"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yüz seneden beri harap olan yapı

Atilla YILMAZ
13 Ekim 2021, Çarşamba
Bir meşrûtiyet açılımı: Münâzarât (14)

Aşiretlerin, meşrûtiyetin uygulanması alanında: “Neden safi olmuyor? Neden hâlâ bulanıktır?” sorularına Bediüzzaman; yine onların anlayacakları bir dille konuyu anlatıyor. Bediüzzaman, yüz sene önce harap olmaya başlamış bir sosyal ve içtimaî yapıdan bahsediyor. Osmanlı’daki bu idarî ve sosyal yozlaşma, yüz senedir devam etmektedir.

Dört yüz senelik kesintisiz bir süreçte, ilimde, teknikte dünyaya örnek olan Osmanlı vardı. Bu zirvede oluş Osmanlı hanedanlığının başını döndürmüştü. Buna karşılık Avrupa ve Batı dünyası kendini geliştirmiş, fende ve teknikte Osmanlı’yı geçmişti. Osmanlı bu durumu, ancak toprak kaybetmeye başladıktan sonra fark etti.

Buna çözüm olarak, atalete uğrattığı dinî ve millî dinamiklerine geri dönmek yerine, Avrupa’yı yakalamak için onu taklit etmeye yöneldi. 

Islahat ve Tanzimat hareketleriyle, Avrupa’yı yakalamayı hedefledi. Ne yazık ki Avrupa’nın fennini ve tekniğini taklit yerine, kültürünü ve yaşantısını taklide yöneldi. Bu da Osmanlı’nın sonunu getirdi.

1910’ların yüz sene gerisinde Sultan II. Mahmut Dönemi’ne rastlıyoruz: “II. Mahmut Batı tarzı bir devlet inşa etmek için elinden geleni yaptı.” 1

“Onun dönemi aynı zamanda Avrupaî tarzda eğlence anlayışının Osmanlı topraklarında ilk örneklerinin de başlangıcı oldu. Padişah, pek çok kaynağın müttefikan zikrettiğine göre; içkiye düşkündü.” 2

“Rusya ile Osmanlı Devleti arasında barış anlaşması imzalanmasından dolayı düzenlenen ve İngiltere Büyükelçisi Sir Gordon’un ev sahipliğini yaptığı balo (4 Kasım 1829) Blonde Fırkateyni’nde yapıldı. II. Mahmud, ortamın uygun olmamasını bahane ederek baloya katılmayacağını bildirmişse de, devlet ricalinin katılmasına müsaade etmişti. (...) Gecenin sonunda Kaptan Paşa Selimiye Kalyonu’nda, Hüsrev Paşa da sarayında bir balo vermek istediğini bütün katılımcılara ilân etmişti. 22 gün sonra 22 Kasım 1829 tarihinde Fransa, elçiliğinde bir balo tertip etmiş, başta Hüsrev Paşa ve Kaptan Paşa olmak üzere önceki balodan oldukça mutlu ayrılan pek çok katılımcı bu baloya katılma fırsatını kaçırmamıştı.” 3

Bu arada II. Mahmut’tan sonra tahta geçen; “Sultan Abdülmecid, II. Mahmud’un ordu mensuplarına giydirdiği Avrupaî kıyafetlerin bütün memurlar tarafından giyilmesini zorunlu hale getirdi.” 4

Görüldüğü üzere; Avrupalılaşmayı ilim ve fen sahasında değil de kılık-kıyafette ve yaşantı tarzında algılayan Saray ve çevresi, gayr-i İslâmî bir hayat tarzını tebaaya da yansıtarak ahlâkın harap olmasına sebep olmuştur. 

Bediüzzaman aşiretlere (bilmana): “Bir pınarın, bir suyun kaynağı; uzun zamandır bakımsızlıktan dolayı kirlenmişse; suyun gözü bulanmışsa; temizlik için suyun kaynağında bir çalışma yaptığınızda, temiz ve berrak suyun akması, ortaya çıkması için, bir müddet daha su bulanık akmayacak mıdır?” demektedir.  

Bu örnek tam da göçebe yaşayan, yaylaklarda, düzlüklerde sürülerini otlatan konargöçerler için harika bir misaldir. Köy yerlerinde, kırsal alanlarda suyun çıktığı küçük göletler bakımsızlıktan ve temizlenmemekten dolayı pislenir. Temizlemek istediğinizde; suyun durulmasından önce su bir müddet daha bulanık akar.

Dolayısıyla Osmanlı’da; hem Avrupa mukallitliğinden hem de istibdat uygulamalarından dolayı bozulan idarî ve sosyal yapının, meşrûtiyetle yeniden düzeltilmesi elbette kolay olmayacaktır.

MEŞRÛTİYETİN GELMESİ NİÇİN GECİKİYOR?

Bediüzzaman meşrûtiyeti o kadar güzel tasvir etmiş ki aşiret mensupları meşrûtiyete karşı ilgi ve hayranlık duymaya başlamışlardır. Bediüzzaman’a, “Bu tarif ettiğin meşrûtiyetin ne kadarı bize gelmiş, niçin tamamı gelmedi?” diye sorarlar.

Bediüzzaman da, “Meşrûtiyetin onda biri size gelebilmiş” diye cevap verir. İnsanlardaki düşmanlık hissinin, bilgisizliğin ve vahşetin meşrûtiyetin yerleşmesine ve kabullenilmesine en büyük engel olduğu anlaşılmaktadır.

İnsanlar ilk defa yeni yönetim için rey kullanmışlar, hukuk önünde herkesin eşit olduğunu görmüşlerdi. Bu durum da, meşrûtiyetin çok temel bir kısmını teşkil ediyordu.

“Şayet siz meşrûtiyetin kabulü ve yerleşmesi için kendinizi ona hazır hale getirmezseniz, tembellik ederseniz, ancak onu yüz sene sonra görebilirsiniz” diyen Bediüzzaman, önemli olanın zihinlerdeki meşrûtiyet olduğunu vurgulamakta; aksi takdirde meşrûtiyeti görmek için daha çok beklemeleri gerekeceğini onlara izah ediyor.

“(Bilmana) Kürt aşiretlerinin yaşadığı Doğu Anadolu bölgesi ile İstanbul’un arası bir aylık yoldur, ama meşrûtiyet ehli insanlar ile sizlerin aranız bin aydan fazladır” diyen Said Nursî; husûmetten, cehaletten ve bilgisizlikten dolayı; meşrûtiyetin bu topraklara gelmesinin zaman alacağını ifade ediyor.

İSTANBUL HAVALİSİNDEKİ YILANLAR NEDİR?

İstanbul havalisindeki yılanlardan kasıt, meşrûtiyete uygulama alanı bırakmayan, meşrûtiyeti içine sindiremeyen ve onu inkıtaa uğratan kişiler ve olaylardır.

Bu açıdan, 31 Mart öncesinde meydana gelen olaylara bakmamız gerekecek: “Çeşitli siyasî partiler, siyasî hasımlarını hainlikle suçlayan basın kampanyaları başlattılar, gösteriler düzenlediler, bazen suikastlara karıştılar.

6 Mart’ta Sultan II. Abdülhamid Han’ın kardeşi Reşad Efendi’nin sahibi olduğu, İttihat ve Terakki’ye muhalif bir gazete olarak bilinen Serbesti’nin editörü Hasan Fehmi, İttihat ve Terakki’nin eski saltanat rejiminin rüşvetçi memurlarına şantaj yaptığını ima eden bir belge yayınladı. 12 Mart’ta, Osmanlı Ahrar Fırkası’ndan Sinop Mebusu Rıza Nur, İttihat ve Terakki’yi diktatörlük yöntemlerini kullanmakla suçladığı ateşli bir yazı yazdı. İttihat ve Terakki fedailerinin bu şekilde ortaya çıkan muhalifleri silâh zoruyla susturmak istemesi olayları büsbütün çığırından çıkarmıştır.” 5

“İkdam Gazetesi’nin başyazarı Ali Kemal’in öldürülmesi için Doktor Nazım ve Rahmi Bey İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne teklifte bulunmuşlardı. Fakat Dr. Nazım ve Rahmi Bey 27 Mart 1909 tarihli Mizan Gazetesi’nde çıkan bu haberi yalanladı. Bu olaydan yaklaşık on gün sonra Serbesti Gazetesi yazarı Hasan Fehmi, Galata Köprüsü’nde vuruldu. Köprünün her iki yakasında da polis kulübesi olduğu halde saldırganlar kaçmayı başarmıştı.” 6

“Serbesti, Rumların Türkler tarafından katliâma uğradığı yolunda bazı uydurma haberleri basmış, iş anlaşılınca da pişkinleşmiştir. Hasan Fehmi’nin cenazesinden beş gün sonra 13 Nisan 1909’da (Rumi 31 Mart 1325) ayaklanma çıktı. (...) Ayaklanma ‘Şeriat isteriz’ sloganıyla yapılmıştı.” 7

Bu olaylardan anlaşılacağı üzere, Meşrûtiyet’in, İstanbul havalisindeki yılanlardan kurtularak kendisine idarî ve sosyal sahada uygulanma şansı zorlaşmaktadır. Kin ve garazla birlikte şahsî intikam duyguları Meşrûtiyetin İstanbul’daki en büyük engelleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Şayet Meşrûtiyet İstanbul havalisinde kendisine kurulan tuzakları bozarak Şarka doğru yol alırsa da; orada da Bediüzzaman’a göre; husûmetin, cehaletin ve eşkiyaların meşrûtiyetin yolunu kesme ihtimali çok yüksek görünüyor.

Bediüzzaman meşrûtiyet konusunda, yaptığı hizmetin zorluğunun farkındadır. Bu sebeple o, olanca gücüyle meşrûtiyet olgusunun, Şarktaki aşiretler arasında benimsenmesi, yayılması ve kökleşmesi adına olağanüstü çaba sarf etmektedir.

Kaynaklar:

1- Yrd. Doç. Dr., Yunus İNCE, II. Mahmut Devri Reformlarının Tebaa Tarafından Algılanışı, Tarih İnceleme Dergisi, XXXII./2, 2017, 427-457, s. 440.

2- age, s. 441.

3- age, s. 442-443.

4- age, s. 449.

5- Yrd. Doç. Dr. Erhan METİN, II. Meşrûtiyet Dönemi Siyasî Olayları, Çankırı Karatekin Üniversitesi Tarih Bölümü, Yakınçağ Tarihi Anabilim Dalı.

6- age.

7- age. 

Okunma Sayısı: 1234
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı