şöyle vermiş:

“Onlardan bir grup dediler ki; 

“Ne diye Allah’ın helâk edeceği ya da şiddetle azaplandıracağı bir gruba karşı öğüt vermeye devam ediyorsunuz?

“Dediler ki; 

“Rabbinize karşı mazeretimiz olsun diye öğüt veriyoruz. Hem de belki Allah’ın emirlerine uyar ve yasaklarından kaçınırlar.” 

Bu âyeti okuyunca aklımıza AİHM hâkimlerinin kendi içinde yaşamış olabileceği bir tartışma geldi.

Muhtemelen, içlerinden bazıları, Altan dâvâsının ve benzeri dâvâların görülmesi sırasında bu âyetin ilk kısmını manen tekrar ederek; “Bu Türk yargısı nasihatle adam olmaz. Boş verelim bu adamları. Allah onları bildiği gibi yapsın.” demiştir. 

Buna karşılık diğer bazıları ise: “Hayır, Allah ne derse öyle olur. Biz ikaz vazifemizi yapalım ki yarın kurulacak Hak Divanı’nda mesuliyetten kurtulalım” demiştir.

Ya bizim hâkimler?

Biz yine aynı istek ve duâyla bitirelim. 

Muhterem Savcılar ve Hâkimler,

Adalet önce haklıya hakkını vermek ve sonra da suçluya cezasını vermektir. O halde siz de kurunun yanında yaşı yakmayın. İnsan hakkı ihlâli yapmayın. Masumları korumaya öncelik verin. Suçluları cezalandırmak sonra gelsin. 

Türk’ün şanlı tarihini canlandırın. İslâm’ın adaletini dünyaya gösterin. Bizi hür ve medeni Dünya ve bilhassa kaderimizi paylaştığımız Avrupa karşısında mahcubiyetten kurtarın. 

Allah sizi tam adalete muvaffak kılsın. Amin.

Okunma Sayısı: 4560
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-2

    20.4.2019 18:35:49

    Tarihimizde dünyaya örnek olacak onlarca adalet uygulamaları varken bugün, adaleti "el kapısında" aramak utanç verici. Bu utancın sona ermesi için bir an önce hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğünü devlete hakim kılmak gerekiyor. Haklıya hakkını, suçluya cezasını gecikmeksizin veren bir adaletin ilk şartı demokrasi ve hukuk devleti ise ikinci şartı da bağımsız bir yargı ile adil, hür, cesur ve erdemli yargıçların varlığıdır. Hem istibdat ve tahakküme razı olmak hem de adalet beklemek, iki zıttı bir araya getirmek gibidir. Muhaldir. Bediüzzaman "Muhali talep etmek, kendine fenalık etmektir" diyor. Biz de kendimize fenalık etmeyelim. Kurunun yanında yaşı da yakmak adalet değildir. Kurudan yaşı ayırmak ve ayıklamak, masumları korumak adaletin işidir. Bunlar yoksa adaletten nasıl söz edebiliriz?

  • Gündüz Alp

    20.4.2019 18:21:04

    Sayın Battal, güzel yazınıza teşekkür ediyor, duanıza amin diyorum. "Siyasi müceddid" ilanı yapan şahsı bilemiyoruz fakat bizler demokrasi ve hukuktan umudumuzu kesmedik. Üstelik 31 Mart yerel seçimlerinin sonuçları ümidimizi iyice yeşertti. Geleceğe dair olumlu işaretlerden ilkini de yine iktidar cenahından alıyoruz. Yeni Asya'nın manşetten verdiği "Partili Cumhurbaşkanlığı Türkiye'ye uymuyor" sözü geç de olsa gerçeğin farkına varılması anlamında manidar. Yalnızca Türkiye gerçeğine değil hür, medeni ve demokrat dünya gerçeğiyle de örtüşmüyor. Fark edilmesi güzel. Gerisinin geleceğine inanıyorum. Zira "istibdat ve tahakküm" içeren yeni sistemin uzun ömürlü olması fıtrat kanunlarına ters. Dolayısıyla umut ediyoruz ki daha fazla tahribat yapmadan demokrasi ve hukuk devletine avdet edilir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı