"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kıyafet ve hakikat: Bediüzzaman’ın sessiz itirazı

M. Said BAYRAKLILAR
17 Mart 2026, Salı
Eski Said’in kıyafeti ne o zamanki ulemanınkine, ne de şehirli eşrafınkine benziyordu.

Hatta tımarhaneye sevk edildiğinde delilik emarelerinden biri olarak kıyafeti gösterilmişti. Çünkü insanların zihninde bir kalıp vardı: “Âlim böyle giyinir.” O kalıbın dışına çıkan ise kolayca anlaşılmaz, hatta bazen deli ilân edilirdi.

Bediüzzaman ise o zamanın kıyafet anlayışına da muhalefet ediyordu. Bunu bilerek yaptığını, bunda bir gayesi bulunduğunu ve tarihe bir not düşmek istediğini Münazarat adlı eserinin sonundaki şu ifadesinden anlıyoruz:

“Seyahatimde beni tanımayanlar, kıyafetime bakıp beni tacir zannedip…”

Bu cümle aslında çok şey anlatır. İnsanlar çoğu zaman hakikati değil, sureti görürler. Hakikati anlamak zahmet ister; sureti değerlendirmek ise kolaydır.

Kıyafete bakıp insanları değerlendirmek her zamanın bir hastalığıdır. Ancak bu zamanda bu hastalık daha da dehşetlenmiş görünüyor. Hatta o kadar ileri gidip “suretperestlik” diyebileceğimiz bir tuzağı da içinde barındırıyor. Bugünün modası olan suret paylaşımı ve beğeni kültürünü düşününce, insanların surete ne kadar bağlandığı daha iyi anlaşılır. Artık insanlar çoğu zaman hakikati değil, suretin aldığı beğeni sayısını konuşuyor.

İşin enteresan tarafı ise yeni gelen neslin en belirgin özelliklerinden birinin mevcut normlara muhalefet etmek olmasıdır. Kılık kıyafet de bunun en görünür alanlarından biridir. Yeni nesil, bildiğimiz hiçbir kalıba sığmayan bir tarz takip ediyor. Anlaşılan kendine has bir şeylerin peşinde.

Bu nesli eski kalıplara zorla sokmaya çalışanların muvaffak olamadığını görüyoruz. Buna rağmen hâlâ “Gençler nerede?” diye birbirlerine soranları ibretle izlemeye devam ediyoruz. Oysa mesele gençlerin kaybolması değil; onları anlamaya çalışmayanların eski kalıplara olan bağlılığıdır.

Bediüzzaman ise daha bir asır önce bu meselenin farklı bir yolunu göstermiştir. O, her konuda olduğu gibi kılık kıyafet meselesinde de bir imam olduğunu gösterir. Zamanın kalıplarına boyun eğmek yerine kendi has kıyafetini giyer. Böylece sessiz fakat güçlü bir itiraz ortaya koyar: İnsan, suretiyle değil hakikatiyle değerlendirilmelidir.

Bu hasiyete sahip ikinci bir Bediüzzaman gösterebilir misiniz?

Belki de bu yüzden, kalıpları kırarak kendi hakikatini arayan yeni nesle imam olmaya en lâyık olan yine Bediüzzaman’dır.

Okunma Sayısı: 1156
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Nagehan

    17.03.2026 11:55:38

    Yeni nesil konusunda analizinizi doğru bulmak mümkün değil. Zaten yeni-eski farketmiyor artık, gelişen teknoloji ile her evde ve elde -Büyük Fitne(!)- İnternet var! Dolayısıyla ALLAH'ın İpini bırakanlar için internet aracılığı ile Şeytandan, Ademin çocuklarına nabza göre şerbetler var!!! Ortada, Şeriatı terkeden İslâm coğrayası ve nefsini temize çıkarma alışkanlığı var iken; din/haram-helal olgusu istemeyen şeytanî global Akıl'a boyun eğmemek, mümkün müdür!?// Hem; Bediüzzaman kendini değil Peygamber(s.a.v.) Efendimizi rol model bilir ki ve ALLAH'ın emri(33/21) de öyle değil midir!?// Selâmetle.

  • Mahmut Avcı

    17.03.2026 07:09:05

    Tebrik ederim Said hocam güzel bir nüans noktası olan kılık kıyafet tarzının bu zamandaki yine hakimi olan Bediüzzaman hazretleri örneği ile çarpıcı çıkarım sundunuz. Üstadımızın kıyafet tarzının en belirgin örneğini sarığına bağlılığını görebiliriz. bendeki etkisi ise; sarıklarından bir tanesinde bir çok renkliliği havi olarak tercih edip takmasıdır. Farklılıkrada açık ve öngörüsü yüksek bir şahsiyet olarak hem kendinde manayı hakikiyeyi muhafaza, hemde talebelerini zamanın gereksinimlerine göre giyimde yönlendirmesinde de öncülük etmiştir üstadımız. Belki ikinci bir şahsiyet olarak asırlar öncesinde yine herzaman aklıma gelen Nasrettin hoca gelir. zamanın görüşüne muhalefetten ye kürküm ye der, surete karşı hakikatin haysiyetini muhafaza eder.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı