Günahtan Küfre Giden Yol
Said Nursî’ye göre, günahlar kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, iman nurunu çıkarıncaya kadar katılaştırmaktadır. Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır.
Koskoca çam ağacının özellikleri tohumunda saklı değil midir?
Öyle de günahlar içinde de küfürlerin tohumları saklıdır. Bediüzzaman, günahtan küfre giden yolu şu sözleriyle açıklar: “Mâsiyetin mahiyetinde, bilhassa devam ederse, küfür tohumu vardır. Çünkü, o mâsiyete devam eden, ülfet peyda eder, sonra ona âşık ve müptelâ olur. Terkine imkân bulamayacak dereceye gelir. Sonra o mâsiyetinin ikaba mûcip olmadığını temenniye başlar. Bu hal böylece devam ettikçe, küfür tohumu yeşillenmeye başlar. En nihayet, gerek ikabı ve gerek dârü’l-ikabı inkâra sebep olur.
Ve keza, mâsiyete terettüp eden hacâletten dolayı, o mâsiyetin mâsiyet olmadığını iddia etmekle, o mâsiyete muttali olan melekleri bile inkâr eder. Hattâ şiddet-i hacâletten, yevm-i hesabın gelmeyeceğini temenni eder. Şayet yevm-i hesabı nefyeden ednâ bir vehmi bulursa, o vehmi kocaman bir bürhan addeder. En nihayet nedâmet edip terk etmeyenlerin kalbi küsufa tutulur, mahvolur, gider. El-iyâzü Billâh!” (Mesnevî-i Nuriye, s. 107-108.)
Günahtan küfre giden yolculuğa bir bakalım:
Günahların özelliğinde, özellikle devam ederse, orada küfür tohumu saklıdır. Günaha devam eden kişide alışkanlık başlar ve o günaha karşı ülfet peyda eder. İşlediği günahlar sıradan bir hareket halini alır (sıradanlaşır), diğer hareketlerinden fark edilmeyecek bir özellik kazanır. Sonra o günaha âşık ve müptelâ olur. İşlediği günahlar hayatının bir parçası haline gelir. Adeta günah işlemek için bahaneler arar. Günahı severek ve isteyerek işlemeye başlar. Hiçbir utanma, sıkılma duymaz. İşlediği günahlardan zevk ve keyif almaya başlar. Zamanla günahın arkasına düşerek geri dönülemeyecek ters bir yola girer. Günahı günah olarak görmez. Sonra o günahın azabı gerektirmediğini temenni etmeye başlar. Bu durum böylece devam ettiği sürece günahı inkâr eder ve o kimsenin kalbinde küfür tohumu yeşillenir. Bir süre sonra etrafa dal-budak salar. Öyle bir gün gelir ki, günah iyice şişer, kalbinde imana yer kalmaz. Kalbinde küfür yerleşince imanı çıkıp gider. En sonunda kişinin işlediği günahlar azabın ve Cehennemin inkârına sebep olur. Böylece imanın şartlarından birisini inkar etmiş olur.
Günah işleyen kimse psikolojik olarak utanma duygusu taşır. Bu duyguyu bastırmak için işlediği günahın günah olmadığı düşüncesine kapılır. Sonra işlediği günahları inkâr etmeye başlar. Hatta aklına kendisini gören melekler gelince sıkılır. Bir süre sonra melekleri de inkâr eder. Melekleri inkâr ise imandan küfre götürür.
Günlük hayatımızda bunun örnekleri pek çoktur. Hâlbuki iman bir bütündür. İman kalesinde meydana gelecek bir delik, imanın çökmesine sebep olacaktır. Zübeyir Gündüzalp’in dediği gibi, “İnsan, saray gibi bir binâdır. Temelleri erkân-ı imâniyedir. İnsan bir şeceredir. Kökü esâsât-ı imâniyedir.” (Sözler, s. 1217.)
İmandan küfre giden yollara bir kaç örnekle açıklık getirmeye çalışalım.