"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hz. Eyyub’dan(as) günümüze - 5

Ahmet ÖZDEMİR
23 Ağustos 2026, Pazar
İBRETLİ BİR KISSAMIZ VAR

Günah İşleyen bir Kimse Meleklerin Varlığından da Rahatsız Olur 

Kimsenin görmediği bir yerde günah işleyen kimsenin psikolojisi hiç de rahat değildir. İnsanların görmediği yerde melekler gibi varlıklar yaşamaktadır. Bediüzzaman, meleklerin inkârına götüren bir olayı şöyle açıklar:

“Utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının ıttılaından çok hicap ettiği zaman, melâike ve ruhaniyâtın vücudu ona çok ağır geliyor. Küçük bir emâre ile onları inkâr etmek arzu ediyor.” (Lem’alar, s. 15)

Utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının görmesinden çok utanır ve rahatsız olur. İnsanların görmediğini ancak meleklerin gördüğü aklına gelir. O zaman, kendisini gören meleklerin ve ruhani varlıkların vücudu günah işleyen kimseye çok ağır gelir. Utanmaktan dolayı, o günahın günah olmadığını iddia etmeye başlar. Ruhanî varlıkların yokluğunu arzu eder. Sonra işlediği günahlarını gören meleklerin varlığını inkâr etmek ister. Bu düşüncesine kuvvet verecek deliller aramaya başlar. Hattâ utanmanın şiddetinden, ahiret gününün gelmeyeceğini temenni eder. Şayet hesap gününü inkâr eden küçük bir vehim bulursa, ona sıkı sıkıya sarılır ve o vehmi kocaman bir delil sayar. Küçük bir işaret ile melekleri inkâr etmek arzu eder. Melekleri inkâr edince, imanı gider ve küfre düşer.

Günahtan Cehennemin İnkârına Giden Bir Yolculuk

Günah işleyen kimse Cehennemi inkâr eder mi?

Her bir günahtan Cehennemin inkârına bir yol vardır. Bir örnekle açıklamaya çalışalım: Cehennem azabını netice veren büyük bir günahı işleyen bir adamın ruh halini düşünün. İşlediği günahla cehennem azabı arasında hemen bir irtibat kurar. Günahların cezalandırılacağı yer cehennemdir. Cehennem azabı günah sahibini psikolojik olarak ezmeye başlar. Kişi bundan kaçış yolları aramaya başlar. Sonunda bundan kaçışın mümkün olmadığını düşünür. O adam, Cehennemin tehditlerini işittikçe, bütün ruhuyla Cehennemin yokluğunu arzu etmeye başlar. Zamanla bu arzu şiddetli istek halini alır. 

Cehennemin yokluğuna küçük bir işaret ve bir şüphe bulsa, o adamda cehennemin inkârına cesaret gelir. Günahların ağır baskısı onu cehennemin inkârına götürür. Nefis ve şeytandan aldığı telkinle cehennemi inkâr eder. Cehennemi inkâr edince imanın şartlarından ahiret gününü de inkâr etmiş olur. 

Bu durumda o adam imandan çıkmış olmaz mı?

İnsanlar işledikleri günahların ağırlıklarından, verdiği manevî sıkıntılardan kurtulmak isterler. Nasıl ki, dünyada işlenen suçların ağır psikolojisi insanların moralini bozuyor, bazen de intihara kadar götürüyor. Öyle de dünyada işlenen günahlar da insanların moralini bozmaktadır. Çıkış yolu aramaya çalışır. Doğru yolu bulamadığı zaman yanlış yollara gider ve günahların girdaplarında boğulur. Bu ise Cehennemin inkârına kadar götürür. Bu durumu Bediüzzaman şöyle açıklar:

“Cehennem azabını intaç eden büyük bir günahı işleyen bir adam, Cehennemin tehdidâtını işittikçe istiğfarla ona karşı siper almazsa, bütün ruhuyla Cehennemin ademini arzu ettiğinden, küçük bir emâre ve bir şüphe, Cehennemin inkârına cesaret veriyor.” (Lem’alar, s. 15)

Cehennem azabını gerektiren büyük bir günahı işleyen insanın durumu, cehennemin tehditlerine karşı dayanamayacak duruma gelince onu inkâr etmek isteği ağır basmaya başlar. Cehennemin yokluğunu ifade eden bir işaret, bir şüphe bile onun için bir delil olmaya başlar. Zamanla bunlar onu inkâra sürükler. Böylece imandan çıkar, küfür derelerine yuvarlanır. Hâlbuki tevbe ve istiğfar kapısı her zaman açıktır. Allah tevbe edenleri sever. Bu kapıdan girse çok rahatlayacak, dünya ve ahiret sıkıntılarından kurtulacaktır. Çare işlediği günahlara karşı hemen istiğfarla siper almaktır. 

Günah deryasında yüzen kişi, nefsinin pis isteklerini hemen yerine getirir ve keyfine çok düşkündür. Aynı günahları işleyenlerin çokluğu onlara geçici bir teselli verir. Halbuki bunlar şeytanların aldatmasından başka bir şey değildir.

Bediüzzaman başka bir eserinde günah işleyen insanın nefsin isteklerine uyarak cehennemin inkârına nasıl gittiğini de şöyle açıklar:

“Günahkâr hevaperest, rahat-ı kalbi için, Cehennemi istemez; Cehennem aleyhinde her şeyi alkışlıyor; bu arzuyla gitgide, inkâra kadar gider.” (Eski Said Dönemi Eserleri, s. 770)

İşte günahtan Cehennemin inkârına giden bir yol ve büyük bir tehlike! Günahta ısrar ancak cezaların artmasına sebep olur.

Okunma Sayısı: 79
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı