"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İbretli bir kıssamız var - Hz. Eyyub’dan (as) günümüze-1

Ahmet ÖZDEMİR
11 Ağustos 2026, Salı
Kur’ân-ı Kerîm’de pek çok peygamber kıssasına yer verilmektedir. O kıssalar bu zamandaki insanlara da yol göstermektedir. İşte onlardan birisi Hz. Eyyub’un (as) kıssasıdır. Önce kıssamızı kısaca hatırlayalım.

Hz. Eyyub (as); önceleri servete, mala ve çocuklara sahip zengin bir kimseydi. Allah, Eyyub’u (as), bunlarla imtihan etti. O ise; Allah’ın verdiği nimetlere şükretmekten bir an geri kalmadı. Dünya, onu aldatamadı. Bir zaman sonra Allah, verdiği nimetleri, onun elinden teker teker aldı. Bunun sonucunda malını, ailesini ve çocuklarını kaybetti. Çok geçmeden ağır hastalıklar da onu sarıverdi. Yemeği bile ağzına güçlükle götürüyordu. Dili şişip ağzını doldurdu. Yediği şeyler karnına girdiği gibi geri çıkıyordu. Hatta ayaklarında güç kalmadı ve onları taşıyamaz hale geldi. Ev halkı gibi geçindirdiği kimselere avuç açacak duruma düştü. İnsanlar verdikleri bir tek lokmayı bile, başına kakmaya başladılar. Akrabaları, dostları da, kendisinden yüz çevirip ilişkilerini kestiler. Yaptığı iyilikler kısa sürede unutuldu. Köy halkı, kendisini köy dışındaki bir çöplüğe sürdüler. Allah’ın peygamberi bir gölgelikte barınmaya başladı. Yanına, hanımından başka uğrayanı kalmadı. 

Hz. Eyyub’un hanımı; Hz. Yûsuf’un torunlarından Rahmet adında bir kadındı. Bu kadın; Hz. Eyyub’u (as), hem bolluk zamanında, hem de sıkıntı zamanlarında terk etmeyip yardımcı oldu. 

Eyyub (as), uğradığı sıkıntılar için hiç de şikâyetçi olmadı. Şeytan da, Hz. Eyyub’un yanına sokulup ona halini Rabbine şikâyet etmesi için teşvik etmeye çalıştı. Fakat bunda başarılı olamadı. Gerçekten şeytanın vesveseleri Hz. Eyyub’u hastalık eleminden daha çok rahatsız ediyordu. Şeytan bir fırsatını bulup hanımının yanına sokulup, “Daha ne zamana kadar sabredeceksin?” diye vesvese verdi. Bunun üzerine kadın, morali bozuk bir durumda kocasının yanına gelerek, “Sen, duası, makbul bir Zat’sın. Sana, şifa vermesi için, Allah’a dua etsene!” demişti. Eyyub (as):

“Biz, yetmiş yıl nimetler içinde yaşadık. Bırak da, yetmiş yıl da, sıkıntılar içinde bulunalım!” dedi. 

Eyyub (as); kaybettikleri şeylere ağlayan hanımına, “Onları, bize kim ihsan etti?” diye sordu. Hanımı, “Allah ihsan etti.” dedi. 

Eyyub (as), “Onlardan, kaç yıl yararlandık?” diye sordu. 

Hanımı: “Seksen yıl!” dedi. 

Eyyub (as): “Allah, bizi, onların yokluğu ile kaç yıldan beri mübtelâ kılıyor?” diye sordu. Hanımı:

“Yedi yıldan beri!” dedi. 

Eyyub (as): “Yazıklar olsun sana! Vallahi, sen Rabb’ine karşı, ne adaletli, ne de insaflı davrandın! Geçim bolluğu ve rahatlık içinde bulunduğumuz gibi, Rabb’imizin, bizi uğrattığı şu sıkıntılara da, seksen yıl katlanmamız gerekmez mi? Bunca rahatlık ve bolluk içerisinde geçirdiğin yıllara karşılık bu sıkıntıya katlanmadan, bu sıkıntıyı üzerimden kaldırmasını Allah’tan istemekten haya ederim” dedi. 

Hz. Eyyub, bütün bu sıkıntılara şeytan sebep olduğu için, onu Allah’a şikâyette bir sakınca görmedi ve “Ya Rabbî, şeytan bana bir yorgunluk ve işkence dokundurdu.” diye yalvardı. (Sad Suresi, 41)

Bunun üzerine Allah, şeytanın vesveselerine karşı Hz. Eyyub’un sabrını artırdı. Artık şeytanın vesveseleri ona hiçbir sıkıntı veremiyordu.

—Devam edecek—

Okunma Sayısı: 152
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı