Birbirini tanımayan iki insanın bir haneyi, bir yatağı, bir hayatı paylaşması öyle kolay bir iş değil. Fakat, evliliği Cenab-ı Hak takdir etmiş, tâ Âdem atamızdan beri.
Rûm Suresinin yirmi birinci ayetinde: “Kaynaşmak için size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O’nun varlığının delillerindendir” buyuruyor, Rabbimiz.
Dinimiz İslâm, evliliği teşvik edip karşılıklı haklara riayet edilmesini, iyi geçinilmesini; aile bağının korunmasını emretmiştir. Bunun için sağlıklı bir altyapı, doğru bir yol haritası gerekir.
Evvelâ, evlenip, yuva kurmaya talip olan kimsenin buna fikren, rûhen, bedenen hazır ve karar verebilme iradesine sahip olması şart. Tâ ki, sözünün arkasında durabilsin; yüke, omuz vurabilsin.
İkinci olarak, eş seçiminde ya da çoluk çocuğumuza eş bulmada ana kriter; Cenab-ı Hakkın rızasını ve Peygamberimizin memnuniyetini esas alan ölçülerin aranmasıdır. Hani, kız istemeye, diğer bir deyimle “dünürcü” olarak, kız evine gidildiğinde “Allah’ın emriyle, Peygamberimizin kavliyle” diye söze başlanır ya! İşte, uygulamada da esas ölçü bu olmalı.
Neden?
Peygamber Efendimiz (asm), eş seçiminde zenginlik, asâlet, güzellik ve dindarlık gibi kıstasları dikkate verdikten sonra; “Siz dindar olanı seçiniz”1 diyerek, müminlere doğru tercihleri için istikamet göstermektedir.
Sonra, “küfüv” olma durumu var. Yani dini diyaneti, dünya görüşü, yaşı, fiziği, tahsili ve ekonomik seviyesi gibi hususlarda denklik göz ardı edilmemeli. Çünkü:
İbni Ömer’den (ra) rivayet edilen bir hadiste Peygamber Efendimiz (asm); “Denkleri çıktığında kızlarınızı evlendirin. Musibet ve engellerin gelmesini beklemeyin”2 buyurmaktadır. Bu hadis-i şerifteki ön şart ve anahtar kelime, denklik. İllâ ki denklik.
Hatta, aile büyüklerinin “kafa yapısı” bile bu işte önemli bir faktör.
Sakın, “Ne ilgisi var?” demeyin.
Onlar bu çatının payandası.
Birçok defa ilk gıcırtı oradan, o eli öpülesilerden çıkıyor.
Kayınvalide oğlunu, gelin hanım ise eşini bir başkasıyla paylaşmak istemiyor gibi olmanın yanında, aile babaları da -iyi niyetle de olsa- gençler üzerinde serin bir nesim oluşturacak davranış sergileyebiliyor.
Cihan paha bir öğüt:
Peygamber Efendimiz (asm), bir aile büyüğü olarak; evlenmek üzere olan Hz. Ali ve Hz. Fâtıma’yı birlikte karşısına alıp, “Ey Ali, kızımı sana cariye olarak veriyorum, ama unutma, sen de onun kölesisin” diyor; o günden, bütün meramımızı ifade ediyor.
Eş olmanın en açık tarifi işte, bu!
Dipnotlar:
1- Buhârî, Nikâh 15.
2 - Cami’üs-Sağîr, 1:173.
3- Bir İnsan Olarak Hz. Muhammed, 98; (Yusuf Kandehlevî, 3: 123).