Gazetemizde zamanında haber olarak girilmiş, 2018 yılından bir AİHM kararını tekrar hatırlayalım:
2008 yılında Rusya, Risale-i Nur Külliyatı’ndan bazı eserleri “aşırılık yanlısı materyal” ilan ederek yayımlanmasını ve dağıtılmasını yasakladı.
Rus mahkemelerinin gerekçesi ilginçti: bu eserler İslâm’ın hak din olduğunu söylüyor, okuyucuyu bu inanca davet ediyordu. Mahkemelere göre bu, diğer dinlere karşı üstünlük propagandası ve dinî ayrışma riski demekti. Hatta eserlerin okuyucular üzerinde güçlü bir psikolojik etki oluşturduğu, dünya görüşünü değiştirmeyi hedeflediği ileri sürüldü.
Mahkemeler bu sonuca ulaşırken dil ve psikoloji uzmanlarının raporlarına dayanmıştı. Oysa karşı tarafta çok daha ağır isimler vardı. Rusya Müftüler Konseyi, Tataristan ve Mısır Müftülükleri, El-Ezher çevresinden dinî otoriteler, bazı Katolik din adamları, Malezya İslâm Üniversitesi ve İngiltere Durham Üniversitesi gibi saygın akademik çevreler, Risale-i Nur’un şiddeti reddeden, klasik Sünnî geleneğe ait bir tefsir olduğunu ve dinler arası nefreti teşvik etmediğini açıkça ifade etmişti. Rus mahkemeleri bu görüşlerin hepsini, raporların sahipleri dilbilimci ya da psikolog olmadığı gerekçesiyle bir kenara bıraktı.
2018 yılında verdiği kararda AİHM bir dinin kendi inancını “hakikat” olarak sunması, tek başına nefret söylemi ya da aşırılık sayılamaz dedi. Din özgürlüğü, inancını açıklamayı, dinî eser yayımlamayı ve başkalarını ikna etmeye çalışmayı da kapsar. Mahkeme, eserlerde şiddete, nefrete ya da ayrımcılığa teşvik bulunduğunun gösterilemediğini; Rus makamlarının bağlamı yeterince incelemediğini ve yasaklamanın demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı olmadığını tespit etti. Sonuç olarak Rusya’nın, din özgürlüğü ışığında yorumlanan ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetti.
Şunu da eklemek gerekir: Rusya Yüksek Mahkemesi, Nisan 2008’de “Nurcular” adı altında bir yapıyı aşırılıkçı örgüt ilan ederek yasaklamıştır. Rusya’daki Müslümanlar, bu şekilde bir örgütün var olmadığını savunsa da, o tarihten bu yana, bir araya gelip Risale-i Nur okuyan çok sayıda kişi, bu “yasaklı örgütün faaliyetlerini sürdürmek” suçlamasıyla yargılanmış; kimileri hapis cezasına çarptırılmıştır.
Malezya’da katıldığımız Uluslararası İslâmofobi Araştırmaları Derneği konferansında Rus kökenli bir arkadaşımız, Rusya’daki İslâmofobi üzerine bir çalışma sundu. Çalışma, Putin rejiminin Müslümanlara ve İslâm’a yönelik kamusal jestlerinin arkasında baskıcı bir tavrın yattığını; ciddi Müslüman nüfusa sahip Rusya’nın, Müslümanlar arasında popüler ama onları devletin güdümünden çıkarmayacak hassas bir denge yürüttüğünü araştırmalarla gösterdi. Bizim paylaştığımız gibi birçok örnek de bu açıdan ele alındı. Çarlık Rusyası’nın ve Sovyetlerin yıllarca zulmettiği Müslüman halkların soğuk savaş sonrası kaderinde zaman zaman yumuşamalar olsa bile, kendilerini özgürce organize edemedikleri ve durmadan başlarının ezilme tehlikesi altında yaşadıkları gerçeği ortada.
Ömrünü Rusya’yı eleştirmeye adamış birçok Avrupalı sözde özgürlükçü kesimde, Rusya Müslümanlarının yaşadığı sıkıntıların pek dile getirilmediğini görüyoruz. Onlardan medet ummak, zaten içinde olduğumuz hazin durumu ortaya koymuyor mu?
Konferansın soru-cevap kısmında da meselenin can alıcı noktası tartışılmıştı: Bugün Müslümanlar arasında dahi, ABD ve Batı’daki zalimlerle şahsî mücadelesi sebebiyle Putin rejimi romantizmi yapılıyor; rejimin hem Rusya içinde hem Suriye gibi yerlerde Müslümanlara yaptığı zulümler göz ardı edilebiliyor, hatta farkına bile varılamıyor.
Kendi özgün dilini kuramayan ve siyasî tavrı tepkisellik dalgalarında savrulan Müslümanların kardeşlerine zulmedenler, bundan cesaret alıyor.
AİHM Kararı: https://hudoc.echr.coe.int/eng?i= 001-185293
https://www.saidnursi.de/rusyada-nurculuk-yasaklandi/
https://www.yeniasya.com.tr/gundem/aihm-den-risale-i-nur-lari-yasaklayan-rusya-ya-ceza_471523
https://www.cnnturk.com/dunya/rusyada-nur-cemaati-operasyonu-336497
https://www.risalehaber.com/nur-talebeleri-rus-mahkemesinde-risale-i-nuru-anlatiyor-221193h.htm