"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ya hapishaneye, ya hizmete giden kahraman: Süleyman Rüştü

Atilla YILMAZ
10 Mart 2019, Pazar
Hizmete gidiyorum diye evinden ayrılan Süleyman, ya hapse ya hizmete gittiği için, tekrar evine dönmemiştir. İyi ki de Süleymanlar geriye dönmedi. İyi ki de Üstada ve hizmete koştular; yoksa bu gün rahat ortamlarda hizmet etmek, Risale-i Nurları okumak belki de bizlere nasip olmayacaktı.

Risale-i Nur hizmetlerini ifa ederken; ömrü hapishanelerde ve tutuk evlerinde geçen yiğitlerden birisidir Süleyman Rüştü. Üstad Bediüzzaman’ın tabiriyle ‘’ Isparta’nın Sıddık Süleymanı.’’

Hizmette feragatli ve fedakârdı Süleyman Rüştü. O zulüm ve zorba devrinde, Kur’ân ve İman hizmetinde hiç fütur getirmedi.

Tutuklamalar, tevkifler, hapisler, karakollar hayatından bir parçaydı adeta. Bu sebeple sık sık evinden, ailesinden ve çocuklarından ayrı kalırdı. Hatta bu yüzden evi ile de arası açılırdı.

Kızı Meliha, babasıyla ilgili şunları anlatıyor:

‘’Babam hiç evde durmazdı. Ya hizmete giderdi, ya da hapse. Annem nereye gidiyorsun diye sorduğunda: Hizmete gidiyorum derdi. Ama gider gelmezdi. Babaannemde çok üzülürdü ve arkasından hep ağlardı. Çok ağladığından gözleri kapandı.’’ 1 

Süleyman Rüştü evinden çıkarken, muhtemelen küçük kızı Meliha da ağlamıştır. Baba yüreği küçük kızının gözyaşlarını içine akıtarak, hizmetin ve Üstadın yolunu tutmuştur.

Süleyman Rüştü; 1935’te Eskişehir, 1943’te Denizli Hapishaneleri’nde yattı. 1958’de Ankara’da tutuklu kaldı. Isparta’da da sık sık tutuklandı.

Hizmete gidiyorum diye evinden ayrılan Süleyman, ya hapse ya hizmete gittiği için, tekrar evine dönmemiştir. İyi ki de Süleymanlar geriye dönmedi. İyi ki de Üstada ve hizmete koştular; yoksa bu gün rahat ortamlarda hizmet etmek, Risale-i Nurlar’ı okumak belki de bizlere nasip olmayacaktı.

Evine geri dönmeyen Süleymanlar, bizlere Müslüman bir Anadolu bıraktılar. Bu günkü İslâmî hayatta, evlerine dönmeyen Süleymanların payı oldukça fazla zannediyorum. Allah onlardan razı olsun.

Sizin de evden ayrılırken ağlayan kızlarınız var mı? Sizlerin de evden hizmete giderken; ‘bu ne kadar ders, senden başka kimse yok mu, birazda evinde dursan, bizimle ilgilensen diyen eşleriniz yok mu?

Geri dönmeyen kahramanlar kervanındaki, Süleyman misüllüler, cümlenize selâm olsun; Nurun kahramanları. Sizler yavrularınız için, âlemi İslâmlara muhteşem bir gelecek hazırlamak üzere yollara düşüyorsunuz.

Devam ediyor Kızı Meliha, babasını anlatmaya:

‘’Babam büyük hapisler dışında Isparta’da da çok yattı. Evimiz sık sık polisler tarafından aranırdı. Bizler çok üzülür, huzursuz olurduk.’’ 2 

Düşünsenize, her baskında köşelerde büzüşen, korkudan titreyen yavrucaklar, hangi halet-i ruhiye içerisinde hayatlarını devam ettiriyorlardı.

Süleyman Rüştü’nün hayatı hep hapishanelerde geçtiği için, çocuklarına kardeşi Burhan sahip çıkardı. Burhan, Süleyman Rüştü’nün küçük kardeşidir. O da Nur’un kahramanlarındandır. Üstadın tabiriyle’’ Nur’un gizli kahramanı’’dır.

Çocuklar baba yüzü görmedikleri için, Burhan amcalarını baba bellerler. Burhan Ağabeyin hanımına da anne derlerdi.

Yaşanmamış hayatlar kaldı Anadolu’da. Yaşanmamış hayatlar kaldı Isparta’da, Eskişehir’de, Denizli‘de,  Afyon’da. Ve daha nice bilinmez yerlerde.

Bu Nur Kahramanlarının, geride bıraktıkları çocukları, eşleri nasıl bir hayat yaşadılar? Ne acılar çektiler? Bilinmez.

Babaları hapishane köşelerinde, o karanlık izbe mekânları Medrese-i Nuriye’ye çevirirken; acaba çoluk çocukları, hanımları ne haldeydiler? Ne yer ne içerlerdi?  Selâm verenleri, hal hatır soranları olur muydu? Yoksa bunlardan bize zarar gelir diye uzak mı dururlardı onlardan? Bilinmez.

Üstad Hazretleri, Süleyman Rüştü ve ailesine şöyle duâ edecekti:

‘’Kahraman ve sadakatte hiç sarsılmayan ve kardeşiyle (Burhan Çakın), masum evlâtlarıyla az zamanda pek çok kıymettar hizmet eden Süleyman Rüştü’nün dünyada, ahirette Cenab-ı Hak onu manevî ve maddî ticaretinde daima O’nun ihsanına mazhar eylesin. Amin.’’ 3 

Süleyman Rüştü’nün küçük kızı Meliha da Risale-i Nurlar’da yerini alacak, Üstad Hazretleri ondan ismen bahsederek tebrik edecekti:

‘’İki kahraman kardeşin (Süleyman Rüştü ve Burhan’ı kastediyor) ve mu’cizat-ı Ahmediye’de yedi çocuğun bir cihette sekizincisi hükmüne geçen Süleyman Rüştü’nün kerimesinin (Meliha’yı kastediyor) makine ile Zülfikar-ı Mu’cizat’a çalışmasını.. Bütün ruh u canımızla tebrik ederiz.’’ 4 

Bu olaylar Meliha Hanım’a sorulduğunda bire bir hatırlar ve şöyle der:

‘’Ben çocukken Üstadın köşküne sık sık giderdim. Bizim evimize çok yakındı. Annem, Üstada yemek yapardı. Üstadın yemeklerini vermeye beraber giderdik. Annem kapıda beklerdi. Üstad, bana lokum ikram ederdi. Beni alnımdan öperdi. Yatağının üstüne oturur beni severdi.’’ 5 

Müslüman Anadolu’nun manevî inşasında görev alan bu çocuklar; bu günün Müslüman atmosferinin oluşmasında şüphesiz en büyük pay sahibidirler.

Onlara her zaman minnet ve şükran borçluyuz. Rabbim dünya ve ahirette onları mesut eylesin. Amin

Dipnotlar:

1- Himmet Koçoğlu. Isparta Kahramanları. Nesil. Yay. 2- age. 3- Bediüzzaman Said Nursî. Emirdağ Lâh.YAN. s. 224. 4- age, s. 151. 5- Himmet Koçoğlu. Isparta Kahramanları. Nesil. Yay.

Okunma Sayısı: 2037
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı