"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Boşanmalar ve haysiyet-i İslâmiye ve şeref-i millîye

Ahmet BATTAL
06 Ağustos 2026, Perşembe
Haklar manasındaki hukuk, Allah’ın Hak isminin tecellilerinin adıdır. Bu sebeple çoğul kullanılması ancak hukukun hakikatini o bir ve biricik olan Allah’a atfetmek şartıyla anlamlıdır.

Hukuk evvela Yaratan’ın yarattıkları üzerindeki hakkıdır. Yani yaratılanın Yaratan’a karşı yükümlülükleridir. 

İnsandan başka mahlûklar Allah’a karşı vazifelerini ihlal ya da ihmal etmeden ifa eder: Zerreler ve küreler dönerek, kuşlar öterek zikreder.  Birbirlerine karşı vazifelerini ise genellikle ifa ederler. Ama bazen haddi aşarlar. Aslanın ceylan yavrusunu parçalaması gibi. İnsan dışı bu âlemde hukuksuzluk istisnadır. 

İnsanın Allah’a karşı iradî vazifelerine yani Allah’ın insandan beklediklerine hukukullah denir.  

Allah’ın insanlara; birbirlerine ve mahlûkata karşı yüklediği vazifelere ise kul hakkı/hukuku’l-ibad denir. Bu alanda dünya dardır, adaletin sadece ucu görünür. Adaletin hakikati o kadar büyüktür ki ancak ahirette tecelli edebilir. 

Yaratıcı’yı inkar eden ya da görmezden gelen felsefe ise bu dünyadaki ipuçlarına rağmen ahireti ve büyük hesabı görmezden geldiğinden ve insanı kul olarak göremediğinden bu hukuku hakkın asıl sahibinden koparır, insanı sahipsiz bırakır ve bu haklara “sahipsiz insan hakları” der. 

Bu felsefe insana ve topluma değer verme biçimi yönünden kabaca ikiye ayrılır: Sosyal hukukçular “otorite iyidir ve gereklidir” fikriyle ferde karşı toplumların haklarını üstün görürken liberal hukukçular cemiyete ve devlete karşı ferdin haklarını üstün görür, “hürriyet asıldır” diyerek otoriteyi olabildiğince reddeder, küçültmeye çalışır. 

Hukukun tamamının kaynağının Cenab-ı Hak olduğuna inananlar ise bu konudaki kararı da Allah’a ve peygamberlerine ve onların yolundan giden salih kullarının hikmetine bırakır. 

Bu uzun girişi neden yaptık?

Cemiyet türlerinin en küçüğü ve en sıkısı aile denilen topluluktur. Tamam. 

Ama şahsın hukuku ile ailenin hukuku çatıştığında ne olacak? 

Dinler aileyi ve dolayısıyla ailenin hukukunu muhafaza etmeye önem verir. Ancak bunu abartanlar, aileyi, boşanmayı yasaklamak suretiyle ayakta tutmaya çalışırken (Katolik nikahı), İslâmiyet boşanmayı yasaklamaz ama bu alanda keyfîliği engellemeye çalışır. 

Bediüzzaman mü’min kadınlara nasihat ettiği Risalesinde “Mahremce bu sözümü size söylüyorum” ön bilgisiyle evlilik hususunda şu dersleri veriyor:

“Maişet derdi için; serseri, ahlâksız, firenkmeşreb bir kocanın tahakkümü altına girmektense, fıtratınızdaki iktisad ve kanaatla, köylü masum kadınların nafakalarını kendileri çıkarmak için çalışmaları nev’inden kendinizi idareye çalışınız, satmağa çalışmayınız.”

Yani diyor ki; “geçimim kolay olsun diye yanlış ve kötü bir eşle evlenmeye çalışmayın, rızkınız için çalışarak ve kanaatle geçinin”. 

Devamında “Şayet size münasib olmayan bir erkek kısmet olsa, siz kısmetinize razı olunuz ve kanaat ediniz. İnşaallah rızanız ve kanaatinizle o da ıslah olur.” diyor. 

Yani diyor ki “bir şekilde denk olmayan bir evlilik kurmuşsanız bu kere de artık sabretmeye çalışın, kısmetinize razı olun ki kocanız da size bakıp ıslah olsun”.

