"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mekke Anlaşması

Ahmet Said Aydil
23 Ağustos 2026, Pazar
İttifaklar nadiren salt ortak bir ahlâkî vizyondan doğar. Ahlâkî veya normatif dil ise genellikle sonradan gelir ve esas belirleyici olan şartların mümkün ve cazip kıldığı bir duruma çerçeve çizer, kurulmuş koalisyonların devamlılığına katkı sağlayabilir.

Avrupa Birliği’ni ele alalım.

Kömür ve Çelik Topluluğu’nu kuran Avrupa, iç gerilimlerini aşmış bir kıta değildi. Savaştan yıpranmış, ekonomik olarak dışa bağımlı ve kendi güvenliğinin kaderinin belirleyemez bir durumdaydı. 

Güvenlik rekabeti Amerika güvenlik şemsiyesi üzerinden fiilen Sovyetler Birliği ile dengeye taşındığında, Fransa ile Almanya arasındaki tarihî rekabetin gerekçesi zayıfladı. 

Uzun süre boyunca birbirinin kömür, çelik ve askeri kapasitesini dengelemeye çalışan devletler, bu rekabeti sürdürmenin stratejik bir karşılığı kalmadığını gördü. 

1955’te Türkiye ile Irak arasında imzalanan, aynı yıl içinde İngiltere, Pakistan ve İran’ın katıldığı Bağdat Paktı, benzer dinamiklerin farklı bir örneği.

Bu yapının mimarisi tamamen bölge içinde değil, ABD’nin çevreleme stratejisi ve İngiltere’nin bölgedeki varlığını sürdürme planları doğrultusunda şekillendi. 

Washington’ın “Kuzey Kuşağı” yaklaşımı, Sovyetler Birliği’nin güney sınırı boyunca bir hat oluşturmayı ve bu hattın doğrudan bir Amerikan antlaşması yerine bölge yönetimlerince kurulmasını öngörüyordu. Sonuçta ABD’nin finansmanına katkı sağladığı, komitelerinde yer aldığı ancak tam üye sıfatıyla taraf olmadığı bir yapı ortaya çıktı.

İngiltere’nin çıkarı da somut bir zemine dayanıyordu. Londra’nın Irak’taki konumu, 1948 Portsmouth Anlaşması’nın sonuçsuz kalmasıyla sürdürülmesi zorlaşan ikili bir ilişkiye dayanıyordu. Pakt, bu ilişkiyi çok taraflı bir yapıya dönüştürdü ve İngiltere’nin Irak’taki askerî tesislere erişimi manda döneminden kalma bir bağ olarak değil, ortak savunma çerçevesinde devam etti.

Bölgesel üyelerin de kendilerine özgü gerekçeleri vardı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında açık Sovyet işgal tehditiyle karşılaşan Türkiye, Kore Savaşı ve 1952’deki NATO üyeliğiyle sağladığı güvenlik çerçevesini doğuya doğru genişletmeyi hedefliyordu. 1953 sonrası Şah İran’ı güvenliği için bir dış destek arıyor, Pakistan ise Hindistan karşısında stratejik bir denge arıyordu.

Bağdat Paktı, bölgesel ittifakların ayrışmaları da beraberinde getirebileceğini gösterdi. Mısır’da Nasr yönetimi bu girişimi, bölgenin dış aktörler ekseninde şekillendirilmesi olarak değerlendirdi. Süveyş Krizi ve Mısır-Suriye birleşmesi gibi gelişmelerle belirginleşen bölgesel kutuplaşma, önemli ölçüde bu adıma verilen bir tepkiydi. 

1958’deki rejim değişikliğinin ardından Irak yapıdan çekildi. İttifak CENTO adını alarak merkezini Ankara’ya taşıdı ve uzun süre sınırlı bir işlevle varlığını sürdürdü. 1979’da İran’da Şah rejiminin devrilmesiyle birlikte pakt tamamen sona erdi.

Peki, Mekke Anlaşmasını üye ülkelere cazip veya elzem hale getiren ana sebepler neler?

Türkiye açısından mesele, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail ekseninde derinleşen savunma iş birlikleri ile Suriye üzerinden yapılan saldırılarla bölgesel hareket alanının daraltılmaya çalışılması. Netanyahu’nun ofisinden gelen mesajlar da bu istikamette.

Prens Selman 3 sene önce İbrahim Anlaşmaları’na dâhil olarak Amerikan güvencesini derinleştirmeyi düşünüyordu. Engellen(e)meyen İsrail saldırganlığı ve İran savaşı, Körfez semalarına ulaşan füzeler karşısında o güvencenin kapasitesinin sanıldığı kadar geniş olmadığını gösterdi. Riyad kendine alternatif arıyor.

Pakistan için Hindistan denklemi yerinde duruyor. Bunun yanında İran’ın istikrarı, hem İslamabad hem Ankara için doğrudan bir sınır güvenlik meselesi.

Özetlersek, üç ülkeyi Mekke’de buluşturan şey şimdilik ortak bir gelecek tasavvurundan ziyade aynı anda daralan üç ayrı hareket alanı.

Anlaşmanın kendisi yarınki yazımızın konusu olacak.

Okunma Sayısı: 76
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı