"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sahur/imsak vakti ve şarlatanlar

Ali FERŞADOĞLU
08 Mayıs 2019, Çarşamba
Her Ramazan-ı şerifte, “seyyar sokak yorumcuları ve şarlatanlar” kasten ortalığa salınır; “Hilâl çıplak gözle görüldü, sahur / imsak vakti şu saatte başlar; sizi aldatıyorlar!” gibi sözlerle safi zihinleri bulandırıyor, kafaları karıştırıyor…

Elbette samimî bir mü’min, kendisini bu “sokak yorumcusu şarlatanlara” göre değil, Kur’ân ilimlerinin içinde olan astronomi, coğrafya, fenlere, teknik ve teknolojiye göre ayarlamalıdır.

Kur’ân’da namaz vakitleri güneşe, Ramazan hilâli kamer / aya göre düzenlenmiştir. Bundan ötürüdür ki, Müslümanlar gözlerini her zaman “semavat ve arza” çevirir, çevirmiştir. Dolayısıyla astronomi, semavat ilmi çok gelişmiştir.

Bunun için muvakkithane ve muvakkit müessesesi teşekkül etmiştir. Muvakkit; namaz vakitlerini tayini, hilâlin görülmesiyle ilgili işleriyle vazifelendirilen kişi. Muvakkithane; vaktin tayinine yarayan, saat gibi âletlerin bulunduğu ve daha ziyâde câmilerin girişlerinde olan yer. Bu müessese, vaktin tâyinine ve bunlara âit aletlerin ayar ve tâmiri işine yaradığı gibi aynı zamanda astronomi ilminin tahsil ve ilerlemesine de hizmet ediyordu.

Muvakkit, burada vazifeli olanlardır. Zamanı tesbit eder ve müezzinlere bildirirler, onlar da ezanı okurlardı. Yoksa, müezzinler dahil herkes, namaz, imsak  vakitlerini tayin etmezlerdi, edemezlerdi. Miyop, hipermetrop veya gözlüksüz önümüzü bile göremediğimiz hastalıklı gözlerimizle mi “Ramazan hilâlini” gözlemleyeceğiz; yoksa milyarlarca ışık yılı ötedeki, uzayın derinliklerindeki hareketleri doğru olarak getiren astronomi ilmi ve hassas teknolojik alet ve cihazlarıyla mı?

Kur’ân-ı Kerîm’de mealen şöyle buyurulur: “Fecirde beyaz iplik siyah iplikten ayırdedilinceye kadar yeyin, için. Sonra orucunuzu geceye kadar sürdürün.” (Bakara Sûresi, 2/187). Veya, “Şafağın aydınlığı, gecenin karanlığından ayrılıncaya kadar yeyin…” ilaahir.

Seneler öncesinden güneş, ayın tutulmaları gibi semavî, bunlara bağlı med-cezir gibi arzî hareketleri çıplak gözlerimizle mi takip edeceğiz; teknolojinin, astronominin hassas ölçekli alet ve cihazlarıyla mı?

Namaz dahil, diğer bütün vakit ayarlamalarını çok hassas cihazları olan rasathanelere göre kılıyoruz da neden “Ramazan hilâli, fecir, sahur vaktini” şarlatanlara, sokak satıcılarına göre ayarlayalım? Kafa karıştıranlar, eğer gerçekten oruç tutuyor, namaz kılıyorlarsa, kendi tesbitlerine göre mi kılıyor, oruç tutuyor; yoksa takvimlere göre mi? 

İsterseniz onlara sorunuz:

Evet, bu “şarlatan seyyar sokak yorumcuları” Ramazan hilâlini (oruca başlama günündeki durumunu), “fecir / imsak” dışındaki sair işlerini kendilerine göre değil, ilim, teknik, teknolojiye göre ayarlamıyorlar mı!

O halde birileri kulaklarına üflüyor da maskaralık yapıp oynuyor ve safsatalarını kusup saf ve temiz insanların kafasını mı karıştırıyorlar?

Kendimizi kimin hesabına çalıştıkları bilinmeyen bu “seyyar şarlatan sokak yorumcularına” göre değil; ilim, teknik, teknoloji, ve takvimlere göre ayarlamamız gerekir.

Okunma Sayısı: 4158
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı