"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şahs-ı manevi havuzundan besleniyoruz

10 Kasım 2020, Salı
Bu hafta da Pazar derslerinin heyecanını yaşadık, aksatmadık.

HABER: EDİP FERHAN ÇİFTÇİ - MUSTAFA GÖNÜLLÜ

Nefsimize yenik düşmeden katıldığımız için çok mutluyuz. Peki bizi Pazar derslerine çeken güç ne? Nefis ve şeytana aldanmadan her hafta eksiksiz bir şekilde devam ettirdiğimiz bu Pazar derslerine gelme isteğini nereden alıyoruz? 

Evet biliyoruz ki bizi, yaşadığımız bu ahir zaman fitnesi etkilemeye çalışıyor. Dolaştığımız internet sayfaları, bilgisayar oyunları ve okuduğumuz ilimlerden yarım, eksik bahseden ecnebi fenleri... Bununla beraber dışarıdaki günahlar... Kalbimizi kirletiyor, manevî hayatımızı lekeliyor. Evde tek başımıza ne kadar okusak da Risale-i Nurlar’ı, yaşadığımız çağda ferdî okumalar yeterli olmuyor. Evet biz, her Pazar günü toplanıp o şahs-ı manevî havuzundan nasiplenmezsek rahat edemiyoruz.

Risale-i Nur bizleri eğitiyor

İlk dersimizde Celal Yılmaz kardeşimiz Gençlik Rehberi’nden okuduğu bölümde, Risale-i Nur’un insanı eğittiğini ve olgun insan haline getirdiğini dikkatlere sundu. Ayrıca ilk Birleşik Almanya şansölyesi Prens Bismarck’ın Kur’ân-ı Kerîm ve hakikatlarını doğrulayışını, Hazret-i Muhammed’in (asm) ise hakikat peygamberi olduğunu tetkik edip tasdiklediğini ihtiva eden mektubunu okuduk. Bismarck’ın öyle bir ortamda, o makamda, o mevkide bu doğruluklara nasıl vardığını, onu bu arayışa neyin götürdüğünü anlamaya çalıştık. Daha sonra gazetemiz yazarlarından Süleyman Kösmene’nin “Resulullah’ı Anlamak” adlı, geçtiğimiz mevlid kandiline ithafen yazdığı yazıyı okuduk. Asrın değiştiğini, insanların çok çabuk İslâm yolundan saptığını, asrın getirdiği teknoloji ve bununla beraber gelen rahatlık sebebiyle artık daha çok sorumluluktan kaçan ve batıl düşüncelere saplanan insanoğlunun sapıtmış ideolojilerde kendini neden çürüttüğünü aramızda müzakere ettik. Ve bizi her taraftan şiddetle sarsan şüphelerden kendimizi nasıl muhafaza ederiz, bununla ilgili konuştuk.

Peygamber istikametinde kalmak

Gazetemizden bu yazıyı sunan arkadaşımız Furkan Akbaş da sunumuyla ilgili birkaç cümle paylaştı: “Bizim zamanımızda birçok durum önceki çağlardan farklı olarak meydana geliyor. Çünkü bu çağ dinin de, inançların da, kitabın da yaşandığı değil, eleştirildiği bir çağ. Bu çağ zor çağ... Etrafımızda bir sürü fitne olan bir çağ... Peygamber Efendimiz’in (asm) buyurmuş olduğu gibi, sabah evden mü’min olarak çıkıp akşam eve kâfir olarak; akşam evden mü’min olarak çıktığımız halde sabah eve kâfir olarak gelebileceğimiz bir çağ... Böyle bir çağda Peygamberimizin (asm) istikametinde kalmak yaşayabileceğimiz en güzel şey olsa gerek. Her çağın kendine has bir imamı vardır ve bu zor çağın da imamı Bediüzzaman Said Nursî’dir. Bu dönemde sünneti ve Kur’ân’ı doğru anlayıp yorumlayabilmek için Risale-i Nurlar, bu zor çağda yolumuzu aydınlatan birer fener olmuştur.” İlk bölüm sonrası ikramlara geçtik ve Said Üner kardeşimizin aldığı ikramları Celal kardeşimizin getirdiği içeceklerle beraber yedik. Derslerden ikramlara kadar her şeyi gençler organize ediyordu. Pazar dersleri gerçekten bir gençlik dersiydi.

Nur dersleri tekrar değil, inşadır

İkinci dersimizde ise Arş. Yzr. Cevher İlhan öncelikle bize Risale-i Nur hizmetini nasıl tanıdığını anlattı. Risalelerin hayata bakış açımızdaki önemini ve faydalarını, Risale-i Nur meşrebi içinde yer almanın ayrıcalığını, bu hizmeti sarsılmadan nasıl devam ettireceğimizi Risale’den ve hayatından kesitlerle anlattı ve okudu. Bu haftaki derste Cevher Ağabey’in mühim bir vurgusu, derslere devamlılığın önemi üzerine oldu. Gençliğinde camiye gittiklerinde kendisinin ezberi olmadığı halde, arkadaşları sûre tekrarı yaparken bunları sadece dinleyerek zamanla ezberlediğinden bahsetti. Bu Nur derslerinin de birer tekrar değil, her birinin birer inşa olduğunu örnek verdi. Ayrıca gazetemizin önemine de vurgu yaptı: “Güncel konulara vakıf olmayan çabuk yanılır ve yanıltır. Gazetemiz bize güncel, siyasî ve sosyal hadiselerde Risale-i Nurlar’a göre rota oluşturmaktadır. Neşriyatımız bize bunu kazandırıyor. Biz gazete ile Nur’un ikaz vazifesini yapıyoruz.”

Padişah da olsa önce meşveret 

Ayrıca Yeni Asya olarak bizlerin, siyasilere Kur’ân’ın bir düsturu olan meşvereti hatırlattığımızı söyledi. Çünkü bu zamanda padişah da olsa ve hatta çok dindar, iyi bir insan da olsa tek başına bir ülkeyi yönetmekte başarılı olamaz. Memleket için de, ev için de doğru bir istişarenin gerekliliğinden bahsetti ve Selâhaddin Eyyubî’yi ve Ömer bin Abdülaziz’i örnek verdi. Cevher Ağabey Pazar grubumuzla ilgili de birkaç cümle iletti. Pazar grubunu takip ettiğini ve güzel bir hizmet örneği olduğunu söyledi. Pazar ekibini örnek alan uygulamaların başka şehirlerde de olduğunu söyledi ve katılan gençleri, ilgilenen kardeşleri ve Urfa’yı tebrik etti.

Yine dolu dolu geçirdiğimiz bu Pazar dersinin sonu akşam namazını tamamladık. Ve burada nurlanan biz gençler, ders sonrası evlere dağılarak evlerimizi de nurlandırmaya gidiyoruz ve gelecek Pazarı bekliyoruz.

Okunma Sayısı: 2451
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı