"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cumhuriyet dönemi kadını ve Said Nursî’nin yaklaşımı (1)

05 Haziran 2020, Cuma 00:30
-Kadın ailenin orta direğidir-

“Bu sene inzivada iken ve hayat-ı içtimaiyeden çekildiğim halde, bazı Nurcu kardeşlerim ve hemşirelerimin hatırları için dünyaya baktım. Benimle görüşen ekseri dostlardan, kendi ailevî hayatlarından şekvalar işittim. ‘Eyvah..’ dedim. İnsanın, hususan Müslümanın tahassungâhı ve bir nevi Cenneti ve küçük bir dünyası aile hayatıdır. Bu da mı bozulmaya başlamış?” 1

“Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tamamı, cemiyet” 2 olarak tanımlanan toplum, bir arada oldukça anlam ifade eder. Aile ise bu yapının temel taşıdır. Tarih boyunca toplumları, ifsat etmek isteyen şer güçlerin ilk önce el attığı yapı ailedir. Bunun tam tersi; toplumu ıslah noktasında ortaya çıkan fikir ve görüşlerin de önceliği hep aile olmuştur. Ailenin de temel taşı, orta direği kadındır. Dolayısıyla her iki düşünce gurupları tarafından kadın hedef tahtasına oturtulmuştur.

Kısacası toplumu dağıtmak isteyenler aile hayatını dağıtmaya, toplumu bir arada tutmak isteyenler de aile hayatını bir tutmaya çalışmışlardır. İşte bu minvalde son asırlarda İslâm âlemini dağıtmak için aile hayatını dağıtma girişimleri söz konusu olmuştur. Açık söylemek gerekirse maalesef bunu bir noktada da gerçekleştirmişlerdir.

Konuyla ilişkili olarak Bediüzzaman, Lem’alar isimli eserinde bazı hususlara dikkat çekerek “Eyvah..! dedim.” demektedir: “Bu sene inzivada iken ve hayat-ı içtimaiyeden çekildiğim halde, bazı Nurcu kardeşlerim ve hemşirelerimin hatırları için dünyaya baktım. Benimle görüşen ekseri dostlardan, kendi ailevî hayatlarından şekvalar işittim. Eyvah...” dedim. “İnsanın, hususan Müslümanın tahassungâhı ve bir nevi Cenneti ve küçük bir dünyası aile hayatıdır. Bu da mı bozulmaya başlamış?” dedim. 3

Ailedeki saadetin bozulmasının sebeplerini de sıralayan Bediüzzaman, İslâm’ın sosyal hayatına ve İslâm dinine zarar vermek ve gençliği yoldan çıkarmak için uğraşan bir takım gizli komitelerin perde altında çalıştıklarını hissettim ve bildim demektedir.

Bediüzzaman bu ifsat komitelerinin Müslüman gençliği yoldan çıkarmak, İslâm milletine darbe vurmak için kadın taifesini kullandıklarını beyan ediyor ve burada tesirli bir surette çalışan dört komiteden bahsediyor. Anlaşılıyor ki bu komitelerin faaliyet alanları bir birinden farklı, ama hepsi aynı şeye hizmet etmektedirler.

Aile Saadetini Bozma Girişimleri

Yukarıda ifade ettiğimiz komiteler var gücü ile aile yapısının herc ü merc olması için çalışmışlardır. Bu faaliyetleri yarışmalar (güzellik, ses ve tiyatro vb), medya şeklinde sınıflandırabiliriz.

Yarışma Faaliyetleri

Yarışma faaliyetlerinin en tahripkâr olanı şüphesiz güzellik yarışmalarıdır. Bununla beraber ses ve oyunculuğa dair yarışmaların da maksatlı olarak kullanıldığı görülmektedir. 

Bu komitelerin yapmış olduğu bozguncu girişimlerin bazıları ise şunlardır:

1926 yılında ilk defa güzellik yarışmaları düzenlenerek kadın ön plana çıkarılıyordu. Resmî olarak 29’da Cumhuriyet Gazetesi’nin öncülüğünde bu yarışmaların reklamları çarşaf çarşaf yayınlanıyordu. Yapılan ilânlarda ‘Türk’ vurgusu ön planda tutuluyordu. Güya Avrupa’ya karşı ‘Türk kadının güzelliği’ milliyetçi duygularla tahrik edilerek, katılımcı kadın sayısının arttırılmasına çalışılıyordu. Ve bunu, Avrupa dessasları da çok iyi kullanarak sözüm ona Türk kadınını birinci seçiyorlardı. Reklâmlar, afişler yoluyla kamuoyunu etkileme çabaları alabildiğine sürdürülüyordu.

Bir komite bununla uğraşırken başka bir komite de kadın üzerinde başka başka senaryoları gündemine alıyordu. Bu konularda görevli mecmualar tarafından kadınlara yönelik ses yarışmaları tertip ediliyor, sinema ve tiyatro için kadınların ön planda tutulduğu güzellik yarışmaları düzenleniyor, manken yarışmaları yapılıyor, foto modeller seçiliyor ve Müslüman kadın sinema artistliğine özendiriliyordu. Açık saçıklık, müstehcenlik teşvik ediliyordu. Bu ve benzeri uygulamalarla kadın iffetinden uzaklaşıyor, sefahat teşci ediliyordu ve aile hayatı günden güne allak bullak oluyordu.

Bediüzzaman bu fitnelere, bu yangınlara karşı kadınları uyarıyor ve kadınlara: Risale-i Nur’un diliyle ders veriyordu: “Siz hemşirelerime ve gençlerimiz olan manevî evlâtlarıma katiyen beyan ediyorum ki: Kadınların saadet-i uhreviyesi gibi saadet-i dünyeviyeleri de fıtratlarındaki ulvî seciyeleri de, bozulmaktan kurtulmanın çare-i yeganesi, daire-i İslamiyedeki terbiye-i diniyeden başka yoktur.” 4

Bediüzzaman’ın Barla’da başlattığı iman ve Kur’ân derslerinin muhatabı sadece erkekler olmamıştır. Yazdığı eserlerin muhatabı aynı zamanda kadınlardır. “Nurda şefkat esas olmasından hanımlar o cihette ileridir. Ben  “Kardeşlerim’’ dediğim zaman, hanım hemşirelerimi kardeşler içinde kastederim. Bütün mektuplarımda onlar dahi muhataplarımdır.’’ 5

Ailenin temel direği, geleceğin nesli çocukların annesi, ilk öğretmeni kadın olduğuna göre, ailenin temel taşı olan ‘kadın’ üzerine planlar yapılmalıydı. Osmanlı sonrası yeni inşa edilen Cumhuriyet devresinde kadının yeri ne olmuştur, kadın üzerine ne oyunlar oynanmıştır? sorusuna bu yönüyle bakmakta fayda vardır.

“Türk modernleşmesinin başka simgeleri de olmakla birlikte, kuşkusuz en önemli simgesi kadın olmuştur. Hemen hemen herkesin zihninde yer eden geçit törenlerinde bayrak taşıyan şortlu, okul önlüklü ya da asker üniformalı genç kızlar ya da balo salonlarında dans eden tuvaletli kadınlar aynı zamanda yeni kurulan Cumhuriyetin modernliğinin de önemli simgeleridir.” 6

Peçeli, türbanlı, tesettürlü İslâm kadınını modern kadına dönüştürmenin kurallarını kim koyacaktı? “Mustafa Kemal’in önderliğindeki yönetimin ‘Cumhuriyet Kadını’ siyasî alanda Atatürk’ün çizdiği toplumsal projenin dışına çıkmayan, siyasî otoriteye sadık ve itaatkâr bir kadın olmalıydı.” 7

“Atatürk’ü geçiren, çevresini sarıp onu çılgınca alkışlayan halkın arasında sımsıkı bir çarşafa sarılmış bir kadın, dikkatini çekmişti. 

Hemen kadının yanına doğru gitti:

“Hanımefendi adınız nedir?’’ diye sordu.

“Hafız Hanım.’’

“Nerelisiniz?’’

“Eyüplüyüm.’’

“Hafız Hanım, benim hatırım için başındaki şu siyah örtüyü atıp, etrafı daha rahat görmek istemez misin?’’

Kadın bu sözlere, sözle değil, iki eliyle sarıldığı çarşafı başından çıkarıp atarak karşılık verdi. Sonra gözlerini Atatürk’ten hiç ayırmayarak diz çöktü.” 8

“Türk modası ve Türk kültürünü yayma açısından önemli bir ivme 1932’de Keriman Halis’in dünya güzeli seçilmesiyle sağlanmış ve Türk kadını, her alanda olduğu gibi moda alanında da Batılı kadınla yarışabileceğini göstermiştir. (…) Resimli Ay, yarışmalar düzenleyerek toplumun beğendiği ideal güzel kadını belirlemeye çalışmıştır. Her yıl yapılan güzellik yarışmalarını takip eden Resimli Ay, ‘Bu kadınların en güzeli hangisidir?’ diyerek sorduğu ve portre fotoğrafı verilen meşhur kadın artistler arasında seçim yapılmasını isteyen ödüllü yarışmalar düzenlemiştir. 

Bu yarışmada, okuyucularının güzellik hakkındaki zevkine müracaat edilerek, cevap gönderenler arasından seçilen kişiler ödüllendirilmiş, sonuçlar ‘Resimli Ay’ın Güzellik Müsabakası’ başlığı ile duyurulmuştur. Böylece Cumhuriyet’le başlayan çağdaşlaşma sürecinde Türkiye’de kadının sosyal yaşamda özgürleşmesi, siyasal, ekonomik ve bilimsel yaşamda etkin kılınmasıyla, peçeli Türk kadını imajı artık değişmeye başlamış, güzellik yarışmalarıyla Türk kadınının yeni hali farklı alanlarda varlığını göstermiştir.” 9

Medya ve Kadın

Türk kadınını Avrupaî, modern kalıba sokmak için en önemli araç şüphesiz ki gazete ve dergiler olacaktır. Bunun yanında her türlü iletişim araçları ve görsel sanatlar da Türk kadınını modernitenin tuzağına düşürmek için faaliyetlerine gizli, üstü örtülü veyahut da aşikâre devam edeceklerdi. Bediüzzaman Said Nursî bu konuda şunları yazacak ve kadınları ikaz edecekti: “İslâmiyet’in hayat-ı içtimaiyesine ve dolayısıyla din-i İslâma zarar vermek için, gençleri yoldan çıkarmak ve gençlik hevesâtıyla sefahete sevk etmek için bir iki komite çalışıyormuş. Aynen öyle de, biçare nisâ taifesinin gafil kısmını dahi yanlış yollara sevk etmek için bir iki komitenin tesirli bir surette perde altında çalıştığını hissettim. Ve bildim ki, bu millet-i İslâma bir dehşetli darbe, o cihetten geliyor.” 10

Bediüzzaman’ın bahsettiği komitelerden birisi ve belki de en önemlisi basındı. İşte bunların öncüsü bir dergi: ‘Resimli Ay’ “Resimli Ay Dergisi 1924-1928 yılları arasında çıkar; bu birinci dönemdir. 1928’den 1930’a kadar tekrar çıkar. 

Bu da ikinci dönemdir. Dergi birinci döneminde sosyal meseleler üzerinde duran, magazin konularına, özellikle kadın okuyucu kitlesine hitap eden bir yayına sahipti.” 11

Bu dönemde basın ve yayın yoluyla kadınlara yönelik yayınlar yaparak yazılar yazan ve aynı zamanda da sol düşünceye hizmet eden bazı isimler çok önemlidir. Yunus Nadi ile birlikte Sabiha ve Zekeriya Sertel çifti bu yayınlarda kilit isimlerdir. Bu üçlü fevkalâde bir komite tarzında bu konuda hizmet görmüşlerdir. 

Dipnotlar:

[1] B.S. Nursî, Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, 2010, s. 464.

[2] TDK, Türkçe Sözlük,

http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.5a9d1e0338a6e7.12548431

[3] Age, s. 203.

[4] B. S. Nursî, Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, Almanya, 1994, s. 203.

[5] B. S. Nursî, Emirdağ Lâhikası, Yeni Asya Neşriyat, Almanya, 1994, s. 156.

[6] Dilek Metin-Sert, Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Erken Cumhuriyet Dönemi Temsili Slogan Heykellerine Bakış, T. C Ankara Ünv. Sos. Bil. Enst. Kadın Çalışmaları. A.B.D. Tezsiz Yük. Lis. Dönem Projesi. Ankara, 2008.

[7] Burcu Ertuna Biçer, Erken Cumhuriyet Dönemi Aydını Sabiha Zekeriya Sertel’in Yayınlarında Modernleşme Bağlamında Kadın, Toplum ve Siyaset, T.C Marmara Ünv. Sos. Bil. Enst. Kamu Yönetimi a.b.d. Siyaset ve Sosyal Bil. Dalı. Doktora Tz. İstanbul, 2008.

[8] Atatürk’ün uşağı Cemal Granada anlatıyor. s. 118. Omay ofset basım ambalaj ve Reklam San.Tic. Ltd. Şti. Ankara. Haziran. 2007. 

[9] Dr. Makbule Sarıkaya, Resimli Ay’da Kıyafet, İnönü Ünv. Eğitim Fak. Sos. Bil. Öğretmenliği Bölümü.

[10] Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, Almanya, 1994, s. 203.

[11] Canan Maralişaşır, Resimli Ay Dergisinde (1928- 1930) Edebi ve Fikri Gelişmeler, Gazi Ünv. Sos Bil. Enst. Türk Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı, Yüks. Lis. Tz. Ankara, 2006.

Okunma Sayısı: 2392
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • barış

    5.6.2020 08:55:50

    Şu zamanda en büyük tezat tesettürlü yada islami dediğimiz kesimde görünüyor. ve kimse paradan ve lüksten ödün vermek istemiyor. cocuklar en iyi ihtimal dede nine elinde yada kreşte ve eğitim hayatı derken öylece gecip gidiyor

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı