"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dünya barışı Kur'an'la mümkün

02 Temmuz 2023, Pazar 00:42
BÜTÜN İNSANLARA HİTAP EDEN KUR’AN’IN BİR TEFSİRİ OLARAK RİSALE-İ NUR, EVRENSEL BİR PERSPEKTİFLE ÜMİT VE MÜJDE MESAJLARI VERİYOR.

Musa Aydın - İstanbul

İslam insanlığı birleştirecek

Yeni Asya Vakfındaki panelde konuşan Tarık Söylemezoğlu: “Risale-i Nur, geleceğe umutla bakmayı ve insanların bilgi, sevgi ve anlayışla bir araya gelerek daha iyi bir dünya inşa etme potansiyeline sahip olduklarını; İslamın evrensel mesajının insanlığı birleştireceğini vurgular.”

Kur’an hakikatleri hakim olacak

Hasan Güneş: “Risale-i Nur bir Kur'an tefsiri olarak gelecekle ilgili önemli hakikatlere dayanan büyük ümitler ve müjdeler verir.” Prof. Dr. İlyas Üzüm: “Bediüzzaman kesin olarak diyor ki, istikbalde akla, ilim ve fenne muvafık olan Kur’an hakikatleri hâkim olacak.”

***

Dünya barışı Kur’an’la mümkün

Yeni Asya Vakfı Mehmet Kutlular salonunda gerçekleştirilen “Geleceğin Dünyası ve Risale-i Nur” konulu panelde Dünyada barışın sağlanmasının Kur’an hakikatlerinin anlatılmasıyla mümkün olacağına dikkat çekildi.

Kalabalık bir izleyici tarafından takip edilen panel Kur’an tilavetinden sonra panel yöneticisi Tarık Söylemezoğlu’nun açış konuşması ile başladı.

Söylemezoğlu, konuşmasında, “Kur’an bütün insanlara ve bütün zamanlara hitap eden ezeli ve ebedi kitaptır. Risale-i Nur çağımızda Kur’an’ın hakiki ve manevi bir tefsiri olup Kur’an’ın asrımıza bakan yönünü tefsir etmiştir. Risale-i Nur İslam’ın temel prensiplerini, Kur’an’ın mesajını modern çağın ihtiyaçlarına uygun bir şekilde açıklar. Aynı zamanda geleceğe yönelik öngörülerde bulunarak, toplumun dini ve sosyal meselelerine ışık tutan bir külliyattır. Risale-i Nur, geleceğe umutla bakmayı ve insanların bilgi, sevgi ve anlayışla bir araya gelerek daha iyi bir dünya inşa etme potansiyeline sahip olduklarını vurgular. İslam’ın evrensel mesajının insanları birleştireceği, farklı kültürler ve inançlar arasında anlayış ve hoşgörünün yaygınlaşacağı bir geleceğin mümkün olduğuna işaret eder” dedi.

Risale-i Nur, bir Kur’an tefsiri olarak geleceğe ait projeksiyonlar tutar

Söylemezoğlu, konuşmacılardan Hasan Güneş’e, “Risale-i Nur’un geleceğe yönelik öngörüleri nelerdir? Nasıl bir dünya bizi bekliyor? Neler yapmalıyız istikbale matuf olarak?” sorularını yönelterek sözü Güneş’e verdi.

Hasan Güneş, “Risale-i Nur bir Kur’an tefsiri olarak gelecek ile ilgili önemli hakikatlere dayanan büyük ümitler verir, önemli müjdeler verir. Geleceğe ait projeksiyonlar yapar. Değişen ve değişmeyen hususlara insanın bunlarla ilgili vazifelerine dikkat çeker ve Kur’an’dan prensipleri ve müjdeleri aktarır” dedi ve özetle şunları söyledi: “(...)Zamanın bir akışı var, gelecek bir yere doğru gidiyor. Ancak kader de var. İnsanoğlunun hiç hesap etmediği ani hadiseler de tarihin akışını değiştirebiliyor. Mesela korona gibi bir salgın hastalık çok şeyi değiştirebiliyor. İnsan değişime açık ve hatta mecbur bir varlık. Değişimden ve gelecekten asla korkmamak gerekiyor. Moral önemli. Yiyecekten içeceğe, savaşlardan hastalıklara kadar nihayetinde her şey Alemlerin Rabbi olan Allah’ın elinde. Öncesinde hazırlıklı olmak tedbir almak ve değişimin bir parçası olmak gerekiyor. Sonrasında ise Allah’a tevekkül etmek gerekiyor. İnsanlığın evreleri ve geleceği ile ilgili tahminler yapılmış. 

Bediüzzaman da Risale-i Nur’da son dönemin “malikiyet ve serbestlik” olacağını kesin olarak ifade etmiştir. İnsanlığın son dönemde hürriyet ve demokrasiyi talep edeceğini, bu talebin önünde durulamayacağını nihayetinde de ağırlıklı olarak bunun gerçekleşeceğini ifade etmiştir. Malikiyet olarak da mülkiyet talebinin artarak devam edeceğini ve insanların ‘esir olmak istemediği gibi ecir yani ücretli de olmak istemeyeceklerini’ ifade ederek ekseriyetin kendi işini yapacağını ifade etmiştir.”

Ey Abdulkadir!

Konuşmasında Abdülkadir Geylani’nin bir hikayesine yer veren Güneş, “Abdülkadir Geylani yedi yaşlarında öküzle çift sürerken öküz geriye döner: ‘Ey Abdulkadir, sen bunun için yaratılmadın! Sen çok yüksek idealler ve maksatlar için yaratıldın’ der. Eve geldiğinde annesine: ‘Ben İlim öğrenmek istiyorum’ der. Annesi, ‘Rahmetli babanın vasiyetini yerine getirme zamanı geldi’ diyerek medreseye gönderir. Bu hikâyeden sıradan insanların da alacağı çok dersler var. Eski çağlarda insanlar bütün işleri kendileri yaptı. Daha sonra hayvanları evcilleştirmesiyle bir kısmını onlara yaptırdılar. Sonra makinalara. Güç, yoğunluk, dikkat ve zaman isteyen işler için de robotların yapacağı işler her geçen gün artacak. Burada insanlığın bir yere doğru gittiğini görüyoruz. Haberlerde Avrupa’da bazı ülkeler haftalık çalışma gününü 5 günden 4 güne indirmeye çalışıyorlar. Artan zamanda ne yapacak? Artan zamanı kendisine, ailesine, dostlarına, ilim öğrenmeye ve ibadete ayıracak. Canlı cansız her şeyi hizmetine sunan yaratıcısı için ilim ve ibadete de zaman ayırmayı unutmamalı. Bu arada, tahribatı önlemek ve hakikatı yaymak için en modern teknoloji ve usulleri kullanmak gerekiyor. Eskiden dünyanın büyük şirketleri petrol ve silah şirketleriydi. Son yirmi otuz senedir bilişim sektöründeki firmalar artık ilk sıralarda. Bu bize savaşların gittikçe azalacağın sulh ve barışın artacağın, bilgi ve enformasyonun yükselen değer olmaya devam edeceğini gösteriyor. Kendimizi buna göre hazırlamalıyız” ifadelerini kullandı.

İstikbalde Kur’an hakikatleri hâkim olacak

Söylemezoğlu, “Geleceği Risale-i Nurda geçen ayet ve hadisler bağlamında nasıl değerlendirebiliriz?” sorusuyla sözü ikinci kom-nuşmacı Prof. Dr. İlyas Üzüm’e verdi.

Prof. Dr. Üzüm, “İçinde yaşadığımız dönem bir açıdan bakıldığında uzay çağıdır, bir açıdan bakıldığında bilgi ve bilişim çağı. Yaşadığımız çağın ya da dönemin geçmişi var geleceği var. Mazisi var istikbali var. Dün ve bugün, mazi ve müstakbel, ezel ve ebed nazar-ı şuhudunda bulunan sonsuz güç ve kudret sahibi Cenab-ı Hakkın ve onun tebliğ ile vazifelendirdiği Peygamber (asm) ile bakmak gerekiyor. Resulü Ekrem (asm) buyuruyor ki: “Benim ümmetim beş zaman dilimi yaşayacak. Birinci dönem nübüvvet, ikinci dönem hilafet. Üçüncü dönem ısırıcı saltanat dönemi. Dördüncü dönem ceberut ve despotizm. Nübüvvet hakikatlerinin yani peygamberimizin getirdiği hakikalerin tekrar yaşanacağı bir dönem inşallah çok yakın. Oraya doğru gittiğimiz aşikâr. (...) İslam dünyası Cenab-ı Hakk’ın fiziki aleme koyduğu tekvini kanunlara ilgisizliğinin cezasını çekiyor. Bir kamyon domates ile bir telefon alamıyorsunuz. Batı dünyası da ubudiyet cihetini ihmal ettiği için İkinci Dünya Savaşı gibi savaşlarda milyonların ölümüne sebep oldu. Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur’da kesin ifadeler kullanıyor. Şüphesiz bunları hadis ve ayetlere dayanarak söylüyor. Diyor ki: ‘Kesin olarak söylüyorum ki istikbalde Kur’an hakikatleri hâkim olacak.’ Çünkü ahirzamanda gelecekte insanlık her yönüyle ilim ve fenne dökülecektir. Elbette emir ve prensipleri ilme, fenne ve akla muvafık olan Kur’an-ı Hakim’in hakikatleri istikbale hâkim olacaktır.” dedi. Daha sonra izleyicilerin sorularına cevaplar verilirken, farklı konularda panellerin devam edeceği ifade edildi.

Okunma Sayısı: 1986
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı