"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İbretli bir kıssamız var - Hz. Eyyub’dan (as) günümüze-2

Ahmet ÖZDEMİR
14 Ağustos 2026, Cuma
Hz. Eyyub (as), yara bere içinde epey müddet kaldığı halde, o hastalığın büyük mükâfâtını düşünerek, mükemmel bir sabırla tahammül edip kaldı.

Bu durum Hz. Eyyub’u incitiyor ve ızdırap içinde bırakıyordu. Fakat o halinden dışa karşı en küçük bir şikâyette bulunmuyordu. Allah’ın rızasını hatırına getiriyor, sabır ve tahammül için kendinde her an taze bir kuvvet buluyordu. (Lem’alar, s. 20.) Eyyub (as) adeta Aziz Mahmud Hüdayî’nin şu mısralarını haykırıyordu:

Hoştur bana Sen’den gelen,

Ya gonca gül, yahut diken,

Ya hil’atü yahut kefen,

Narın da hoş, nurun da hoş.

Sonunda öyle bir an geldi ki, hastalık iyice şiddetlendi. Vücudun her tarafına yayıldı. Özellikle yaralarından doğan kurtlar kalbine ve diline iliştiği zaman, zikir ve İlâhi marifet yerleri olan kalb ve diline zarar vermeye başladı. Hz. Eyyub’un kalp ve lisanıyla yaptığı kulluk vazifesini zorlaştırıyorlardı. Eyyub (as) o kulluk vazifesine zarar gelir düşüncesiyle, kendi istirahati için değil, belki Allah’a kulluğu için şöyle dua etti: 

“Ya Rab, zarar bana dokundu. Lisanen zikrime ve kalben ubudiyetime halel veriyor” (Enbiya Suresi: 83; Lem’alar, s. 20.)

 Eyyub’un (as) sıkıntıları şiddetlendiği zaman, Allah’a şöyle münacatta bulunduğu da rivayet edilir:

“Hamd, Rabbü’l-Âlemîn olan Allah’a mahsustur. Ben, Rabb’im olan Sana hamd ederim ki: Sen, bana ihsanda bulundun: bana, mal ve evlad verdin. Kalbimde, bunların girmediği bir bölüm kalmadı. Sonra, hepsini, benden geri aldın, kalbim, onlardan boşaldı. Artık, benim aramla Senin arana, bir şey girer değildir!

“Ey Rabb’im! Bundan önce, beni, gündüzleri, mal sevgisi, telâşı, oyalıyordu. Geceleri de, beni -kendilerine olan şefkatimden dolayı- evlad sevgisi, oyalıyordu. Ne mutlu ki: şu anda, onlardan boşalmışım! Gözümü, kulağımı, gecemi, gündüzümü, Senin zikrin, şükrün, takdis ve tehlilin ile geçiriyorum!” (Taberî-Tefsir c.17,s.69-70)

Hz. Eyyub (as); sabır timsali bir peygamber olmuştu. Cenab-ı Hak onu musibet ve belalara karşı sabır ve teslimiyette insanlara örnek olması için, büyük bir imtihana tabi tutmuştu. Hz. Eyyub’da ne bir telaş, ne bir şikâyet ve ne de bir üzüntü vardı. İnsanlar bu duruma şaşırıp kalmıştı.

Özetle Hz. Eyyub, malı, ailesi ve bedeni ile ilgili ağır bir imtihana tabi idi. Fakat o, Allah’a hakkıyla kul olmanın modeli olmuştu. Tükenmez bir sabır gösteriyordu. Sıkıntılara katlanmadaki örnek tutumu, dillere destan olmuştu. İnsanlar, onun sabrını: “Eyyub’un sabrı gibi sabır” diye anlatmaya başladılar. Kısaca o “Sabır Kahramanı” idi. 

Allah, Hz. Eyyub’u (as), şöyle övmektedir: “Doğrusu Biz onu (Eyyub’u) pek sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o! O, gerçekten Allah’a yönelirdi.” (Sâd Suresi:  44)

Allah, yıllar sonra Hz. Eyyub’un duasını kabul edip belayı üzerinden kaldırdı ve O’na, ayağı ile yere vurmasını vahyetti. O da ayağı ile yere vurdu. Yerden soğuk bir su fışkırdı. Allah ona o sudan içmesini ve yıkanmasını emretti. Böylece Allah ona şifa verdi. Eskisinden daha sıhhatli ve daha kuvvetli oldu. Allah bu konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

“Eyyub’u da hatırla ki, Rabbine şöyle niyaz etmişti: ‘Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise, merhametlilerin en merhametlisisin!’ Biz de duasını kabul edip kendisine dokunan zararı giderdik; tarafımızdan bir rahmet eseri ve ibadet eden kullar için bir öğüt olarak, ailesini ve bir o kadarını da ona ihsan etik.” (Enbiya Suresi: 83-84)

Yine bir başka ayette bu konuyla ilgili şöyle buyurulmaktadır:

“(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub’u da hatırla ki, Rabbine niyaz ederek, ‘Ya Rabbî, uğradığım meşakkat ve hastalık yüzünden şeytan vesveseye yol bulup bana zarar verdi’ demişti. Eyyub’a: ‘Ayağını yere vur!’ dedik. İşte sana kullanıp yıkanacağın ve içeceğin soğuk bir su!” Nezdimizden bir rahmet ve sağduyu sahiplerine bir ibret olmak üzere ona; ailesini, çevresini ve onların bir mislini lütfettik.” (Sad Suresi:  41-43)

Eyyub’un (as) sıkıntıları, on sekiz yıl sürdü. Yakın, uzak herkes ondan ayrılmıştı. Eyyub’a (as) “Ey Allah’ın Peygamberi! Senin, en ağırına giden belâ, hangisidir?” diye sorulunca, “Düşmanların şamatasıdır!” demiştir.

Okunma Sayısı: 129
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı