26 Kasım 2013, Salı
Son yazımızda “gelecek çağın ihtiyacı, lider merkezli değil ekip merkezli cemaatler ve partilerdir, delilimizi sonraki bir yazıya bırakıyoruz” demiştik.
Delilimiz, Bediüzzaman’ın, hizmet prensiplerini öğretmek için talebelerine yazdığı mektupların derlendiği bir kitap olan “Kastamonu Lahikası”nın 60. sayfasından.
Biz burada bu mektubu kendi anladığımız biçimde aktarmaya çalışacağız.
(Asıl metni okumak isteyenler kitaba müracaat edebilirler. Yazılarımızı internetten okuyan ve bu mektuba ulaşmak isteyenler de kitap ve mektup için “risaleinurenstitusu.org.tr” adresine başvurabilirler).
Mektubun konusu, Bediüzzaman’ın, henüz on-on beş yaşlarında iken yani 1890’lı yıllarda yaşadığı bir olay ve olayın verdiği ders.
Bazı okuyucularımızın “hayalî Ziyaeddin mektubu” olarak da hatırlayabileceği bu mektubun başına “önemlidir” kaydı düşülmüş.
Önce hadiseyi hikaye edelim: Ağabeyi Molla Abdullah bölgenin büyük evliyalarından Hazret-i Ziyaeddin’in has mürididir. Hamiyetin bir gereği olarak kardeşi genç Said’i de kendi şeyhine mürid yapmaya çalışır. Bir defasında, tarikatın da gereği olarak müfritane (aşırı) sevdiği şeyhini fazlaca över. Onun manevî ilimlerde çok ileri olduğunu ve Allah katında yüksek makamda bulunduğunu vs. anlatır.
Genç Said ağabeyine ileride telif edeceği Risalelerde sık sık atıf yapılacak olan bir prensibi anlatır ve adeta ders verir. Özetle der ki;
“Sen ilmini ve Allah katındaki şahsî makamını yüksek bildiğin ve öyle hayal ettiğin bir Ziyaeddin’i seviyorsun. Hakiki Ziyaeddin’in bu kadar yüksek vasıflara sahip olmadığını görsen sevmekten vazgeçme ihtimalin var. O hâlde sen hizmet erbabı bir Allah dostunu hem yanlış sebeple seviyorsun hem de sevgine karşılık ‘kusursuz ve yüksek manevî makam sahibi olma mecburiyeti’ biçiminde pek pahalı bir bedel istiyorsun.
“Oysa ben senin gibi hayalî bir Ziyaeddin’i değil, dine hizmet eden ve insanlara Allah yolunda rehberlik eden hakiki bir Ziyaeddin’i seviyorum. Hattâ bu hizmeti için ona ruhumu dahi feda edebilirim. Onun Allah katındaki makamının yüksek olmadığını ya da bazı kusurlarının olduğunu görmek, beni onu sevmekten alıkoymaz. Sevgimi ve hürmetimi de azaltmaz. Aksine daha ziyade hürmet ederim ve eksiğini kapatmak için çalışırım.”
Bu ders genç Said’in ağabeyini etkiler. Hattâ başka derslerin ve olayların da etkisiyle bir süre sonra kardeşine talebe olur.
Bediüzzaman bu hadiseyi mektubunda özetle şu sebeple anlatıyor:
“Bana gereğinden fazla hürmet etmeyiniz. Benim şahsi makam sahibi olduğumu varsayıp o makama bel bağlamayınız. Din hizmeti için, ‘bana değil Kur’an’a’ ve ‘benim değil Kur’an’ın tefsiri olarak Risalelere’ sahip çıkınız. Ben de öyle yapıyorum.”
Bu mektubu ve dersi yayınlattığına göre dolayısıyla şunları da söylemiş oluyor:
“Benden sonra da aranızdan birini veya bazılarını bir tür tarikat şeyhi gibi dokunulmaz ve karizmatik lider olarak kabul etmeyiniz. Aksi hâlde onun bazı hatalarını gördüğünüzde muhabbetiniz biter ya da azalır ve şevkiniz de kırılır. Lideriniz, karizmatik şahıslar değil Risale-i Nurla dine hizmet eden ekibin şahs-ı manevîsidir.”
Yani demek istiyor ki;
-Ben şayet bir cemaat kurdumsa, bu cemaat, “lider merkezli bir cemaat” değil “ekip merkezli bir cemaat”tir.
-Çağın ihtiyacı da bu türden cemaatlerdir. Zira zaman şahıs ve şahsiyet üzerine bina edilen “hiyerarşik cemaatlerin” zamanı değil, yatay dayanışma ile hareket eden ve tesanüd içindeki ekipler biçiminde organize olan cemaatlerin zamanıdır.
Geçen yazımızda da yazmıştık; bu ihtiyaç hem dinî cemaatler için ve hem de dünyevi ve siyasi cemaatler için geçerlidir.
Bize göre ekip merkezli ve lider merkezli cemaat yapıları arasındaki fark şöyle tarif edilebilir:
Ekip merkezli cemaatler yere piramit gibi sabitlenmiş prizmaya benzerler. Kolay kolay sarsılmazlar.
Lider merkezli cemaatler ise sivri ucundan yere çakılmış prizmaya benzerler. Lider yıkılınca prizma da yamulur ya da dağılır.
Bu yazıyı okuyup anlayan ama “eski hâl üzre” devam etmek isteyen bazı okuyucularımıza yüz yirmi yıl önce yaşananlardan bir yönetim-organizasyon dersi almak zor geliyor olabilir.
O hâlde onlar derslerini gelecekten alacaklar!
Okunma Sayısı: 2025
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.