Son cümlesi de şöyle: “Yoksa şimdiki işittiğim gibi, mahkemelere boşanmak için müracaat edeceksiniz. Bu da, haysiyet-i İslâmiye ve şeref-i milliyemize yakışmaz!”

Yani demiş oluyor ki, “sabır ile evliliği sürdürmek mümkün iken boşanmak hem İslâmî haysiyetimize ve hassasiyetlerimize uygun değil ve hem de millî şerefimize yakışmaz”.

Millî şeref meselesi mühim. Zira milliyetin çekirdeği olan aile, bilhassa mahsulü olan çocukların hakları açısından mühim.

Okunma Sayısı: 2269
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • selim çelebi

    8.08.2026 22:20:24

    aile hakkında böyle bir yazı yazılabiliyorsa halk partisi zihniyetinden uzak durulması gerektiği hakkında da yazılabilmelidir. zira kemalist düşüncenin temel düşmanı ailedir.

  • Mehmet Türeli

    8.08.2026 05:18:39

    "Allah’ın helal kıldıkları arasında en sevmediği şey talaktır (boşanmadır)” Hadisi şerif

  • Hüseyin ilhan

    6.08.2026 19:47:41

    Evlilik müessesesine Müslüman imanlı kalp,kafaların bakması ayrı,dine mugayir yaşayan ehli sefahat olanların bakışı ayrıdır. Bizler iman ve kur'an hizmetinde bulunan,en basit haliyle dahi yanlışı, hatası ehli sefahat içinde olanlar,inkarcı, dine mugayir hayat içindekiler tarafından dillerine pelesenk edilmemesi,dine hücum etmemeleri için haram/helal hassasiyetimiz en üst seviyededir. Lakin çeyrek asırdır din referanslı iktidar olan,parti unvanına 'Adalet, Kalkınma, ismini istimal edenlerin fiiliyatlari tam zıddı. Birde hak suistimalleri ile haksızca başkalarına garip-gurebanin hakkının peşkeş çekilmesi genel ahlak anlayışımızı zirü zeber etmiştir. Bundan aile hayatı,evlilik müessesesi de payını almıştır. Kısaca 'tahrip-yikim muteahhitligi, yapanlar başta iken tedavi zor. Önce umumun hayatını A'dan,Z'ye tahrip edenlerin yerine tamirat ekipleri gelmelidir.

  • suzan bedir

    6.08.2026 19:01:36

    Çalışan kadınların evliliğini devam ettirmelerinde çalışmalarının etken rolü olduğunu düşünmüyorum.Aksine çalışma hayatına giren kadınların boşanma kararını daha rahat aldıklarını görebiliriz.Bir de kadınlara dayatılan ayaklarının üzerinde durma felsefesi ile bu düşünceyle şartlanmış kadın tahammülü de azalmışsa boşanma yoluna rahatlıkla gidebilir.

  • Abdurrahman

    6.08.2026 14:44:58

    Bu konu şu anda toplumun kanayan bir yarası ve istatistik hızla yükseliyor, gündeme aldığınız için teşekkürler.Bu yazının devamını karşılıklı iki taraf içnde genişletirseniz çok faydalı olabilir düşüncesindeyim.Muhtevasında hem İslam hukuku, hem medeni hukuk kriterleri olursa aydınlanmış oluruz.Teşekkürler.

  • S. Pelin Kurukahveci

    6.08.2026 11:00:54

    Müslüman kadının çalışmasına karşı duranları ikna edecek bir yazı yazmışsınız hocam. Kadının çalışması maişet derdi ile kötü evliliğe düşmekten kurtardığı gibi mevcut evlilikleri devam ettiren önemi olduğunu söyleyebiliriz diye düşünüyorum. Çalışan kadın daha çok iman hizmeti ile meşgul oluyor. Hayır hasenat konusunda daha rahat hareket ediyor. Kocasının dine veya iman hizmetine ait negatif bakışlarından etkilenmiyor. Benim dersanedeki ablalarda gördüğüm sosyoloji böyle en azından.

  • Recep Ayer

    6.08.2026 10:13:29

    Maalesef Eski insanlar gemilere binip gittiler sabırlıydılar anlayışlıydılar boşanma taraftarı değillerdi çok ağır sebepler olmadıktan sonra namus gibi. şimdi Şimdi biz tam ahir zamanın ortasındayız Cenabı Hak yar ve yardımcımız olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı