"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sezai Karakoç

Kâzım GÜLEÇYÜZ
21 Kasım 2021, Pazar
Çok farklı dünya görüşlerine sahip insanların takdir ve hayırla yad ettiği bir isim olarak ve gök kubbede hoş bir sada bırakarak dünyadan ayrılmak herkese nasip olmaz.

Hafta içinde rahmet-i Rahman’a kavuşan Sezai Karakoç, mütefekkir, yazar ve şair olarak böyle bir insandı. Derin tefekkürü, güçlü kalemi, nesirdeki sağlam üslûbu, şiirdeki özgün sanatı ve çizgisindeki vakur duruşuyla.

Ömrü boyunca, İslam medeniyetini kendi temelleri üzerinde yeniden ihya etmek için uğraştı. Yazılar yazdı, kitap telif etti, dergi çıkardı, bir “diriliş nesli” yetiştirmeye çalıştı. 

Karakoç 60’lı yıllardan itibaren Risale-i Nur gerçeğinin manevî gücünü isabetle değerlendiren ve bu eserler etrafında şekillenen iman ve ihlâs eksenli hareketin İslamî diriliş sürecindeki önemini vurgulayan bir kalemdi.

27 Mayıs sonrasında yoğunluk kazanan hücumlara karşı “Kalem yazmak zorundadır” başlıklı yazılarıyla Risale-i Nur’u ve Nur Talebelerini müdafaa etti; bu sebeple yargılandı, mahkûmiyet kararlarına maruz bırakıldı.

Onun bilhassa o zor zamanlardaki samimî ve dirayetli tavrı başlı başına takdire şayandı.

Sonraki süreçte kendine has ve nev-i şahsına münhasır bir yol takip etti. Siyasetle de kendi tarzıyla meşgul oldu. Benzeri olmayan Diriliş Partisini kurdu; iç ve dış siyasetle ilgili görüşlerini o kanalla duyurmaya gayret etti.

Siyaset bahsindeki tavır ve çizgisi Nur Talebelerinin ve Yeni Asya’nın, Risale-i Nur ölçüleri çerçevesinde meşveretlerle tayin ettiği duruştan farklıydı, bazı tenkitleri de oldu.

Bu tavrı bir cihetiyle Necip Fazıl’ı andırsa da onunla da tam olarak örtüşmedi. Bunu “siyasal İslamcılık” hareketine geçmişte de, son dönemde de iltifat etmeyip yüz vermeyerek gösterdi. Öyle ki, kendisine verilen Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülünü almak için Köşke gitmedi.

Ve Diyanet’in “Sizi hacca götürelim” teklifini, “Milletin parasıyla gitmem” diye reddetti.

Böylece, hele şu dönemde daha çok önem kazanan istiğna düsturuna hassasiyetle riayet edebilenlerden biri olduğunu gösterdi.

Güncel siyasetin bazı detaylarında farklı düşündüğü hususlar olsa da, prensipler bazında tutarlı ve düzgün bir çizgi takip etti.

Vefatıyla çok değerli bir fikir ve dava insanını kaybetmiş olduk. Allah rahmet eylesin.

Okunma Sayısı: 3688
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mustafa Nutku

    27.11.2021 17:41:27

    Kimin neyi kimden öğrendiğinin her Müslüman tarafından bilinmesi gerekmez ve bunu herkese hitap eden bir neşir organında bildirmeye lüzum yoktur. Fakat, "İslâm'ın beş şartından biri" olan Hacc vazifesini yapmanın kime farz olduğunun âkil-baliğ her Müslüman tarafından bilinmesi gerekir; bunu "umumî bir neşir organında bildirmek hakka hizmet ve mühim bir dinî vazifedir, asla karşı çıkılamaz!.." Tekrar söylüyorum: "Hacc vazifesi, ona gücü yeten her Müslüman'a farzdır" ve "misafir olarak hacca götürülmek" teklifi alan kişi, "ona gücü yeten kişi" haline gelir; "hacc bana farz olmadı" asla diyemez!..

  • Ahmet sezgin

    23.11.2021 10:08:37

    Sn Mustafa Nutku hocam Üstadı hoş görüp görmemek sizin takdiriniz. Ama ben onun bir şiirini hatırladım onu paylaşmak isterim. "ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bize öğretmediniz" Sanırım hocam sizin öğretmediğinizi Üstaddan öğreneceğiz, öğreniyoruz.

  • Mustafa Nutku

    21.11.2021 21:17:09

    Konuyu kısaca ifade etmek gerekirse, misafir olarak hacca götürülmek istenen bir kişi "Hac bana farz olmadı" cevabını veremez. Çünkü, kendisi "misafir olarak götürülmek istenilmekle hacca gitmeye gücü yeten" haline gelir ve "hacca gitmeye gücü yetene hac farz olur!.." Durum bundan ibarettir.

  • Omer

    21.11.2021 19:50:21

    Diyanet işleri hac için davet ettiklerinin masraflarını nerden karşılıyor. Bu davetlileri nasıl belirliyor. Bunun yerine herkes hac bedellerinin yüksek olduğundan şikayetçi diyanet ücretlerde indirim yapsa.

  • Kenan

    21.11.2021 18:31:30

    Siyasetin kimi, neyi nasıl su i istimal edeceğini bilemezsiniz.Buna hacca götürmek de dahil.

  • Feyzullah Ayhan

    21.11.2021 18:15:36

    Muhterem diyanet işleri başkanlığının her yaptığını kabul edersek vay halimize. Sayın Diyanet yetkilisine soruldu "hacı adaylarından aldığınız trilyon paraları takriben 6 ay kadar faiz müessesesi olan bankaya yatırıyorsunuz. Bu durumu ler-i şerifin hükmüyle nasıl telif ediyorsunuz"? :"eskiden beri bizdeki usul budur" diye cevap verildi. Hem bilirsiniz "devlet Bankalarından kredi alırsanız faiz sayılmaz ama özel bankalardan alırsanız faiz olur" gibi, acaip ve tuhaf Bir fetva verdi diyanet. Kabul mu edelim muhterem.

  • Mustafa Nutku

    21.11.2021 17:36:36

    Biz, doğru bildiğimizi söyleriz ve o söylediğimizin mesuliyetini yükleniriz. İnsanları yargılayarak onlar hakkında lehlerinde veya aleyhinde hüküm de veremeyiz. En doğrusunu Allah bilir ve insanlar hakkında son hükmü vermek selahiyeti de Allah’a aittir. Diyanet İşleri Başkanlığına her yıl Suudî Arabistan tarafından, hac için belli sayıda misafir getirmek hakkı tanınır. Diyanet İşleri Başkanlığı da her hac döneminde misafir olarak hacca götürmek üzere bazı kişilere teklifte bulunur. Böyle bir teklife muhatap olan o teklifi reddederse, o konuda son hükmü verecek olan Allah’tır. Ben şahsen, öyle bir teklifin reddedilemeyeceği düşüncesindeyim.

  • Abdurrahman

    21.11.2021 16:28:24

    Tarih Sezai Karakoçu milletin parası ile Hacca gitmediği ve dürüst bir insan olarak anacaktır. Birilerinide milletin parası ile alınan lüks makam araçları ile anacaktır. Başkan kendi parası ile götürüyorsa evet ama Camilerden taoplanan veya milletin parası ile hacca götüremez.

  • Suphi Deniz

    21.11.2021 16:27:20

    Olayın nakledicisi Mehmet Görmez hoca: Ben Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı iken Sezai Karakoç'u ziyarete gittim. 'Üstadım, Diyanet olarak sizi hacca davet ediyoruz.' dedim. Sezai Bey, 'Bana hac henüz farz olmadı. Farz olduğu zaman giderim inşaAllah' dedi. Ben tekraren, 'Efendim, Diyanet olarak sizi biz hacca götürmek istiyoruz' deyince 'Ben milletin parası ile hacca gitmem' diye cevap verdi. Bunun üzerine ben kendisine tekraren, 'Üstadım! Bu ümmeti bir Arafat manifestosundan niçin mahrum ediyorsunuz' deyince Sezai Bey: 'Hoca! Arafat'a manifesto yazılmaya gidilmez, Vakfe'ye durmaya gidilir' dedi.” Sezai Karakoç'un tavrı, son derece onurlu ve tutarlı bir tavır. Bu tavır, Nur talebelerine yabancı değil. Mustafa Nutku hocama selam ve hürmetlerimle...

  • Feyzullah Ayhan

    21.11.2021 15:53:41

    Sayın nutku kusura bakmayın ama size katılmıyorum. Hacca gitmek için 15 sene bekleyenler var, siyasilerin aracılığı ile sırada olmadığı halde kul hakkını gasp edip hacca giden nurcular var. Sezai Karakoç hem milletin parasıyla hem de sırada olmadığı bir durumda hacca gitmemeyi gitmeye tercih etmiştir doğrusunu yapmıştır. 80 milyon vatandaşın vergisiyle hacc yapmak hem de sırada 15 senedir bekleyenler varken meşru mudur sizce? Bir nur talebesinin aklından bile geçirmemesi gerekirken bu meseleyi nasıl sezai karakoç'un gitmemesini yanlış buluyorsunuz?

  • Ali

    21.11.2021 12:43:32

    Haccın şartları belli. Kontenjandan hacca gitmek bu şartlar arasında değil..

  • Şenol Berk

    21.11.2021 12:43:19

    Misafir olarak haçca götürmek isteyen kandı parasıylamı götürecekti, Yoksa Umumun malı olan diyanetin parasıylamı götürecekti? Millet malı ile misafir ağırlamak olurmu? Sayın Nutku abim...

  • Mustafa Nutku

    21.11.2021 10:54:45

    “Milletin parasıyla hacca gitmem” sözü, takdirle karşılanabilecek bir söz değildir. İslâm’ın beş şartından biri olan Hac vazifesi, “Gücü yeten her Müslüman için farzdır”. Bu konuda “Gücü yeten” olmanın ise çeşitli şekilleri vardır ve misafir olarak hacca götürülmek de onun bir şeklidir. Fatiha Sûresindeki “ihdinâ” (bize hidayet et” kelimesini İşârât’ül-î’câz eserinde tefsir eden Bediüzzaman bir ihtarda bulunuyor ve “Hidayetin en yüksek derecesi hakkı hak, bâtılı da bâtıl göstermektir” diyor. Sezai Karakoç’un misafir olarak hacca götürülmeyi reddetmesini de bu sebeble asla hoş göremeyiz.

  • Necati

    21.11.2021 00:55:41

    Allah rahmet eylesin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı