"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Neden farklı milletler hâlinde yaratıldık?

Risale-i Nur'dan
08 Temmuz 2024, Pazartesi
Üçüncü Mebhas

“Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık; sonra da, birbirinizi tanıyasınız diye milletlere ve kabilelere ayırdık.” (Hucurat Suresi: 13.)

Yani: [Arabî ibare]. Yani “Sizi taife taife, millet millet, kabile kabile yaratmışım, tâ birbirinizi tanımalısınız ve birbirinizdeki hayat-ı içtimaiyeye ait münasebetlerinizi bilesiniz, birbirinize muavenet edesiniz. Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki yekdiğerinize karşı inkâr ile yabanî bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir.”

Şu Mebhas Yedi Meseledir.

Birinci Mesele

Şu ayet-i kerîmenin ifade ettiği hakikat-i âliye hayat-ı içtimaiyeye ait olduğu için, hayat-ı içtimaiyeden çekilmek isteyen Yeni Said lisanıyla değil, belki İslâm’ın hayat-ı içtimaiyesiyle münasebettar olan Eski Said lisanıyla, Kur’ân-ı Azîmüşşan’a bir hizmet maksadıyla ve haksız hücumlara bir siper teşkil etmek fikriyle yazmaya mecbur oldum.

İkinci Mesele

Şu ayet-i kerîmenin işaret ettiği “tearüf ve teavün” düsturunun beyanı için deriz ki:

Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir; tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddit münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin; tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında hakikî bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri a’dânın hücumundan masûn kalsın. Yoksa tefrik ve inkısam, bir bölük bir bölüğe karşı rekabet etsin, bir tabur bir tabura karşı muhasamet etsin, bir fırka bir fırkanın aksine hareket etsin değildir.

Aynen öyle de, heyet-i içtimaiye-i İslâmiye büyük bir ordudur; kabâil ve tavâife inkısam edilmiş. Fakat bin bir, “bir, bir”ler adedince cihet-i vahdetleri var. Hâlık’ları bir, Rezzak’ları bir, Peygamberleri bir, kıbleleri bir, kitapları bir, vatanları bir; bir, bir, bir, binler kadar bir, bir…

İşte bu kadar bir birler uhuvveti, muhabbeti ve vahdeti iktiza ediyorlar. Demek kabâil ve tavâife inkısam, şu ayetin ilân ettiği gibi, tearüf içindir, teavün içindir; tenakür için değil, tehasum için değildir.

Mektubat, Y.A.N.-2023, s. 375

LÛ­GAT­ÇE:

a’dâ: düşmanlar.

adavet: düşmanlık.

cihet-i vahdet: birlik yönü.

Hâlık: yaratıcı; her şeyi yoktan var eden Allah.

hayat-ı içtimaiye: sosyal hayat, toplum hayatı.

heyet-i içtimaiye-i İslâmiye: Müslümanların sosyal hayatı.

husumet: düşmanlık.

inkısam: bölünme, kısımlara ayrılma, parçalanma.

kabâil: kabileler.

masûn: korunmuş.

muavenet: yardım.

muhasamet etmek: karşılıklı düşmanlık beslemek.

tavâif: taifeler, topluluklar, milletler.

tearüf: birbirini tanıma, tanışma.

teavün: yardımlaşma.

tefrik: birbirinden ayırma, ayırt etme.

tehasum: karşılıklı düşmanlık.

tenakür: karşılıklı inkâr etme, reddetme, birbirini kabul etmeme.

uhuvvet: kardeşlik.

Okunma Sayısı: 1582
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    8.7.2024 16:54:00

    "Aynen öyle de, heyet-i içtimaiye-i İslâmiye büyük bir ordudur; kabâil ve tavâife inkısam edilmiş. Fakat bin bir, “bir, bir”ler adedince cihet-i vahdetleri var. Hâlık’ları bir, Rezzak’ları bir, Peygamberleri bir, kıbleleri bir, kitapları bir, vatanları bir; bir, bir, bir, binler kadar bir, bir… İşte bu kadar bir birler uhuvveti, muhabbeti ve vahdeti iktiza ediyorlar. Demek kabâil ve tavâife inkısam, şu ayetin ilân ettiği gibi, tearüf içindir, teavün içindir; tenakür için değil, tehasum için değildir." Ordu temsili pek çok şeyleri vuzuha kavuşturuyor vesselam.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı