"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman dostu Ord. Prof. Ali Fuat Başgil’i rahmetle yâd ediyoruz

19 Nisan 2024, Cuma 02:30
17 Nisan 1967 yılında vefat eden ve hürriyet sevdalısı bir hukukçu olarak her türlü baskıcı sistemi reddeden Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil, konuştuğu kürsülerden “Yaşasın millet!” diye haykırarak inerdi.

Demokrat hukukçu Başgil’in fikirleri
Merhum Başgil’in tespiti

Ali Fuat Başgil, 1893’ün Aralık ayında Samsun’un Çarşamba ilçesinde doğdu. Bölükbaşıoğulları’ndan Hâfız İbrâhim Efendi’nin torunu, Mehmed Şükrü Efendi’nin oğludur. İlk tahsilini Çarşamba’da, orta tahsilinin ilk yıllarını İstanbul’da yaptı. 1914’ten itibaren tahsilini yarıda bırakarak yedek subay sıfatıyla dört yıl Kafkas cephesinde savaştı. Orta tahsilinin geri kalan kısmını Paris Buffone Lisesi’nde tamamladı (1921). Yüksek öğrenimine Grenoble Hukuk Fakültesi’nde devam etti. Paris Hukuk Fakültesi’nde “Boğazlar meselesi” konulu teziyle doktor oldu; ayrıca Paris Siyasî İlimler Okulu ile Edebiyat Fakültesi’nden diploma aldı. Lahey Devletler Hukuku Akademisi’nin kurlarına devam ederek burayı bitirdikten sonra yurda döndü (1929).

İlk görevi Maarif Vekâleti Yüksek Tedrisat umum müdür muavinliğidir. 1930 yılında Ankara Hukuk Fakültesi’nde açılan imtihanı kazanarak doçent oldu. Bir yıl sonra aynı fakültenin Roma hukuku profesörlüğüne tayin edildi. 27 Mayıs 1960 İhtilâli’nde Millî Birlik Komitesi tarafından 147 öğretim üyesiyle beraber üniversiteden uzaklaştırıldı. 10 Nisan 1961’de de emekliye ayrıldı.

Yaşasın millet

Hürriyet sevdalısı bir hukukçu olarak her türlü baskıcı sistemi reddeden ve bu uğurda hapis yatan, yıldızının bir türlü barışmadığı darbecilerden tehditler alan Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil, konuştuğu kürsülerden “Yaşasın Millet!” diye haykırarak inerdi.

Başgil, 1961 yılında Adalet Partisi Samsun listesinden bağımsız aday olarak Cumhuriyet Senatosu üyesi seçilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasından sonra Cumhurbaşkanlığı’na adaylığını koyar. Fakat 27 Mayısçıların baskılarından dolayı adaylıktan çekilir. Daha sonra da senatörlükten de istifa eder ve 1962 yılında İsviçre’ye gider. Yaşadığı dönem içinde “Liberal Devlet, Liberal Laiklik” anlayışını savunan, her türlü otoriter baskıcı sistemi reddeden ve ayaklı bir hukuk okulu olan Ali Fuat Başgil 17 Nisan 1967 yılında vefat eder. Cenazesi büyük ve vicdanlı bir kalabalık tarafından Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilir.

Bediüzzaman’ın dostuydu

Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerinden merhum Bayram Yüksel, bir hatırasında Başgil’in şöyle dediğini aktarıyor: “Bir zaman Profesör Ali Fuat Başgil, ‘Üstadın ilmine hayranım. Bizim tahsil ettiğimiz ilimle, Üstadın ilmi mukayese edilemez. Üstada Cenab-ı Hak öyle bir ilim nasip etmiş ki; umman gibi, aştıkça kabarıyor. Bir deniz ki içine girdikçe giriliyor. Bundaki ilmin ucu bucağı yoktur. Diğer eserleri, ilimleri müstesna, yalnız Türkiye’de Osmanlı lisanını muhafaza ettiği kâfidir. Çünkü onun eserleri aynı zamanda Osmanlı lisanını muhafaza ediyor‘ demişti.”

Gençlere Bediüzzaman gibi ümit aşılayacaksın

Nur Talebelerinden Nurettin Tokdemir, bir ziyaretinde Başgil ile hatırasını paylaşıyor: “Önemli fikir şahsiyetlerini ziyaret ediyorduk. Gittik, Ali Fuat Başgil, Nurettin Topçu, Bekir Bey… Topçu bir yeis tablosu çizdi, nefes alacak yer kalmadı. Bir kardeşimiz elini kaldırdı, Bekir Berk elini uzaktan salladı. Adamın cesaret-i medeniyesi kırıldı. Onu Ord. Prof. Ali Fuat Başgil gördü: ‘Buyur evlâdım’ dedi, ‘bir şey mi söyleyecektin?’ ‘Eğer izniniz olursa, ukalalık kabul etmezseniz, haddimi aşarak ifade edeyim, bir genç olarak size Üstadımızdan bir pasaj okuma emrini verir misiniz?’ ‘O da buyur evlâdım’ dedi. ‘Bediüzzaman Hazretleri’ne demişler ki; ‘Neden bu zindan-ı atalete düştük? Bu İslâm dünyası neden tembellik zindanına düştü? Niye vazifesini yapmıyor? Bu tembellik, bu atalet ne?’ Bediüzzaman buna karşı şöyle bir cevap veriyor: ‘Hayat bir faaliyet ve harekettir. Şevk ise matiyyesidir. İşte, himmetiniz şevke binip mübareze-i hayat meydanına çıktığı vakit, en evvel düşman-ı şedîd olan yeis rast gelir. Kuvve-i mâneviyesini kırar. Siz o düşmana karşı ‘Ümidinizi kesmeyin.’ (Zümer Sûresi, 39:53) kılıcını istimal ediniz.’ 

Bir baktık ki Ali Fuat Başgil’in gözlerinin altından yaşlar iniyor. O kardeşimize ismini sorduktan sonra, Nurettin Topçu’ya döndü: ‘Bak’ dedi ‘gençlere Bediüzzaman gibi ümit ve şevk aşılayacaksın. Senin gibi yeis değil’ dedi. Sonra dışarı çıkıldı. Bekir Abi, o gencin omuzuna vurarak, ‘Keçeli tebrik ederim’ dedi. O da “Ee abi” dedi “Elinle beni susturuyordun ya…”

Okunma Sayısı: 1304
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cihan

    20.4.2024 14:14:13

    Merhum Başgilin cumhurbaşkanlığını engelleyen darbeciler ülkeye gerçekten büyük kötülük etmişler planlı olarak milletin düşmanlarını da sevindirmişler halen de bu sıkıntıları çekiyoruz..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı