Bediüzzaman, talebelerine: “Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennetasa bir baharda geleceksiniz” diyor.1
Zemherîr bir dönemi yılmadan aşmış; her zorluğa göğüs germiş, “dâvâm” demiş, yaşamış. Dünkü günden yarınlara selâmetli yol açmış. Beden toprağa dönerken nüve, tutmuş, filizlenmiş; dal dal olmuş, yaprak olmuş; dallarına meyve dolmuş. Yılmaz ve yıkılmaz sabrı pırıl pırıl, ter ü taze bir âtîyi doğurmuş.
En yaşanmaz günlere, mahkeme edilişine “İlânat” 2 demiş; aslan gibi kükremiş. Ve böylece, o günleri gümbür gümbür aşmış, gelmiş; zindanları delmiş geçmiş. Kendisi görememiş, ama nesl-i cedîd “Cennetasa bahar”ına erişmiş.
Rabbimize şükürler olsun; Cenâb-ı Hak Üstadımızdan razı olsun. Çile dolu günlerinde zer ettiği tohumlar bugün sümbül vermiş, açılmış; çiçek çiçek, renk renk…
Cinanşümul bu dâvâ dar kaplara sığmıyor, nemalanıp taşıyor; sınırları aşıyor. Bu istikamette, herkes daha çok şey yapmalı, yapana da dil uzatmamalı.
“İstihkâmla istihdam” başlıklı bir makalemde bu konuyu müstakilen yazmıştım; Yeni Asya grubunun köprü yapışını, yol yapışını yani alt yapı hazırlayışını... O müstakim yollardan gidenler hız kazandı. Bize, bununla iftihar etmek yakışır. Çünkü, böylesi bir dâvâya dar çerçeve çizilmez.
Önceleri, video filmleriyle, görsel san'at dünyasında ilk hamleyi Yeni Asya başlattı. Dün, “Hür Adam”; bugün ise, Türkiye’de bir ilk olarak animasyon tekniğiyle ve üç boyutlu hazırlanmış uzun metrajlı “Allah’ın Sadık Kulu-Barla” filmi, salonlarda seyirciye ulaştı.
İlânatta, meşrû olan her nesneyi kullanmak memnu olmasa gerek.
Herkes kendi mesleğine, meşrebine, ihtisasına göre; ufkunun derinliğine göre bu hizmeti görüyor. Sonuç ise, aynı yere varıyor: İmana, İslâma, Kur’ân’a; asrın Kur’ân tefsiri olan Risâle-i Nur’a hizmetin çeşitli yöntemleri.
Yeni Asya grubunun yıllar önce ortaya koyduğu ilânat stratejileri, bugün, farklı eller tarafından insanlara sunuluyor.
Ne gam!
Fikrimiz bir, zikrimiz bir; yollarımız aynıdır. Olsa olsa, “ayran içme” tarzımızda farklar var.
Risâle-i Nur müellifi aziz Üstadımızı ve onun çileli hayatını konu alan; Nurlara köprü olan her türlü güzel çalışmayla iftihar ederiz. Biz, “Benden sonra tufan” diyenlerden değiliz.
Başka şehirlerdeki keyfiyeti bilmiyorum. Gördüğüm o ki, Ankara’nın önemli kavşaklarındaki barkovizyonlarda; büyük caddelerindeki bilboardlarda; kalabalık semtlerin otobüs duraklarındaki ışıklı reklâm panolarında; birçok medya reklâmında Üstadımızla karşılaşmak gönüllere haz veriyor, insanların ruh dünyasına güven inşaa ediyor yarınlara dair.
Böylesi güzel projelere emek verenleri, destek olanları; bu dâvâya gönül verenleri tebrik ederim.
Nice hizmet karelerinde buluştursun Rabbimiz…
Dipnotlar:
1- Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, 75.
2- Said Nursî, Şuâlar, 443.